Translate

26 Temmuz 2026 Pazar

Mesele reform değil, sen hala anlamadın mı?



Küba’nın meş’um “reform paketini” önce görmezden geldik, sonra endişelenecek bir şey yok dedik ve “tartışılmazsa, hiç olmamış sayılır” inancıyla yolumuza devam ettik. Fakat tartışmanın sürdüğü görülünce, çeşitli kanaat önderleri yorumlar yapmaya başladılar. Bunlardan İlerici Gençler Derneği kurucularından Mehmet Taş (1) ve Acilciler örgütünün liderlerinden Engin Erkiner (2), meselenin reform olmadığını, “yeni sosyalizm anlayışı” olduğunu gösteriyorlar.

KÜBA DAHA 1980’LERDE REFORM YAPMAK İSTEMİŞ

Mehmet Taş, “Sosyalizm için reform: Küba’nın kritik eşiği” başlıklı makalesinde, Küba hükumetinin geçtiğimiz günlerde ilan ettiği reform paketinin, 1987’de Küba’nın üniversite kampüslerinde tartışıldığını, fakat Berlin Duvarı ve Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından tartışmaların birdenbire sustuğunu, reform taleplerinin bastırıldığını, bugünkü “reform” tartışmalarının, 1987’deki tartışmanın “alevlenmesi” olduğunu söylüyor.

Taş’a göre, 1993’te Fidel Castro öncülüğünde özgün bir dönüşüm süreci başlatılmış, beklenen sonuç alınamamış, 2013’te Raúl Castro sorumluluğunda yeni bir değişim süreci başlamış, ancak bu girişim de yarım kalmış. Bunun nedeninin Küba’daki “reform karşıtları” olduğunu söyleyen Taş, Rosa Luxemburg’un “Reform mu, Devrim mi?” adlı eserine atıf yaparak reforma itiraz ediyorlar diyor (3).

Çin ve Vietnam’ın, planlı ekonomiyle işler iyi gitmediği için “piyasa gerçekliklerini dikkate alan reformlarla ekonomik dinamizm yarattı[klarını]ifade eden Taş, bu reformların başarıya ulaştığını, eğer Küba da “piyasa sosyalizmini” benimser, işleri plancı tarzda değil, piyasacı tarzda yapmaya başlarsa, “sosyalizmini kurtaracağını” söylüyor.

Engin Erkiner de Youtube kanalındaki 22 Haz 2026 tarihli konuşmasında (4), yeni reformla Küba ekonomisinin daha fazla dışa açılacağını, bunun kendi başına eleştirilecek bir şey olmadığını, Çin, Vietnam ve Laos’un bunu yıllardan beri yaptığını, Kuzey Kore’nin de yenilerde yaptığını söylüyor.

Pazar mekanizmasının sosyalist ekonomiyle bütünleştirilerek kullanılması ve işletilmesi olayına “pazar sosyalizmi” dendiğini belirten Erkiner, pazar sosyalizminin Çin'de yaklaşık 40 yıldır olduğunu, Vietnam'da daha sonra başladığını (10 yıl kadar daha geç), Küba’nın da Çin, Vietnam, Laos ve Kore gibi “sosyalizmden vazgeçmediğini” söylüyor.

Taş da, “Küba: Devrim, Reform ve Dönüşüm” başlıklı makalesinde, Küba’nın reform programı,

sosyalizmin nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin teorik ve siyasal bir tartışmayı da gündeme getirmektedir” diyor.

Bu ifadelerden Taş ve Erkiner’in, Küba’nın son reform paketiyle sosyalizmden kapitalizme geri dönmediğini, “piyasa sosyalizmine” geçtiğini söylediklerini anlıyoruz. Yani bu ülkeler “sosyalist” kalmaya devam ediyorlar, fakat bu sosyalizm “bizim bildiğimiz sosyalizm” değil!


BİLDİĞİMİZ SOSYALİZMİN SONU

Erkiner 8 Temmuz 2026 tarihli Youtube konuşmasında (5), Küba’daki gelişmeleri “bildiğimiz sosyalizmin sonu” olarak değerlendiriyor:

Yani bildiğimiz sosyalizmin sonu derken burada anlattığım, Marx, Engels'teki sosyalizm, ya da Lenin’deki, Stalin'deki sosyalizm diyelim, yok artık. [Bugün] Dünyada başka bir sosyalizm var. O bildiğimiz sosyalizm geçti”.

Erkiner’e göre,

Aslında bu yeni olan bir şey değil. Daha önceden beri gündeme gelen ve Çin'de, Vietnam’da, Laos’ta, son olarak Kuzey Kore'de uygulanan, belli oranda Küba'da uygulamaya giren bir sosyalizm anlayışı, diğer adıyla pazar sosyalizmi”.

Erkiner bizim kafamızın “hala klasik Marksist sosyalizmde” kaldığını söyleyerek, devam ediyor:

Orada (eski sosyalizmde) dünya devrimi oluyordu. Batı Avrupa devrimi anlamında... sosyalizmin rakibi kalmıyordu. ... Kapitalizm tümden ortadan kalkıyor. ... Şimdi bu durum 1917 Ekim devriminden beri ortadan kalktı... böyle bir dünyada güçlü bir kapitalizmle beraber yaşamak zorunda olduğunuz dünyada pazar sosyalizmi bir zorunluluk olarak ortaya çıkar. Başka türlü bir sosyalizmin bu dünyada, bu şartlar altında ... yaşama şansı yoktur. Yani sosyalizmin özellikleri, tanımı değişmek durumundadır”.

Taş makalesinde, Küba’da devrimden sonra,

Üretim birimlerinin yönetimine işçilerin ve toplumun etkin biçimde katılmasını sağlayacak mekanizmalar yeterince oluşturulmadan, Sovyet tipi bürokratik merkezi planlama modeli giderek hakim hale geldi[ğini]” söylüyor.

Taş, Küba yönetiminin sorunlarını,

aşırı merkezileşmiş bürokratik devlet yapısı, düşük üretkenlik, ekonomik kararların gecikmesi, para politikalarındaki hatalar ve demokratik katılım mekanizmalarının zayıflığı” olarak tanımlarken, çözüm olarak da “üretken, demokratik, verimli ve halkın katılımına dayanan bir sosyalist yapının kurulması” öneriliyor.

Dolayısıyla bugün tartışılan şey, “reform paketinden” ibaret değildir. Asıl tartışma, Küba’nın sosyalizme geçiş modelinin “yeniden tasarlanmasıdır”.


NASIL BİR SOSYALİZM?

Mehmet Taş makalesinde “Programı yalnızca Marx ve Lenin’in metinlerinden hareketle değerlendirmek yeterli değildir” derken, Engin Erkiner de pazar sosyalizmini şöyle tanımlıyor:

Pazar sosyalizmi, Komünist Partisi iktidarı altında sosyalist ekonomi ile pazar mekanizmasının birleştirilmesi, yani Komünist Partisi iktidarı altında kapitalizmin sınırlı olarak, kontrollü olarak geliştirilmesi demektir”.

Yani o bildiğiniz sosyalizm, hala onunla devam ediyorsanız artık yok. Artık değil, aslında epeyi zamandır yok. Sosyalizmin tanımı değişmek durumunda. E, bu da normal. Bunu Vietnam Komünist Partisi içindeki değişik kişiler yaklaşık 40 yıl önce açıklamıştı. Demişlerdi ki sosyalizm kapitalizme alternatif bir sistemdir. Kapitalizm değişince, sosyalizm de değişmek zorundadır”.

Şimdi bu Marx'a, Engels’teki sosyalizme sığmaz. Lenin’deki Stalin'deki sosyalizme de sığmaz. Onlara sığmaması normal. Hani hep denir ya dünyada her şey değişir diye. Niye? Sosyalizm değişmeyecek mi? Sosyalizm bundan azade mi? Dünyada şartlar değişecek. Kapitalizm değişecek. Sosyalizm temel özelliklerle, bütün özelliklerle aynı kalacak. Pazar diye bir şey olmayacak. ... İyi o zaman buyurun kapitalist olun. Çünkü üretici güçlerde büyük gelişmeyi sağlayan demek ki Mao'nun sosyalizmi değil ... pazar sosyalizmi”.


DİPNOTLAR

1. 1980 faşist darbesinden sonra Küba’ya sığınarak Havana Üniversitesi’nde politik-ekonomi okuyan, ardından İngiltere’de bu alanda yüksek lisans ve doktorasını tamamlayan Mehmet Taş, halen Politika Gazetesi’nde yazıyor.

2. Mehmet Taş gibi 1970’lerin önemli figürlerinden. Erkiner'i 1975 yılında yayınladığı “Türkiye Devriminin Acil Sorunları” başlıklı broşürden tanıyoruz. Yayınlandığında Türkiye solunda çok yankı uyandıran broşürün adı, THKP – C’nin devamı olduğunu iddia eden Halkın Devrimci Öncüleri (HDÖ) grubunu ifade etmek için kullanılıyordu: “Acilciler”. Erkiner de Taş gibi 1980 sonrası yurt dışına çıktı. Almanya’da yüksek öğretimini tamamladı. Kendi Youtube kanalı üzerinden konuşmalarını yayınlıyor.

3. “Toplumsal Reform ya da Devrim”, Luxemburg'un, Eduard Bernstein'ın revizyonizmine karşı, Eylül 1898 ile Nisan 1899 arasında Leipziger Volkszeitung'da yayınladığı bir dizi makaledir. 1800’lerin sonunda, Marx'ın birçok kavramını, kapitalizmin istikrarı ve Sosyal Demokrasi'nin gelişmesi ışığında yeniden değerlendirme (revizyon) çağrısı yapan Bernstein, toplumsal dönüşümden vazgeçilmesini, sınıf mücadelesinde bir “araç” olan toplumsal reformun, “amaç” olarak kabul edilmesini öneriyordu. Sosyalizme devrim yoluyla değil, reformlar yoluyla ulaşılacaktı.

Luksemburg, “Reform çabalarını zamana yayılmış bir devrim, devrimi ise kısa süreye sığdırılmış bir dizi reform olarak düşünmek hem mutlak surette yanlıştır, hem de tarihsel dayanaktan tamamıyla yoksundur. Bir toplumsal dönüşüm ile yasal reform süre bakımından değil, öz bakımından farklıdır” diyordu.

4. “Küba'da yeni değişimler”.

5. “Küba kapitalizme mi geçiyor?”



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder