Translate

15 Ocak 2019 Salı

Rosa Luxemburg: Kartallar yüksekte uçar

Bugün Almanya işçi sınıfının unutulmaz önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in, sosyal demokrat çeteler tarafından katledilmesinin 100. yıldönümü.

Bu vesileyle Almanya’nın devrimci önderlerini anarken, Spartaküs Birliği’nin, aralarında “sağlık” taleplerinin de yer aldığı taleplerini bir kez daha anımsatmak istedik.


SOSYAL DEMOKRASİNİN İHANETİ VE KOMÜNİSTLER

Almanya’da Bismarck tarafından gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu, işçiler arasında, çalışma ve yaşam koşullarının “düzen” değiştirilmeden de iyileştirilebileceği yanılsaması yaratmış, Alman Sosyal Demokrat Partisi (ASDP) içinde güçlenen “reformistler”, Birinci Paylaşım Savaşı’nda Alman sermayesinin yanında yer alacak kadar ihanetin içine girmişlerdi.

4 Ağustos 1914'te ASDP’nin savaş bütçesine destek vermesi bardağı taşıran son damla oldu ve aralarında Karl Liebknecht, Rosa Luxemburg, Franz Möling ve Clara Zetkin’in de bulunduğu Alman komünistleri, reformistlerle yollarını ayırdılar.

Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg tarafından örgütlenen “Spartaküs Birliği”, savaş boyunca Almanya işçi sınıfına, gerçek düşmanın Almanya sermayesi olduğunu anlatamaya çalıştı. 1917 Ekim Devrimi’ni coşkuyla karşılayan Almanyalı komünistler, Almanya’nın savaştan yenik çıkmasının ardından iktidarı ele geçirmek için çabalarını arttırdılar.

1918 yılına, Berlin İşçi Konseyi tarafından örgütlenen grevler damgasını vurdu. Savaşı yitirdiğini anlayan Almanya sermayesi, işçi sınıfını bir kez daha bölmek için reformist sosyal demokratları hükumete davet etti. Reformist sosyal demokratlar da, bir kez daha işçi sınıfına ihanet ederek 1918 Eylül’ünde hükumete girdi.

1918 Kasım’ının ilk günlerinde Karl Liebknecht’in örgütlenmelerinde önemli katkılarının olduğu işçi ve asker Sovyetleri ayaklanma başlatarak önce Kiel’de ve birkaç gün içinde diğer illerde yönetimi ele geçirdiler. 8 Kasım’da Sovyetler, Bavyera Cumhuriyeti’ni ilan etti ve 9 Kasım ayaklanmasıyla aralarında Rosa Luxemburg’un da bulunduğu siyasi tutuklular kurtarıldı.

İşçi sınıfının komünistlerin etkisine girdiğini gören sosyal demokratlar hemen hükumetten çekilerek, 10 Kasım 1918’de kendileri bir koalisyon hükumeti kurdu. Sermaye bu manevrayla, sosyal demokratları komünistlerin karşısına çıkartarak, işçi sınıfını yine bölmeyi başardı. Sosyal demokratlar hemen bir komünist avı başlattılar ve 6 Aralık’taki Spartaküs gösterisini kana buladılar.

16 Aralık’ta gerçekleştirilen 1. İşçi ve Asker Sovyetleri Kongresi’nde reformistler çoğunluktaydı. Devrimin önderliği, karşı devrimci sosyal demokratların eline geçmişti. Spartaküsler 1918’in son günlerinde Berlin’de gerçekleştirdikleri bir Kongre ile Almanya Komünist Partisi adını aldılar.

Sosyal demokratlar, 9 Ocak’ta devrimci işçiler ve askerlerin üzerine çeteleri gönderdi. Bir hafta süren çatışmalar sonunda 15 Ocak’ta komünistler yenilirken, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht çeteler tarafından katledildi.




SPARTAKÜS BİRLİĞİ NE İSTİYOR?

Rosa Luxemburg, Alman sermayesi tarafından işçi sınıfını bölmesi ve devrimi ezmesi için görevlendirilen Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin gerçek yüzünü sergilemek amacıyla, 1. İşçi ve Asker Sovyetleri Kongresi’nin arifesinde, 14 Aralık 1918’de Die Rote Fahne (Kızıl Bayrak) dergisinde “Spartaküs Birliği Ne İstiyor?” başlıklı bir makale yayınladı.

“Ya sosyalizm, ya barbarlık” deyişinin de yer aldığı makalesinde Luxemburg, Spartaküs Birliği’nin taleplerini (program da denebilir) beş başlık altında sıralıyordu. Luxemburg, Spartaküs Birliği’nin “sağlık” taleplerini, “Politik ve Sosyal Alanlar” başlığı altında sıralamıştı:

“Gıda, barınma, sağlık bakımı ve eğitim sunumunun, proleter devrimin ruhuna uygun olarak hemen temelden yeniden örgütlenmesi.”

Luxemburg’un diğer başlıklarda sıraladığı talepler arasında da sağlığın sosyal belirleyicilerine hitap eden talepler vardı. Spartaküs Birliği, sosyal farklılıkların ve bütün unvanların kaldırılmasını, cinsiyetler arasında tam bir hukuksal ve sosyal eşitlik sağlanmasını istiyordu.

İş gününün 6 saate indirilmesi ve işsizliğin ortadan kaldırılması, bütün işyerlerinde çalışma koşullarını düzenlemek, üretimi gözetmek ve işyerlerinin yönetimini ele almak üzere işyeri konseylerinin seçilmesi talep ediliyordu.

“Ya sosyalizm, ya barbarlık” deyişinin daha da somut bir gerçek haline geldiği bir dönemde, Spartaküslerin taleplerine sahip çıkmak, bu taleplerden tek bir adım geriye düşmeden, mücadelelerini daha ileriye götürmek, Luxemburg ve Liebknecht’e borcumuzdur.

Akif Akalın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder