Translate

11 Mayıs 2015 Pazartesi

“Risk etmenleri” ya da “belirleyiciler” – BOH tartışması



Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2004 yılında “Küresel Diyet ve Fiziksel Etkinlik Stratejisi”ni benimsemesinden beri, insanların obezite, diyabet ve diğer bulaşıcı olmayan hastalıklar (BOH) riskini azaltmak için nasıl yemesi ve egzersiz yapmasına ilişkin tavsiyelerde bulunuldu. Ne yazık ki çoğumuzun ne yediğini belirleyen gıda ve içecek endüstrisinin zararlı uygulamalarına vurguda özel bir eksiklik var. 2012 yılında Dünya Sağlık Meclisi stratejiyi teyit eden ve üye ülkeleri anne, bebek ve çocuk beslenmesine ilişkin Kapsamlı Uygulama Planı’nı (KUP) yürürlüğe koymaya teşvik eden bir kararı kabul etti.


Bulaşıcı olmayan hastalıklar, kar potansiyeli olan sorunlara nasıl karlı çözümler getirildiğine bir örnektir. Bağlayıcı düzenlemeler ve/veya yasalarla ele alınması gereken sorunların, endüstrinin işbirliğini ve/veya ahlaki kurallara “gönüllü” bağlılığını arayan bir çerçevede utana sıkıla ele alınması çarpıcıdır.

DSÖ’nün 1993 Dünya Sağlık Raporu sağlığı üretkenliği arttırmak için kilit girdi olarak görme eğilimini başlatmıştır. Bu kavrama 1993’den beri ana-akım söylemde “saygın” bir statü verildi. Sonuçta BOH üzerine eylemi teşvik eden bir dizi dokuman daha da ileri gitti: özel sektörü sağlığı ve beslenmeyi pazar fırsatı olarak görmeye davet ettiler. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde BOH ile ilgili eylemlerde ısrarcı olunması BOH üzerine tartışmayı saptırmaya ve hemen tamamen bireysel davranışla ilişkili risk etmenlerini değiştirmeye odaklanırken, BOH’ın toplumsal ve ekonomik belirleyicilerini görmezden gelmeye devam ediyor.

Obezite anormal bir çevreye normal bir yanıttır. Çevre ne kadar şehirleşirse, nüfus üzerine o kadar obezojenik baskı biner. Yaşam kendilerine karşı hızlı ve daha hızlı akarken insanlardan daha iyi seçimler yapmalarını istemek beyhude ve küçümseyicidir. Sağlıklı seçimi güç seçim haline getiren çevresel baskılar, birçok insanın sağlıklı davranışlara nadiren rastlanan bir dünyada büyümesi anlamına gelir ve insanlar yavaş yavaş fakat kesin olarak nasıl sağlıksız olunduğunu öğrenir, uygular ve pekiştirir (1). Diğer bir deyişle uluslararası büyük tütün, alkol, şeker, trans-yağ, fast food ve içecek şirketleri, halk sağlığında diğer vektörlerin izlendiği şekilde izlenmesi gereken “hastalık vektörleridir”.

Hastalıkların ve yoksulluğun yapısal nedenleri zenginleri ve güçlüleri ilgilendirmez. Aksine bu nedenlerin altının çizilmesi, coğrafi ve ekonomik bakımlardan imtiyazlıları ödüllendiren aşırı ve giderek büyüyen eşitsizliklere hitap ettiklerinden statüko için bir tehdit oluşturur. BOH’da “risk etmenleri” teriminin kullanımını ve gerçekte bütün risk kavramını sorgulamanın zamanıdır. Terim sanki insanlar kendi yaşamları ve çevrelerini tamamen kontrol etme yeteneğine sahiplermiş gibi, bireyi ve bireysel sorumlulukları ima etmektedir. Risk terimi, alınan riskler ve hepimizin bildiği çarpık kapitalist güç ilişkilerine yol açan farklı pazar manipülasyonlarının dayattığı riskler arasındaki kritik ayrımı görmezden gelmektedir. “Katkıda bulunan etmenler” ve “belirleyiciler” terimleri, “risk etmenleri” teriminden daha tarafsızdır. Nedensel yollar olarak “risk etmenleri” yerine bunları kullanmak, nedenlerin bireysel veya yapısal kaynaklarına ilişkin önyargılar olmaksızın, gerçek nedenlerin tanımlanmasına ve analiz edilmesine izin verir.

Ajandayı büyük tütün şirketlerinin yaptığı gibi büyük gıda ve içecek şirketleri kontrol ettiğinden ve yolsuz lobicilik üzerinden hükümetlerin yalnızca bireysel davranış değişikliğine dayalı programları uygulamalarını sağladıklarından, küresel obezite ve bulaşıcı olmayan hastalıklar salgınının köküne inmek için gerçekten etkili hiçbir şey yapılmamaktadır.

BOH politikası tartışması üzerine daha kapsamlı bir tartışma için bkz: Non-communicable diseases: is big business hijacking the debate? (Alternative World Health Report, Global Health Watch 4).


Claudio Schuftan
Çeviren: Akif Akalın




Dipnot

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder