Translate

9 Mart 2022 Çarşamba

Savaşın galibi fosil yakıt şirketleri

 


Biden dün Rusya'dan ithal edilen petrol ve doğalgazı yasaklayacağını açıklayarak savaşın galibini ilan etti. Şimdi sıra bu hafta Versay’da toplanacak olan Avrupa Birliği (AB) liderlerinde. Muhtemelen AB liderleri Biden kadar “kesin” bir tutum alamayacak, fakat toplantıda Avrupa’nın Rus fosil yakıtlarına (petrol, doğal gaz ve kömür) bağımlılığına son verilmesi için “ilkesel” kararlar alınacak.

 

BİR TAŞLA KUŞ SÜRÜSÜ VURMAK

 

Rusya’yı Ukrayna üzerine yürümeye zorlayarak, hatta kimilerine göre “mecbur bırakarak” Biden’a dünkü kararı aldıran Exxon Mobil, Shell ve BP gibi dev fosil yakıt tekelleri, bu süreci en az 10 yıldır ilmek ilmek örüyorlardı.

 

Daha savaşın üçüncü gününde önce BP Rusya’nın enerji devi Rosneft’teki yüzde 20’lik payını satacağını açıklamıştı. “Normalde” BP’nin en büyük rakibi olan Shell’in bu açıklamayı duyunca, BP’nin Rusya’da boşalttığı yeri doldurması beklenir. Ancak tam tersi oldu ve Shell de Rusya’daki operasyonlarını durduracağını açıkladı. Hemen aynı saatlerde ExxonMobil ve Equinor (Norveç) da Rusya’daki faaliyetlerini durduracağını açıklayınca işin rengi belli oldu.

 

Bu şirketler Rusya’ya en az 25 yıldır yatırım yapıyor ve bu ani Rusya’dan çekilme kararları şirketlere gerçekten çok pahalıya patlayacak, fakat demek ki işin sonunda çok daha büyük bir “kâr” görüyorlar.

 

Hesap ortada. Shell, BP, Exxon ve diğerleri için Rusya’yı, yani dünyanın ikinci büyük petrol üreticisini (birinci Suudi Arabistan) “piyasadan silmek” demek, Rusya’nın sahip olduğu pazarları elde etmek demek. Yine eğer “tam zamanında” müdahale edilerek Rus doğal gazının Baltık denizinden Almanya’ya inmesi önlenemeseydi, ABD’nin zaten çok daha pahalıya mal olan doğal gazı Avrupa’da hiçbir alıcı bulamayacaktı.

 

SUUDİ ARABİSTAN, VENEZUELA VE İRAN

 

Kuşkusuz fosil yakıt tekellerinin planlarının başarıya ulaşması, Suudi Arabistan, Venezuela ve İran gibi aktörlerin bu oyunda benimseyecekleri role bağlı. Çünkü ABD’nin tek başına dünyanın gereksinimlerine yanıt verebilmesi mümkün değil ve kaş yapayım derken, göz çıkartmak da güçlü bir olasılık.

 

ABD, Rusya’yı ancak Suudi Arabistan, Venezuela ve İran’ı yanına alabilirse pazardan silebileceğini iyi biliyor. ABD için Suudi Arabistan hiçbir zaman “sorun” olmadı, fakat Venezuela ve İran’ı elde etmek çok kolay değil.

 

ABD’nin özellikle Avrupalıları “telaşlandırmamak” için diğer petrol üreticisi ülkeleri üretimlerini arttırmaya ve Rusya’ya uygulanacak ambargonun tedarik zincirinde yaratacağı olumsuz etkileri hafifletmeye ikna etmesi gerekiyor. Aksi takdirde oyun bozulabilir.

 

Nitekim Avrupa Birliği ülkeleri “söylemlerinde” ABD yanında tutum alırken, “eylemlerinde” çok hızlı davranmıyor, gelişmeleri izlemeyi tercih ediyorlar. Hiçbirinin Rusya’ya uygulanacak ambargonun ceremesini çekmeye niyeti yok. ABD’nin Rusya’ya ambargoyla oluşacak tedarik açığını kısa sürede kapatmayı garantileyeceğinden emin olmak istiyorlar.  

 

KAZANAN BELLİ DE, KAYBEDEN KİM?

 

İlk bakışta savaşın kaybedeni çatışmalarda yaşamlarını yitiren, yaralanan, perişan olan ve ülkelerini terk etmek zorunda kalan Ukraynalılar gibi görünüyor. Ukraynalı mülteci sayısı şimdiden 2 milyona yaklaşıyor ve eğer kısa sürede bir ateşkes sağlanamazsa bu rakam “katlanarak” büyüyecek.

 

Fakat bu hafta petrol fiyatlarında yaşanan hızlı artış (bu yazı yazılırken Brent petrol 130 dolardı), kaybedenlerin Ukraynalılar ile sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Nitekim Türkiye savaşın ilk etkilerini benzin ve mazot fiyatlarındaki “gündelik” artışlarla hissetmeye başladı. Bu artışların Türkiye ile sınırlı olmadığını, dünyanın her yerinde yaşandığını da belirtelim.

 

Artık hemen hepimiz, benzin ve mazot fiyatlarındaki artışın, kullandığımız “bütün” mal ve hizmetlerin fiyatlarında artış demek olduğunu biliyoruz. Yani Mart ayının sonuna doğru muhtemelen cebimizdeki parayla Şubat ayında alabildiklerimizin ancak yarısını alabileceğimizi göreceğiz.

 

O halde savaşın kaybedeni, Türkiye’nin ve dünyanın geçimlerini emekgüçlerini satarak sağlamak zorunda olan kesimleri, yani emekçiler olacak.       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder