Translate

9 Ocak 2022 Pazar

Salgınla savaşabilmenin tek yolu dürüstlüktür


 

2020 yılının Ekim ayında Yurtseverlik.com web sitesinde yayınlanan “Sağlık krizi değil, ahlaki bir kriz yaşıyoruz” başlıklı yazımızda, pandemi sürecinde yaşanan “ahlaki krizlere” örnekler vermiştik.

 

Cumhurbaşkanı’nın, TTB’nin TURKOVAC için "ortada bir aşı yok” iddiasını, “Erciyes Üniversitesi büyük bir kadro ile TURKOVAC aşısını üretiyor, adamlar diyor ki 'böyle bir şey yok'. Ya siz ne sahtekarsınız, ne yalancısınız” şeklinde yanıtlaması, “ahlaki krizi” yeni bir boyuta taşıdı.

 

PANDEMİ SÜRECİNDEKİ TARTIŞMALAR

 

Pandemi süreci ilk aylardan beri salgının niteliğine ve alınacak tedbirlere ilişkin tartışmalara sahne oldu. Tartışılan her konuda bilim insanları ve toplum birbirine taban tabana zıt görüşler savunan iki kampa bölündüler.

 

Örneğin kamplardan biri salgınla mücadelede yalnızca “birey” düzeyinde tedbirler alınmasının yeterli olacağını savunurken, diğeri “toplum” düzeyli tedbirler de alınması gerektiğini savunuyordu.

 

Ancak bu aslında “bilimsel” bir tartışma değildi. Çünkü tıp fakültesinde öğrencilerine bulaşıcı hastalıklarla mücadelede birey ve toplum düzeyinde tedbirlerin “bir arada” alınması gerektiğini öğreten profesörler, pandemiye karşı sadece birey düzeyinde tedbirlerle yetinilmesini destekliyor, karşı çıkmıyor veya sessiz kalıyorlardı.

 

Diğer bir örnekte tıp, Çanakkale Dardanel fabrikasında işçilerin “kapalı sistem” adı altında çalıştırılmalarına alet ediliyordu. Çiğdem Toker buna ilişkin şöyle yazmıştı:  “Covid-19, büyük ölçekli bazı işletmeler için altın bir fırsata (!) dönüştü. Hastalanma ile işini kaybetme tehdidi arasına sıkışan işçilere insanlık dışı koşulları dayatma fırsatına. Üstelik bu dayatmayı yaparken, sağlığı ve güvenliği düşünüyormuş havası yaymayı ihmal etmeden”.

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Ghebreyesus, “Halk sağlığı tarihinde hiçbir zaman bir pandemiye yanıt verme stratejisi olarak sürü bağışıklığı kullanılmamıştır. Bilimsel ve etik açıdan sorunludur” derken sorunun “ahlaki” boyutuna dikkat çekiyordu.  

 

AHLAK KRİZİ

 

Bugün Stanford, Harvard ve Oxford gibi saygın bilim kurumlarının aynı alanda uzman hocalarının COVID 19’a karşı mücadelede birbirine taban tabana zıt öneriler sunduğu bir dünyada yaşıyoruz.

 

Örneğin Harvard Tıp Fakültesi profesörlerinden Martin Kulldorff pandemiyle mücadelede “sürü bağışıklığı” stratejisini savunurken, aynı fakülteden mesai arkadaşı profesör Rochelle P. Walensky sürü bağışıklığı stratejisini “cinayet” olarak tanımlıyor.

 

Eğer sürü bağışıklığı stratejisi “doğru” ise Kulldorff’un önerdiği gibi kırılgan nüfus korunarak hastalığın bir an önce herkese bulaşmasını sağlayıp, salgını bir an önce bitirebilir, yüzbinlerce insanı kurtarabiliriz. Oysa Walensky doğru söylüyorsa, sürü bağışıklığı stratejisi yüzbinlerin yaşamına mal olabilir.

 

Bilimsel olarak sürü bağışıklığı için biri “kurtuluş”, diğeri “cinayet” derken, ikisi birden “doğruyu” söylüyor olabilir mi? Biri açıkça “yalan” söylüyor. Ama hangisi?

 

LÜTFEN MESLEĞİNİZİ YAPIN

 

Albert Camus’nün “Veba” başlıklı, Nobel ödüllü bir kitabı vardır (*). Kitabı üniversite yıllarımda okuduğumu anımsıyorum, fakat aradan 40 yıldan fazla zaman geçmiş, aklımda çok az şey kalmış. Geçenlerde Paul Farmer’ın yakınlarda yayınlanan, batı Afrika’daki Ebola salgınını anlattığı “Fevers, Feuds, and Diamonds” başlıklı kitabında Camus’den yaptığı alıntılar, Veba’yı yeniden anımsamama neden oldu.

 

Camus Veba’da Dr. Bernard Rieux’nün ağzından (güncesinden), 1940’larda bir Fransız sömürgesi olan Cezayir’in Oran kentinde geçen kurgusal bir salgını anlatır. Romanın bir yerinde Dr. Rieux ile gazeteci Rambert arasında ilginç bir diyalog geçer.

 

Rieux’nün salgınla mücadele için oluşturduğu ekiplere katılmak istemeyen Rambert’in “kahraman rolü oynamadan kurtuluşu bekleyelim” demesi üzerine doktor, “Tüm bunlarda kahramanlık diye bir şey söz konusu değil. Dürüstlük söz konusu. Bu gülünç gelebilecek bir düşünce ama vebayla savaşabilmenin tek yolu dürüstlük” der.

 

Rambert’in “nedir dürüstlük” sorusunu da, “Bunun genelde ne olduğunu bilmiyorum. Ama benim durumumda, mesleğimi yapmaktır” diye yanıtlar.

 

(*) Camus, A. (2013). Veba. Çev. N. T. Öztokat. İstanbul: Can Yayınları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder