Translate

31 Ekim 2014 Cuma

Miles yasası ve aydınların iş cinayetleri karşısındaki tutumu

29 Ekim 2014 tarihinde, Türkiye’nin yarı resmi haber ajansı olan Anadolu Ajansı, İngilizce web sayfasından “Uluslararası Çalışma Örgütü’nün rakamlarına göre Türkiye’nin ölümcül iş kazalarında Avrupa’da birinci ve dünyada üçüncü sırada” olduğunu duyurdu (Anadolu Ajansı, 2014). Bu veriye, devletin yarı resmi bir yayın organı tarafından sunulması nedeniyle güvenmek zorundayız.


Eurostat verilerine göre 2011 yılında Avrupa Birliği’nde (28 Avrupa ülkesi), toplam 3.691 işçi iş kazalarında yaşamını yitirmiştir (2014). Türkiye’de yılda ortalama 1.500 işçinin iş kazalarında yitirildiği göz önüne alındığında durumun ne kadar ciddi olduğu apaçık görülmektedir. Fakat durum aslında görünenden çok daha vahimdir. Avrupa Birliği ve Türkiye’nin, ölümcül iş kazaları bakımından kıyaslanabilmesi için, ölen işçi sayıları değil, ölüm hızları karşılaştırılmalıdır. İş kazaları nedeniyle ölüm hızı, bir yılda iş kazalarından ölen işçi sayısının, o yılki sigortalı işçi sayısına bölünmesi ve 100.000 ile çarpılmasıyla yüz binde olarak elde edilir. Buna göre 28 Avrupa ülkesinde ortalama hız yüzbinde 1.94’dür.

Yine Anadolu Ajansı’nın yukarıdaki haberine göre Türkiye’de bu hız yüzbinde 18 olup, AB hızı yüzde 2 kabul edildiğinde, AB ortalamasının tam 9 katıdır. AB içinde iş kazalarından ölüm hızı en yüksek olan ülke Portekiz olup, 2011 verileriyle bu hız yüzbinde 4.3’dür. Bu durumda da Türkiye, “Avrupa şampiyonu” Portekiz’i dahi, amiyane tabirle dörde katlamaktadır ki bu hiç de övünülebilecek bir başarı değildir. Hızın yüzbinde 1’in altında olduğu Hollanda ile bir kıyas yapmaya kalkmak dahi utanç verici olsa gerek.

Bu satırların yazarı, yıllardır çeşitli eğitim ortamlarında tıp fakültesi öğrencilerine, hekimlere, mühendislere ve çeşitli mesleklerden olup sağlık alanında yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilere verdiği dersler içinde zaman zaman yeri geldikçe bu tür rakam ve kıyaslamalara da yer vermektedir. Öğrencilerinin “büyük çoğunluğundan” aldığı tepki, bu durumun gerçeği yansıtmasının “mümkün olmadığı” şeklindedir. Öğrenciler, Türkiye’nin iş kazalarından ölümler konusunda sicilinin “bu kadar” bozuk olmasına inanmak (veya kabul etmek) istememekte ve hemen verilerin “güvenilirliğini” sorgulama gereksinimi duymaktadırlar. Birçok öğrenci açıkça “yani Türkiye iş kazalarından ölümler bakımından Afrika, Ortadoğu, Latin Amerika ve Güneydoğu Asya ülkelerinden, işçilerin köle gibi çalıştırıldığı Çin’den de mi, hatta adını dahi bilmediğimiz, haritada yerini bulamayacağımız ülkelerden bile daha mı kötü” diye şaşkınlıklarını ifade etmektedir.

Dikkati çeken diğer bir husus, genellikle yukarıdaki gerçekleri duyan öğrencilerin, bu gerçeklerle hayatlarında “ilk kez” karşılaşıyor olmalarıdır. Çoğu kez sınıftan tek bir öğrenci dahi çıkıp, daha önce de benzer şeyler duymuş olduğunu ifade etmemektedir. Türkiye’nin iş kazaları nedeniyle ölümlerde Avrupa “şampiyonu” olduğunun ve dünya ölçeğinde de derece yaptığının, bu ülkenin en yüksek düzeyde eğitim alan/almış yurttaşları arasında dahi bilinmemesi, en azından “hayret” vericidir ve bir "araştırma konusu" olmayı kesinlikle hak etmektedir.  

Bu durum “Miles yasasını” anımsatmaktadır. Kuşkusuz Miles yasası bürokrasi bağlamında ifade edilmiştir fakat sanıyorum bizim durumumuza da hitap etmektedir. Miles yasası, “duruşunuz, nerede oturduğunuza bağlıdır” der (Miles, 1978: 399). Gerçekten de Türkiye’nin “aydınlarının” ölümcül iş kazaları karşısındaki “duruşlarını” Miles yasası ile (oturdukları yer ile) açıklamak mümkündür.

Her ne kadar üniversite mezunu aydınların bir bölümü ister kamu, ister özel sektörde çalışsınlar, kendilerini ücret karşılığında çalışan “emekçiler” olarak tanımlasalar da, hatta bu düşünceye sahip olanların çoğu kamu veya özel sektörde kendi alanlarında örgütlü sendikalara üye dahi olsalar, her yıl iş kazaları nedeniyle yaşamını yitiren emekçiler içinde bu kesimlerin oranı ihmal edilebilecek kadar azdır. Hatta kimi zaman bir üniversite öğrencisi, harçlığını çıkartmak için girdiği bir inşaatta iş kazası sonucu yaşamını yitirdiğinde, bu durum kendilerini emekçi olarak gören aydınlar arasında “infial” uyandırmaktadır.

Gerçekten de ülkemizdeki iş kazaları nedeniyle ölüm istatistiklerine bakıldığında, ölümlerin daha çok tarım (özellikle mevsimlik işçiler), inşaat ve maden sektörlerinde çalışan “en eğitimsiz” işçi kesimleri arasında yoğunlaştığı görülmektedir. Kuşkusuz hekimlik veya öğretmenlik yaparken uğradıkları şiddet veya şantiyelerde mühendislik yaparken kazalar nedeniyle yaşamlarını yitiren üniversite mezunu emekçiler de vardır, fakat bu ölümler, işçi sınıfının diğer kesimlerinin maruz kaldığı ölümlerle kıyaslandığında gerek sayı, gerekse oran olarak oldukça düşüktür.

Miles yasası nedeniyle, yaşamlarını iş kazalarında yitiren emekçilerin oturdukları yerden faklı bir yerde oturmakta olan aydınlarımızın gündemine yalnızca çok büyük sayıda ölümlerin yaşandığı iş kazaları oldukça kısa bir süre için girebilmekte ve bir sonraki büyük sayıda ölümün yaşanacağı yeni iş kazasına kadar aralarda gerçekleşen gündelik 3 – 5 işçinin yaşamını yitirdiği iş kazaları görmezden gelinmektedir. Türkiye’de işçiler aydınların gündemine girebilmek için “toplu” halde ölmek zorundadır, perakende ölümler üzerine konuşmaya değer bulunmamaktadır.


Akif Akalın


Kaynaklar   

Anadolu Ajansı. (2014).  Employers to blame for mine accident: Turkey president. 29 October 2014 21:37 (Last updated 30 October 2014 08:44). http://www.aa.com.tr/en/turkey/412353--employers-to-blame-for-mine-accident-turkey-president. (Erişim: 31 Ekim 2014).

Eurostat (2014). Health and safety at work statistics. Number of serious and fatal accidents at work, 2011. http://epp.eurostat.ec.europa.eu/statistics_explained/index.php/Health_and_safety_at_work_statistics. (Erişim: 31 Ekim 2014).


Miles, RE Jr. (1978). The origin and meaning of Miles Law. Public Administration Review, 38: 399 – 403.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder