Şükrü abiyi (Şükrü Güner) yitirdiğimizi derin bir üzüntüyle öğrendik. Türkiye'de toplumcu hekim hareketinin oluşumunda ve gelişiminde büyük rolü olan ulu çınarı, sevgi ve özlemle anımsayacağız.
1949 yılında Konya’da doğan Şükrü abi, 1973 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olarak hekimlik yaşamına başladı. Tıp fakültesinde öğrenci iken Öğrenci Temsilciliği, Öğrenci Cemiyeti Başkanlığı yaptı. Bu dönemde öğrencilerin de Fakülte Yönetim Kurulu'nda temsil edilme hakkı kazanılınca, İstanbul Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu üyesi oldu.
1973 yılında Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlık eğitimine başladı. Bu dönemde Türkiye'de hekimler arasında “sınıf bilinci” oluşmaya başlamış, başta İstanbul olmak üzere Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde işçi sınıfının mücadelesinden (DİSK'in kuruluşu, 15 – 16 Haziran vb) etkilenen “toplumcu” hekimler örgütlenmeye ve Tabip Odalarının yönetimine gelmeye başlamıştı.
Bu yıllara kadar en büyük sosyal etkinlikleri 14 Mart “balosu” düzenlemek olan Tabip Odaları, 1976 yılından itibaren 14 Mart'ları “sağlık haftası” olarak ülkenin “sağlık sorunlarının” tartışıldığı bir platforma dönüştürmüştü. “Yolumuz işçi sınıfının yoludur” diyen TTB, 1 Mayıs’larda oluşturduğu görkemli kortejlerden, Türkiye’nin ilk Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi’nin düzenlenmesine kadar sınıf mücadelesinin her yerinde görülüyordu.
Şükrü abi de bu hareketin önderleri arasında ilk sıralarda yer almıştı. Bu dönemde yayın hayatına başlayan Ankara Tabip Odası Bülteni'nin 1975 Kasım'ında yayınlanan 2. sayısında “İşçi Sağlığı” başlıklı bir makale kaleme almıştı. Şükrü abi makalesinde,
“Şurası açıktır ki işçi sağlığı sorunu, halkımızın tüm sağlık sorunlarından soyutlanamaz. Fakat ülkemizde, gelir dağılımından en düşük payı alan, satacağı kol gücünden başka geliri bulunmayan, buna karşılık ülke ekonomisine en çok emeği geçen bu sınıfın, kendi koşulları içinde sağlıklı yaşamının özellikler göstermesi konuyu ayrı olarak almamıza sebep oldu. Şüphesiz üzerinde duracağımız noktalar, tüm halkımızın sağlık sorunları için de geçerli olacaktır” diyordu.
Makalesinde “İşçi ve ailesini yalnız hastalandıktan sonra ele alan sağlık anlayışı ve örgütlenmesi sağlık sorununa çözüm getiremez” diyor ve “Türkiye'de bir saat içinde 755 iş kazası oluyor. Her saat başı bir işçi sakat kalıyor. Günde en az bir işçi, iş kazasında ölüyor. 1974 yılında yalnız altı iş kolunda 108.655 iş kazası oldu. Binlerce işçi yaralandı. 693 kişi öldü. Sigorta hastaneleri her gün işçi ve aileleri ile dolup taşmaktadır. Bütün bu sonuçlar sağlık anlayışımızdaki yanlışlıktan, örgütlenmedeki eksiklikten doğmaktadır” diye devam ediyordu.
Şükrü abi 1977 yılında Dr. Erdal Atabek’in TTB Merkez Konseyi Başkanı olduğu dönem, Merkez Konseyi Genel Sekreterliği görevini aldı ve bu görevi 12 Eylül 1980 faşist darbesiyle kapatılan TTB Merkezinin daha sonra İstanbul'dan Ankara’ya taşınmasına kadar sürdürdü.
Şükrü abi İstanbul Tabip Odası ve DİSK'in 19 – 21 Ekim 1978 tarihlerinde düzenlediği 1. Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi'nin örgütlenmesine önemli katkılarda bulundu. Bu Kongre ile İşçi Sağlığı konusuna “sınıf bakışı” kazandırıldı.
1986 - 1990 arasında İstanbul Tabip Odası Genel Sekreterliği görevini üstlenen Şükrü abiyle birlikte 1992 - 1994 yıllarında birlikte İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyeliği görevi yapmaktan onur duydum. Bu dönemde Şükrü abiden çok şey öğrendim.
Bu süreçte Türk Tabipleri Birliği tarafından 25 Aralık 1992 tarihinde Ankara'da düzenlenen “Beyaz Yürüyüş” için İstanbul ayağının örgütlenmesinde de Şükrü abiyle birlikte çalıştık. “Sağlıkta Herkese Eşit Fırsat, İyi Hekimlik Ortamı” sloganıyla yapılan yürüyüş hekim hareketinin tarihinde bir dönüm noktasıdır.
Şükrü abi daha sonra 2004 - 2006 yılları arasında TTB Etik Kurul üyeliği, 2006 - 2016 yılları arasında beş dönem TTB Yüksek Onur Kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca Türk Hekimleri Dostluk ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığı da yaptı.
Seni çok özleyeceğiz Şükrü abi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder