Bu söyleşi Nevzat Evrim Önal tarafından gerçekleştirilmiş ve Sol internet sitesinde 2 ve 3 Ocak 2017 tarihlerinde iki bölüm halinde yayınlanmıştır.
Sağlığın ve hastalığın en önemli sosyal belirleyicisi, işçi sınıfının bilinç ve örgütlülük düzeyidir.
Bu söyleşi Nevzat Evrim Önal tarafından gerçekleştirilmiş ve Sol internet sitesinde 2 ve 3 Ocak 2017 tarihlerinde iki bölüm halinde yayınlanmıştır.
Şükrü abiyi (Şükrü Güner) yitirdiğimizi derin bir üzüntüyle öğrendik. Türkiye'de toplumcu hekim hareketinin oluşumunda ve gelişiminde büyük rolü olan ulu çınarı, sevgi ve özlemle anımsayacağız.
David Legge 1944 yılında Sydney'de (Avustralya) doğdu. 1976 yılında Melbourne Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Hekimlik kariyerine dahiliye uzmanı olarak başlayan Legge, 1970'lerin sonlarında halk sağlığına yöneldi ve akademiye geçti.
Politik ekonomi, karşılaştırmalı sağlık sistemleri, birinci basamak sağlık hizmetleri ve uluslararası sağlık politikaları alanlarında çalıştı. Avustralya (La Trobe Üniversitesi - Melbourne) ve Çin'de halk sağlığı, sağlık politikaları ve sağlık hizmetleri yönetimi dersleri verdi. 1994 yılından itibaren Uluslararası Halkın Sağlığı Konseyi'nde (International People's Health Council) yer aldı.
Uluslararası Halkın Sağlığı Üniversitesi (International People’s Health University - IPHU) ve 2000 yılında kurulan Halkın Sağlığı Hareketi'nde (People's Health Movement - PHM) aktif görev aldı. Son alarak Küresel Sağlık Gözlemi'nde (Global Health Watch), Sağlığın Politik Ekonomisi Çevresi ve Danışma Konseyi'nde görevliydi.
Bu seçki, 1975 – 1977 yılları arasında aylık olarak yayınlanan Ankara Tabip Odası Bülteni ve Ankara ve İzmir Tabip Odaları Bülteni sayılarından oluşturuldu.
Bülten önce 1975 yılında Ankara Tabip Odası Bülteni (ATOB) olarak yayınlanmaya başladı. İlk sayısı Ekim 1975'te çıkan bültenin “İlk Sayıda” başlıklı tanıtım yazısında, ATOB'un 3 bin adet basıldığı ve Ankara dışında Bursa, Diyarbakır ve Adana'da dağıtıldığı bilgisi yer alıyordu.
Türkiye'nin en köklü yüksek öğretim kurumu olan İstanbul Üniversitesi'nin hocaları, birkaç yıl önce diploma verdikleri öğrencilerini, bitirdikleri okulların önünde güvenlik görevlisi olarak gördüklerinde şaşırmıyor, hatta iş bulabildiklerine seviniyorlar. Artık TÜİK'in dahi gizlemekten vazgeçtiği “genç işsizliği”, herkesin kabullendiği bir gerçeklik haline geldi. Hatta son yıllarda bu gerçek, literatüre “ev genci” kavramını tanıştırdı.
“Ne eğitimde, ne işte” ifadesiyle tanımlanan “ev genci” kavramı, 2000'li yıllarda istatistiklere girmeye başladı. AB ülkelerinde bu kapsamdaki 15 – 24 yaş grubu genç nüfus 4.3 milyonu aşarken, Türkiye'de 3 milyona yaklaşıyor. OECD ortalaması yüzde 12 – 13 kadarken, Türkiye OECD ülkeleri içinde Güney Afrika Cumhuriyeti'nden sonra en çok ev gencine sahip ülke (yüzde 26,7).