Translate

2 Aralık 2014 Salı

Olağan şüpheli: sigara

TOPLUMCU TIP VAKA TARTIŞMALARI
VAKA 2. Olağan şüpheli: sigara

Aile hekimine rutin kullandığı ilaçlarını yazdırmak için gelen hastanın dosyası incelendi. Hastaya iki yıl önce kronik tıkayıcı akciğer hastalığı tanısı konarak heyet raporu ile sürekli kullanması için bazı ilaçlar verilmiş. Fizik muayenede akciğerlerinde patolojik sesler alındı. Ateşi normal olan hastaya sürekli kullandığı ilaçlar reçete edilerek, yakınmaları artarsa tekrar gelmesi söylendi”. 

Fatma hanım 57 yaşında. İstirahat halindeyken dahi nefes darlığı çekiyor. Kış aylarında bol miktarda balgamlı öksürük şikayeti artıyor ve sık sık akciğer enfeksiyonlarına yakalanıyor. Fatma hanımın aile hekiminde bir dosyası var. Dosyada aile hekiminin kayıtları yanında, hastane kayıtları da bulunuyor. Kendisine iki yıl önce “kronik tıkayıcı akciğer hastalığı” tanısı konmuş. Akciğer enfeksiyonları nedeniyle birkaç kez hastanede yatmış. Yıllardır çeşitli tedavi rejimleriyle tedavi altında. İlaçları arasında hava yollarını ferahlatmak için bronş genişletici ilaçlar, inhaler cihazlarla alınan steroidler var. Sigarayı bırakmış.

Fatma hanım doğduğundan beri halen yaşamakta olduğu şehirde yaşamış. Çocukluk anıları sarı-siyah dumanlar arasından süzülüyor. Doğal gaz kullanılmayan yılların Ankarasını çoğumuz böyle anımsarız. Genizleri yakan, gözleri yaşartan bir kalitesiz kömür dumanı. Fatma hanımın evi ana caddeye de yakın olduğundan, yaz aylarında da egzoz dumanı kışın kömürünü aratmıyormuş. Fatma hanım ve iki kardeşi, çocuklukları boyunca sık sık solunum sistemi hastalıklarına yakalanmışlar.

Fatma hanımın babası bir matbaa işçisiymiş. Zaman zaman işsiz kaldığı dönemler dışında sürekli bu işi yapmış. Fatma hanım evlerinin hep soğuk ve rutubetli olduğunu anımsıyor. 14 yaşında bir çorap fabrikasında işe ve sigaraya başlamış. Önceleri arkadaşları ikram ettikçe sigara içen Fatma hanım kısa bir süre sonra paket almaya başlamış ve günde ortalama 5 sigara içiyormuş. Fabrikadaki işi ipek veya pamuk sarmakmış. Fatma hanım parafine bulanmış ipeğin buğusunu ve pamuğun çıkarttığı tozu anımsıyor fakat fabrikada bir havalandırma sistemi gördüğünü anımsamıyor.

Fatma hanıma ilk kez 21 yaşında akut bronşit tanısı konmuş. 24 yaşında evlenerek işten ayrılmış ve baba ocağına çok yakın olan kendi evine taşınmış. Bu ev de babasının evi gibi soğuk ve nemliymiş fakat fazlası da varmış: oluklu metal saçlarının her kış tamir edilmesine rağmen akması durmayan bir çatı. Kocası da kendisi gibi “niteliksiz” bir işçiymiş ve inşaatlarda çalışıyormuş. Sigortası düzenli yatmıyor, asgari ücret alıyormuş. İnşaat sektörünün doğası gereği zaman zaman işsiz kalıyormuş.

İki çocukları olmuş. Çocuklar birbirlerine bakabilecek kadar büyüdüklerinde Fatma hanım yeniden çalışmaya başlamış. Elektronik fabrikasında çalıştığı sırada bobin sararken lehim dumanına, bir paketleme işinde çalışırken de tozlara maruz kalmış. Bu arada günde içtiği sigara sayısı 20’ye (1 paket) yükselmiş ve 52 yaşında sigarayı bırakana dek tam 28 yıl bu düzeyde kalmış.

Fatma hanım 1970’li yılların sonlarına doğru durumlarının biraz düzeldiğini anımsıyor. 31 yaşındayken sendika iyi bir toplu sözleşme imzalayınca, eski evlerine yakın iki oda bir salonu olan bir apartman dairesine taşınmışlar. Fakat 1980’lerin sonlarına doğru giderlerini karşılayamadıklarından yeniden eski evlerine benzer bir eve taşınmışlar. Fatma hanım 56 yaşında emekli olduğunda, kocası prim günlerini dolduramadığından 60 yaşında olmasına karşın bulabildiği işlerde çalışmaya devam ediyormuş.

Akif Akalın

SORULAR ve TARTIŞMA

  • Fatma hanım neden hasta oldu?
  • Fatma hanımın yaşam ve çalışma koşullarının hastalığı ile bir ilgisi olabilir mi?
  • Hekimlerin Fatma hanımın sağlık durumuna yaklaşımını tartışınız.
  • Sizce bu öykü 2014 yılında yaşanmış olabilir mi?
  • Sağlıkçı olarak bu tür vakalarda yapılanlardan başka bir şey yapabilir miyiz? 

Not: Öykünün hazırlanmasında David Blane’in, Adam Oliver’in editörlüğünü yaptığı “Personal Histories in Health Research” başlıklı kitap içinde yer alan “Health inequalities: from science to policy” bölümünden yararlanılmıştır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder