Translate

16 Eylül 2021 Perşembe

Göç

 


Göç son yıllarda gündelik yaşantımızın önemli bir parçası haline geldi. Eskiden TV ekranlarında gördüğümüz göçmenler, artık mahallemizde, işyerimizde. Bugün sokağa çıktığınızda bir göçmene rastlamamanız mümkün değil, çünkü ülkemizde “resmi” rakamlara göre 4 milyona yakın göçmen yaşıyor. Yani etrafımızdaki her 20 kişiden biri göçmen.

 

Daha bunlara alışamadan, bizim gençlerimizin de en büyük hayalinin başka ülkelere göçmek olduğunu öğreniyoruz. SODEV Raporu ülkemizdeki gençlerin yüzde 62’sinin yurtdışına gitmek istediğini söylüyor. Bazı araştırmalarda bu oran yüzde 76’ya kadar çıkıyor.

 

Yani göç olgusuyla artık hepimiz bir şekilde yüzleşiyoruz.  

 

RAKAMLARLA GÖÇ

 

Dün gece (15 Eylül) Çanakkale Düşünce Topluluğu, Kepez Belediyesi’nin işlettiği Halk Kafe’de gerçekleştirdiği ikinci söyleşisinde “göç” konusunu ele aldı.

 

Göç olgusunun günümüzde eriştiği boyutlar için Birleşmiş Milletler’in 2019 yılında yayınladığı Dünya Göç Raporu’ndan yararlanıldı. Rapor, dünyada 272 milyon göçmen bulunduğunu ve bunun 180 milyon kadarının “emek göçü” olduğunu tahmin ediyor.

 

İlk bakışta dünya nüfusunun sadece yüzde 3,5’uğunu oluşturan bu rakam önemsiz gibi görünüyor, fakat daha önceki raporlarda 2050 yılında dünyada 230 milyon kadar göçmen olacağının tahmin edildiği düşünüldüğünde, göçün tahmin edilenden daha hızlı büyüdüğü anlaşılıyor.

 

DÜNYADA HER 30 KİŞİDEN BİRİ GÖÇMEN

 

2000 yılında dünyada yalnızca 150 milyon göçmen varmış ve dünya nüfusunun yüzde 2,8’ini oluşturuyormuş. 20 yılda bu sayı neredeyse ikiye katlanmış.

 

Daha eskilere gittiğimizde, 1970’de dünyadaki göçmen oranının yüzde 2,3 olduğunu görüyoruz. Bu oran 1990’lara kadar bu düzeyde kalıyor. 1990’larda sosyalizmin çözülmesiyle birlikte eski sosyalist ülkelerden kaynaklanan büyük bir göçle bu oran yüzde 2,9’a yükseliyor ve 2010’a kadar bu düzeyi koruyor.

 

2000’li yıllarda göçü tetikleyen başlıca nedenler arasında savaşlar ve şiddet olayları olduğu görülüyor. Dünyadaki göçmen nüfus oranı artık yüzde 3’ün üzerine çıkıyor ve 2019’da yüzde 3,5’e ulaşıyor.

 

Dünyada en çok göç veren ülkeler Hindistan (17,5 milyon), Meksika (11,8 milyon) ve Çin (10,7 milyon). En çok göç alan ülke ise ABD (50,7 milyon). Son yıllarda yüksek gelirli ülkelere göç sayısında büyük değişim olmazken (111 milyon), üst – orta gelirli ülkelerdeki göçmen sayısı 17,5 milyondan 30,5 milyona fırlıyor.

 

MÜLTECİLER

 

2000 yılında dünyada 14 milyon mülteci varken, 2018 yılında 25,9 milyona çıkmış. 2020 yılı verilerine göre Suriye’den 6,7 milyon, Venezuela’dan 4 milyon, Afganistan’dan 2,6 milyon, Güney Sudan’dan 2,2 milyon ve Myanmar’dan (Rohingyalar) 1,1 milyon kişi başka ülkelere iltica etmiş.

 

Bu süreçte Türkiye 3,7 milyon (“resmi” rakam), Kolombiya 1,7 milyon, Pakistan 1,4 milyon, Uganda 1,4 milyon ve Almanya 1,2 milyon mülteci almış.

 

Toplamda göçmenlik olgusu içinde yüzde 10’dan daha küçük bir oran oluşturmalarına rağmen, üzerine en çok konuşulan ve tartışılan kesim mülteciler. Her yıl on binlerce göçmen kabul eden ABD ve nüfusunun önemli bir bölümü göçmenlerden oluşan Katar (yüzde 79), Singapur (yüzde 37), Kanada (yüzde 21,3) ve İsveç (yüzde 20) gibi göçmen ülkeleri dahi “mültecileri” almak istemiyor.  

 

İÇ GÖÇ

 

Diğer yandan artık çok konuşulmayan “iç göç” olgusu da devasa boyutlara ulaşmış durumda. 2009 yılında dünyada 740 milyon insanın, diğer bir deyişle dünya nüfusunun onda birinin kendi ülkesi içinde göç ettiği hesaplanmış.

 

İç göç olgusunda da en büyük etmen, uluslararası göçte olduğu gibi “ekonomik”. İnsanlar ülkelerinin iş olanaklarının daha fazla olduğu bölgelerine göç etmek zorunda kalıyorlar. Böylece bir yandan kırsal kesimler boşalırken, diğer yandan milyonlarca insanı bir araya getiren megapoller oluşuyor.

 

GÖÇMEN EKONOMİSİ

 

Bu süreçte göçenlerin geride bıraktıklarına maddi yönden destek sağlamalarıyla muazzam bir göçmen ekonomisi oluşmuş.

 

2000 yılında göçmenlerin memleketlerine gönderdikleri para 126 milyar dolarken, 2020 yılında bu miktar 689 milyar dolara yükselmiş. Bu rakam Türkiye’nin GSMH’na yakın veya Türkiye’nin bütçesinin 5 katından fazla.

 

Bu ekonominin en belirgin özelliği “kayıt dışı” olması. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre göçmenlerin yüzde 92’si kayıt dışı çalışıyor. Artık sık sık yetkililerin, “göçmenler olmasa ekonomimiz çöker” biçiminde ifadelerine tanık oluyoruz.

 

BU KONUYU DAHA ÇOK KONUŞACAĞIZ

 

Burada çok ana hatlarıyla resmetmeye çalıştığımız göç konusu muhtemelen önümüzdeki yılların en önemli gündemi olacak.

 

Bu tartışmalarda özellikle insanların durduk yere evlerini, ailelerini, sevdiklerini bırakıp göç etmediklerinin, onları göçe “zorlayan” faktörlerin özellikle yaratıldığının altını çizmek önemli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder