Translate

9 Şubat 2015 Pazartesi

Neoliberal kapitalizm şamanları hortlattı

Neoliberal kapitalizmin dünyayı yeni bir “ortaçağa” sürüklediğine ilişkin yorumlar giderek artarken, bu eğilimin yalnızca sosyal ve siyasal yaşamla sınırlı olmadığı, tıp gibi bilimsel alanlarda da hızla bilimden uzaklaşılmaya başlandığı ve binlerce yıl önce terk edilmiş ilkel tıbbi uygulamaların neoliberal politikaları benimseyen ülkelerde yeniden yaygınlaşmaya başladığı görülmektedir. Neoliberal politikalar Asya ülkelerinde tıbbın bilinen en ilkel biçimi olan şaman tıbbını desteklemekte ve teşvik etmektedir. Geçtiğimiz 20 yıl içinde dünyanın birçok ülkesinde büyü gibi arkaik yöntemler ve hacamat gibi ortaçağ uygulamaları hızla yaygınlaşmış ve bilimsel tıbba rakip hale gelmiştir.


Şaman tıbbı, tıbbın bilinen en ilkel biçimi olup, günümüzden 5 bin yıl kadar önce köleci toplumlarda, tanrılarla “özel” bir ilişkileri olduğu düşünülen şamanlar tarafından uygulanmaktaydı. Hastalıkların tanrısal bir ceza olduğuna inanılan bu dönemlerde şamanlar, insanlar ile tanrı arasında oynadıkları aracı rol ile sağlık hizmeti (dualar, danslar, kurbanlar vb) sunuyorlardı.

Sovyetler Birliği’nin çözülmesinden sonra Rusya topraklarında, fakat aynı zamanda Alaska, Moğolistan ve Çin gibi komşu coğrafyalarda şamanizmin “hortla(tıl)masına” tanık olundu. 1990’lı yıllarda “aniden” ortaya çıkan şamanlar, kendilerine başvuran hastaları artık çoktan tarihe karışmış olan yöntemlerle “tedavi” etmeye başladılar. Önceleri “şaka” gibi görünen bu gelişmelerin aslında bizzat hükumetler tarafından beslendiği ve desteklendiği kısa sürede ortaya çıktı. Neoliberal politikaları benimseyen hükumetler, “tıbbi çoğulculuk” (medical pluralism) adına şaman tıbbını desteklemeye başladılar.

Rusya hükumeti şamanlığı ve şaman tıbbını çeşitli şekillerde desteklemektedir: Şaman örgütleri ve şaman tıbbı uygulayan kurumlar ve kişilerin bu hizmetlerine vergi muafiyeti getirilmiştir. Dahası bu kişi ve kurumların belirli kamusal fonlardan yararlanabilmeleri sağlanmıştır. Bilimsel tıp uygulayan kişi ve kurumların sundukları hizmetler vergilendirilirken, şaman tıbbının vergiden muaf olması, Rus hükumetinin şaman tıbbına verdiği açık desteğin önemli bir göstergesidir. Ayrıca şamanlara ülkenin kamusal sağlık kurumlarıyla işbirliği olanakları da sunulmuştur (Sundström, 2012: 369).

Şamanlara devlet desteği verilmesi, şaman tıbbının hortla(tıl)ması için hayati önemdedir, çünkü şamanlığın “doğası” gereği, 2000’li yıllarda ortaya çıkan “şamanların” ciddi bir “meşruiyet” sorunu vardır. Bilindiği gibi şamanlık, hekimlik gibi üniversite kazanılarak ve tahsille edinilecek bir “meslek” değildir. Şamanlar tanrı tarafından “seçilmiş” insanlardır ve şamanlık iddiasında bulunan birinin insanları “ikna” etmesi gereklidir. Bu durumda örneğin Oleg Krashevsky gibi beyaz derili bir Rus’un (Rusya’nın en meşhur şamanlarından biri) şamanlık iddiası ancak devlet desteğiyle mümkündür (Koptseva ve Kirko, 2014: 183).

Rusya’nın yakın komşusu Moğolistan’da da şamanizm, 1990’larda hortla(tıl)mıştır. Delaplace’a göre Moğolistan’da şamanizmin hortla(tıl)ması için gerekli koşulları, bu ülkede sosyalizm çözüldükten sonra egemen olan “pazar ekonomisi” yaratmıştır. Ülkelerinin kapitalizmi benimsemesiyle birlikte hemen ticarete giren ve kısa zamanda büyük patronlar olmayı uman Moğollar, piyasanın gel-gitleri içinde uğradıkları ekonomik kayıplarını “talihsizliklerine” bağlayıp, üstlerindeki laneti kaldırmaları için Buryat şamanlarına koşmuşlardır. Buryat şamanların işlevlerini tıbbi uygulamalara genişletmeleri ve hasta kabul etmeye başlamaları çok uzun zaman almamıştır (Delaplace, 2014: 3).

Gawecka, 1996  - 2000 yılları arasında Kazakistan’ın başkenti Alma-ata’da (1978 yılında Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF’in “2000 yılında Herkese Sağlık” stratejisini ilan ettiği kent) ve 2011 – 2013 yıllarında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te şamanizmin hortla(tıl)masını gözlemlemiştir. Gawecka otoritelerin şamanizme tutumunu “pozitif, hatta zaman zaman destekleyici” olarak tanımlamaktadır. Şaman tıbbı Kazakistan’daki bazı tıp fakültelerinde öğretilmekte ve kamusal sağlık hizmetleri arasında yer almaktadır (Gawecka, 2014: 36 – 38).

Günümüzde Sibirya bölgesindeki cumhuriyetlerde şamanlara iyileştiricilik yapabilmeleri için sertifika verilmeye başlanmıştır. 2005 yılında yalnızca Tuva’da 8 şaman örgütü ve tahminen yüzlerce sertifikalı şaman bulunduğu belirtilmektedir (Sundström, 2012: 369). Ancak şamanların tıbbi uygulamaları ülkeden ülkeye büyük değişiklikler göstermektedir. Bazı ülkelerde şamanlar her türlü sağlık sorununa müdahale ederken, diğerlerinde kendilerini belli alanlarla sınırlamaktadırlar. Örneğin Özbekistan’da diğer ülkelerden farklı olarak şaman tıbbı yalnızca psikolojik – psikiyatrik durumlarla sınırlıdır. Bedensel rahatsızlıklarda bilimsel tıbba başvurulurken, ruh sağlığı şamanlara bırakılmıştır. Şamanlara hastalar kendileri doğrudan gidebildikleri gibi, bilimsel tıp uygulayan hekimler tarafından da sevk edilebilmektedirler (Tursunova ve ark., 2014: 48).

TÜRKİYE’DE DURUM

Türkiye’de de neoliberal politikalar izleyen hükumet henüz şaman tıbbına izin vermemiştir. Türkiye’de geçtiğimiz yılın sonunda tarihsel olarak şaman tıbbını izleyen “ortaçağ tıbbı” benimsenmiştir. Sağlık Bakanlığı tarafından 27 Ekim 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları üzerinde “ortaçağ tıbbı” uygulanabilmesinin önündeki hukuksal engeller kaldırılmıştır.

Ancak Yönetmeliğin yayınlanmasından sonra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) “ortaçağ tıp uygulamaları” için ödeme yapmayacağını açıklamıştır. SGK ödeme yapmadığı için hastalar şimdilik hacamat veya sülük “tedavisi” gibi ortaçağ tıbbı uygulamalarını kamu hastanelerinde ve özel kurumlarda bedelini ödemek şartıyla satın alabilmektedirler.



Ortaçağ tıbbının kan alma esasına dayalı bu tür uygulamaları esas olarak “dört suyuk” kuramına dayanmaktadır. Günümüzden 2.500 yıl öncesine dayanan bu kurama göre hastalıklara kan, balgam, kara safra ve sarı safra gibi bedensel salgılar arasındaki dengesizlikler neden olmaktadır. Buna göre bedende kanın fazla olduğu düşünülen durumlarda hacamat veya sülük tedavisi ile “fazla” kan alınmaktadır. Bilimsel tıp bu yöntemin çok sınırlı endikasyonlar dışında (örneğin polisitemi) hiçbir faydası bulunmadığını yıllar önce kanıtlamıştır. Tıp fakültelerinde öğrencilere neredeyse yüz yılı aşkın bir zamandır “tıp tarihi” derslerinde anlatılan bu yöntemlerin, yirmi-birinci yüzyılda çağdaş klinik uygulamalar arasına girmiş olması, neoliberal kapitalizmin insanlığı nerelere taşıdığının en somut göstergelerinden biridir.
 
Türkiye’de de hükumet, Rusya’da ve diğer Asya ülkelerinde olduğu gibi “bilim-dışı” tıbbi uygulamaları hukuksal düzenlemeler yanında maddi olarak da teşvik etmektedir. Örneğin kamu hastanelerinde bilimsel tıp uygulayan bir hekimin muayene ücreti 30 – 45 TL iken, bilim dışı bir uygulama olan hacamat tedavisinin ücreti devlet hastanelerinde 50 TL ve üniversite hastanelerinde 75 TL olarak belirlenmiştir. Böylece hekimler “bilimsel” tıp yerine, daha fazla para kazanabilmek için “bilim-dışı” tıbba teşvik edilmektedir. Bu politikanın kısa sürede hekimlerin mesleki pratiğine yansıyacağını ve bilimsel tıp eğitimi almış Türkiyeli hekimlerin, “ortaçağ tıbbı” hatta “şaman tıbbı” uygulayabilmek için gerekli sertifikaları edinmeye başlayacaklarını söylemek “kehanet” olmayacaktır.

Tarih “ya sosyalizm, ya barbarlık” diyen Rosa Luxemburg’u, insanlığı yirmi-birinci yüzyılda şamanlık ve hacamatla yeniden tanıştırarak haklı çıkartmıştır.

Akif Akalın

Kaynaklar

Delaplace, G. (2014). Establishing mutual misunderstanding: a Buryat shamanic ritual in Ulaanbaatar. Journal of the Royal Anthropological Institute, : 1 – 18.

Gawecka, DP. (2014). The Way of the Shaman and the Revival of Spiritual Healing in Post-Soviet Kazakhstan and Kyrgyzstan. Shaman, 22(1-2): 35 – 59.

Koptseva NP, Kirko VI. (2014). Post-Soviet practice of preserving ethnocultural identity of indigenous peoples of the North and Siberia in Krasnoyarsk Region of the Russian Federation. Life Science Journal, 1(7): 180 – 185 .

Sundström, O. (2012). Is the shaman indeed risen in post-Soviet Siberia? Scripta Instituti Donneriani Aboensis, 24: 350 – 387.


Tursunova, Z., Kamp, M., Azizova, N., Azizova, L. (2014). Cultural Patterns of Health Care Beliefs and Practices among Muslim Women in Uzbekistan. Health, Culture and Society, 6(1): 47 – 61. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder