Translate

4 Şubat 2026 Çarşamba

David Legge'i yitirdik


David Legge 1944 yılında Sydney'de (Avustralya) doğdu. 1976 yılında Melbourne Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Hekimlik kariyerine dahiliye uzmanı olarak başlayan Legge, 1970'lerin sonlarında halk sağlığına yöneldi ve akademiye geçti. 

Politik ekonomi, karşılaştırmalı sağlık sistemleri, birinci basamak sağlık hizmetleri ve uluslararası sağlık politikaları alanlarında çalıştı. Avustralya (La Trobe Üniversitesi - Melbourne) ve Çin'de halk sağlığı, sağlık politikaları ve sağlık hizmetleri yönetimi dersleri verdi. 1994 yılından itibaren Uluslararası Halkın Sağlığı Konseyi'nde (International People's Health Council) yer aldı. 

Uluslararası Halkın Sağlığı Üniversitesi (International People’s Health University - IPHU) ve 2000 yılında kurulan Halkın Sağlığı Hareketi'nde (People's Health Movement - PHM) aktif görev aldı. Son alarak Küresel Sağlık Gözlemi'nde (Global Health Watch), Sağlığın Politik Ekonomisi Çevresi ve Danışma Konseyi'nde görevliydi.

2 Şubat 2026 Pazartesi

ATOB ve TOB Bültenleri Seçkisi

 


Bu seçki, 1975 – 1977 yılları arasında aylık olarak yayınlanan Ankara Tabip Odası Bülteni ve Ankara ve İzmir Tabip Odaları Bülteni sayılarından oluşturuldu.

Bülten önce 1975 yılında Ankara Tabip Odası Bülteni (ATOB) olarak yayınlanmaya başladı. İlk sayısı Ekim 1975'te çıkan bültenin “İlk Sayıda” başlıklı tanıtım yazısında, ATOB'un 3 bin adet basıldığı ve Ankara dışında Bursa, Diyarbakır ve Adana'da dağıtıldığı bilgisi yer alıyordu.

31 Ocak 2026 Cumartesi

Genç işsizliğine Marksist yaklaşım

 

Türkiye'nin en köklü yüksek öğretim kurumu olan İstanbul Üniversitesi'nin hocaları, birkaç yıl önce diploma verdikleri öğrencilerini, bitirdikleri okulların önünde güvenlik görevlisi olarak gördüklerinde şaşırmıyor, hatta iş bulabildiklerine seviniyorlar. Artık TÜİK'in dahi gizlemekten vazgeçtiği “genç işsizliği”, herkesin kabullendiği bir gerçeklik haline geldi. Hatta son yıllarda bu gerçek, literatüre “ev genci” kavramını tanıştırdı.

“Ne eğitimde, ne işte” ifadesiyle tanımlanan “ev genci” kavramı, 2000'li yıllarda istatistiklere girmeye başladı. AB ülkelerinde bu kapsamdaki 15 – 24 yaş grubu genç nüfus 4.3 milyonu aşarken, Türkiye'de 3 milyona yaklaşıyor. OECD ortalaması yüzde 12 – 13 kadarken, Türkiye OECD ülkeleri içinde Güney Afrika Cumhuriyeti'nden sonra en çok ev gencine sahip ülke (yüzde 26,7).

28 Ocak 2026 Çarşamba

Pandemilerin Hatırlattığı Gerçek: Sağlığın Sınıfsal Belirleyicileri

 


ÖZ: Kapitalist üretim tarzının, kar maksimizasyonunu hedefleyen yapısı, kamusal olarak nitelediğimiz sağlık gibi değerlerin metalaşmasına ve genel anlamda toplumsal eşitsizliklere yol açmıştır. COVID-19 pandemisi gibi küresel krizler, kapitalizme içkin sorunları daha fazla görünür kılması açısından dikkat çekicidir.

Kapitalizmde süregelen toplumsal eşitsizlikler ile pandemide oluşan tahribatın büyüklüğü arasındaki ilişkiye odaklanan bu makale, pandeminin sınıfsal etkilerini ayrıntılandırmayı ve bir üretim tarzı olarak kapitalizmi sorgulamayı amaçlamaktadır. Çalışmada sağlığın toplumsal belirleyicileri, nicel ve nitel veriler ışığında ele alınarak, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim seviyesi, çalışma koşulları, barınma ve çevresel faktörler gibi unsurların sağlık üzerindeki etkileri derinlemesine incelenecektir. Bu yönüyle makale, sağlığın bireysel bir mesele olmadığını, toplumsal, ekonomik ve çevresel faktörlerle ilişkisini vurgulamaktadır. Makalede, COVID-19 pandemisinin yanı sıra 1918-1920 yılları arasında yaşanan İspanyol Gribi örneğiyle söz konusu ilişkisellik, tarihselci yöntemle ele alınarak, kapitalist üretim ilişkilerinin, kriz anlarında toplumsal eşitsizlikleri nasıl daha da derinleştirdiği serimlenecektir.

Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Sağlığın Toplumsal Belirleyicileri, COVID-19 Pandemisi, İspanyol Gribi, Toplumsal Eşitsizlikler.

26 Ocak 2026 Pazartesi

Bilimin içine düştüğü sefalet artık gizlenemiyor

Şöyle bir düşünün, son yıllarda okuduğunuz gazetelerde, izlediğiniz haber programlarında akademide yeni bir “skandal” haberine tanık olmadığınız tek gün oldu mu? Kaldı ki sizin tanık olduklarınız muhtemelen “buzdağının tepesidir”, her gün o kadar çok skandal yaşanıyor ki, medya bunların çok küçük bir bölümünü kamuoyuna yansıtabiliyor. Üniversitelerde “adrese teslim” kadro ilanları, dekan ve rektörlerin eşlerine koltuk tahsis etmeleri, ihale yolsuzlukları, sahte akademisyenler filan artık “haber değeri” taşımıyor.