Translate

12 Şubat 2014 Çarşamba

Eşitsizlikler insanları mutsuz ediyor

Zengin daha zenginleşirken, yoksulun daha yoksullaşmasının ekonomi, politika, sosyoloji ve epidemiyoloji / sağlık üzerine etkilerini inceleyen birçok çalışma bulunmasına karşın, psikologlar bu konuya uzun süre ilgisiz kalmışlardı. Geçtiğimiz yıllarda ABD’den üç araştırmacı, toplum içindeki eşitsizliklerin artmasının insan psikolojisi üzerine etkilerini araştırmaya karar verdiler ve eşitsizlik ile mutluluk arasındaki ilişkileri sorgulamaya başladılar.



Çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir insanların geleceğe korkuyla baktığı, geçen her yılın bir öncekini arattığı bir dünyada yaşıyoruz. Bugün çalışma yaşamına giren gençlerin çoğu ne yazık ki bir gün anne/babaları veya dedeleri/nineleri gibi emekli olup, torunlarını çocuk parklarına götüremeyecekler. Sosyal devletin yıkılmasıyla birlikte her türlü güvenceden uzak, tamamıyla kuralsız, vahşi bir ormana dönen çalışma yaşamı, gençlere yalnızca çalışabildikleri sürece belli bir yaşam standardı vaat ediyor.

Oysa dünya her zaman bu kadar karanlık ve korkunç değildi. 1970’li yıllarda herkes geleceğe umutla bakıyor, emekçiler için her yıl bir öncekinden daha iyi geçiyordu. Fakat sermaye için durum hiç de iyiye gitmiyordu. Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde dünyanın altıda biri sermaye egemenliğinden kurtulmuş, yüzyılın ortalarında da dünyanın üçte biri kapitalizmin boyunduruğundan kurtulmuştu. Sömürge sistemi yıkılmış, kara Afrika özgür kalmıştı. 1970’lerde hemen her gün haberlerde dünyanın bir başka köşesinden emekçilerin zafer haberleri yankılanıyordu.

Vietnam yenilgisiyle prestij yitiren ve Asya, Afrika ve Latin Amerika’da yükselen devrimci dalga karşısında duramayan kapitalist - emperyalist merkezler, 1970’lerin sonlarına doğru Reagan – Thatcher ikilisi eliyle emeğe karşı bir ölüm – dirim savaşına girdiler. Türkiye de içinde birçok ülkede emekçiler NATO güdümlü askeri darbelerle ve faşist diktatörlüklerle ezildi. 1990’larda sosyalizmin çözülmesiyle birlikte sermaye küresel ölçekte utkusunu ilan etti. Böylece dünya emekçiler için bir zindana dönmeye başladı. Sermaye 20. yüzyıl boyu boyunca emekçilere verdiği bütün tavizleri (iş güvencesi, emeklilik hakkı, sağlık hakkı vb) birer ikişer geri almaya başladı ve çalışma yaşamına kölelik düzeni getirdi.


Bu gelişmeler yalnızca Türkiye gibi çevre ülkelerin emekçilerini yoksullaştırmakla kalmadı, metropollerdeki emekçiler de büyük maddi kayıplara uğradılar. Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) son 40 yıl içinde sosyal sınıflar arasındaki eşitsizlikler, tarihin hiçbir döneminde tanık olmadığı boyutlara ulaştı. İkinci Savaş’tan itibaren Gini katsayısı emekçiler lehine bir düşüş içine girmişken, 1970’lerin sonlarına doğru emek aleyhine yükselmeye başladı ve 2000’li yıllarda tarihi zirvelerini gördü  (Bkz: Grafik 1).


Zengin daha zenginleşirken, yoksulun daha yoksullaşmasının ekonomi, politika, sosyoloji ve epidemiyoloji / sağlık üzerine etkilerini inceleyen birçok çalışma bulunmasına karşın, psikologlar bu konuya uzun süre ilgisiz kalmışlardı. Geçtiğimiz yıllarda ABD’den üç araştırmacı, toplum içindeki eşitsizliklerin artmasının insan psikolojisi üzerine etkilerini araştırmaya karar verdiler ve eşitsizlik ile mutluluk arasındaki ilişkileri sorgulamaya başladılar.

Daha önce gelir düzeyi ile mutluluk arasındaki ilişkileri sorgulayan araştırmalar yapılmıştı, fakat eşitsizliklerle mutluluk arasındaki ilişkiler pek araştırılmamıştı. 37 yıllık bir dönem içinde 53 binin üzerinde denek üzerinde yapılan araştırmada bireylerin öznel iyilik halleri ve gelir düzeyleri sorgulandı. Araştırma Amerikalıların, gelirlerin toplum içinde daha eşit dağıldığı dönemlerde daha mutlu olduklarını, aksine daha eşitsiz dağıldığı dönemlerde daha mutsuz olduklarını ortaya koydu (Bkz. Grafik 2). Amerikalılar gelir eşitsizliğinin arttığı dönemlerde diğerlerini daha az adil ve daha güvenilmez olarak algılıyorlardı ve bu durum kendilerini mutsuz hissetmelerine neden oluyordu. 


Böylece toplumsal eşitsizliklerin insanları yalnızca hasta etmediği* aynı zamanda mutsuz da ettiği bilimsel olarak ortaya konmuş oldu.

Akif Akalın

KAYNAK
Oishi, S., Kesebir, S. ve Diener, E. (2011). Income Inequality and Happiness. Psychological Science, 22(9): 1095 – 1100.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder