Translate

12 Ağustos 2014 Salı

İdeoloji ve sağlık

Sağlık, egemen ideolojinin kendisini meşrulaştırdığı ve yeniden ürettiği alanların ilk sıralarında yer alır. Tarih boyunca egemen sınıflar tıbbı, egemenliklerini geniş emekçi kesimler gözünde meşrulaştırmak için bir araç olarak kullanmışlar ve kendi sınıf ideolojilerini bu alanda üretmiş ve yeniden üretmişlerdir. Ancak emekçilerin egemen sınıflara karşı yürüttükleri ideolojik ve siyasal savaşım içinde sağlık henüz hak ettiği yere gelememiştir. Emekçilerin çoğu sağlığı, egemen sınıfların kendilerine dayattığı sınırlar içinde algılamakta ve anlamaktadır.

Sağlık, bireylerin hastalandıklarında gereksindikleri tıbbi hizmetlere ulaşabilmesinden, diğer bir deyişle hekimlik ve bakım hizmetlerinden çok daha geniş bir alanı tanımlar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, tıbbi hizmetlerin toplumların sağlığını belirlemekteki payının toplam içinde dörtte biri aşmadığını göstermektedir (Kuznetsova, 2012: 11).

Kuşkusuz insan biyolojik bir varlıktır ve ebeveynlerinden miras aldığı bir genetikle dünyaya gelir. Bireyin biyolojik / genetik varlığının bireyin sağlığı üzerinde önemli etkileri vardır. Ancak geçmişte sağlığın temel belirleyicisi olduğu düşünülen biyolojik / genetik varlığın, toplumların sağlığı üzerinde yalnızca yüzde 15 kadar belirleyici olabildiği ortaya konmuştur. Dahası çevresel faktörlerin, bireylerin genlerinde yer alan bazı olumsuz özelliklerin yaşam içinde ortaya çıkması üzerinde etkili olduğunun ortaya konmasıyla birlikte, bireylerin bu sorunları yaşamasının değişmez bir kader olduğu yönündeki tezler tamamen çürütülmüştür.

İnsan fiziksel bir çevreye doğar ve bu çevrenin insan sağlığı üzerine büyük etkileri vardır. İnsanlar bu etkileri tarihin çok eski dönemlerinden beri bilmekte ve fiziksel çevrenin olumsuz etkilerinden korunabilmek için tedbirler almaya çalışmaktadırlar. Bu etkilerin toplumların sağlığı üzerinde yüzde 10 kadar bir belirleyiciliğe sahip olduğu ortaya konmuştur. Ancak bir üst paragrafta da örneklendiği gibi bu etkileri birbirlerinden yalıtık olarak düşünmek yanlıştır. Örneğimizdeki gibi olumsuz fiziksel çevre koşulları, genetik mirasta saklı bazı olumsuzlukların ortaya çıkmasına yardımcı olabilir ve bu durum belli sağlık sorunları için genetik yapının veya fiziksel çevrenin belirleyiciliğini başat kılabilir.

İnsanın egemen ideoloji tarafından gözlerden kaçırılmaya çalışılan en önemli özelliği, toplumsal bir varlık oluşudur. Aslında insan her şeyden önce toplumsal bir varlıktır. İnsanı insan yapan biyolojisi veya genetiği değil, toplumsallığıdır. İnsanı toplumsal bir hayvan olarak tanımlayanlar, insanın bu yönüne vurgu yapmaktadırlar. İnsanların içinde yaşadığı toplumsal koşullar (veya sosyal ve ekonomik koşullar) toplumların sağlığının ana belirleyicisidir. Son çalışmalar, sosyal ve ekonomik koşulların toplum sağlığı üzerindeki belirleyiciliğinin yüzde 50 düzeyinde olduğunu göstermektedir. İşte egemen sınıfların, ezilen sınıfların gözlerinden uzak tutmaya çalıştıkları gerçek budur.

Emekçilerin ve emek örgütlerinin bu gerçeğin farkında olması ve bilincine varması, egemen sınıflara karşı yürüttükleri ideolojik ve siyasal mücadelede onlara önemli bir silah sağlayacaktır. Toplumun sağlık taleplerini, insanların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, yeni hastaneler açmak veya hekim göndermekle sınırlayan anlayışların yerini, insanların sosyal ve ekonomik koşullarını iyileştirmek için mücadele etmek yaklaşımı alacaktır.

Birçok araştırma erişkin çağlarda ortaya çıkan önemli sağlık sorunlarının çoğunun hayatın başlangıcından itibaren süregelen avantaj ve dezavantajların birikimi sonucu ortaya çıktığını göstermektedir. Bireyin ileride obezite, diyabet, KOAH gibi sorunlarla karşılaşıp karşılaşmayacağı, annesinin hamilelik dönemindeki beslenme koşullarından başlayarak, erken çocukluk döneminde maruz kaldığı olumsuz yaşam koşullarıyla doğrudan ilişkilidir (Marmot ve Wilkinson, 2009: 45 – 71 ve 305 – 338).   

Hastalıkların nedenlerini mikroplara veya genlere indirgeyen biyomedikal yaklaşımlar yerine, sağlık sorunlarının köklerini toplumun örgütlenme tarzında ve üretim ilişkilerinde arayan toplumcu tıp yaklaşımlar benimsendiğinde, hastalıkların ve sağlık sorunlarının reçeteleri de değişecektir (Akalın, 2013).

Akif Akalın

Kaynaklar:

Akalın, MA. (2013). Toplumcu Tıbba Giriş. İstanbul: Yazılama.

Marmot, M. ve Wilkinson RG. (Ed) (2009). Sağlığın Sosyal belirleyicileri. İstanbul: İnsev.

Kuznetsova, D. (2012). Healthy Places. London: New Local Government Network.
  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder