Translate

TIP EĞİTİMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TIP EĞİTİMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2026 Pazartesi

ATOB ve TOB Bültenleri Seçkisi

 


Bu seçki, 1975 – 1977 yılları arasında aylık olarak yayınlanan Ankara Tabip Odası Bülteni ve Ankara ve İzmir Tabip Odaları Bülteni sayılarından oluşturuldu.

Bülten önce 1975 yılında Ankara Tabip Odası Bülteni (ATOB) olarak yayınlanmaya başladı. İlk sayısı Ekim 1975'te çıkan bültenin “İlk Sayıda” başlıklı tanıtım yazısında, ATOB'un 3 bin adet basıldığı ve Ankara dışında Bursa, Diyarbakır ve Adana'da dağıtıldığı bilgisi yer alıyordu.

28 Ocak 2026 Çarşamba

Pandemilerin Hatırlattığı Gerçek: Sağlığın Sınıfsal Belirleyicileri

 


ÖZ: Kapitalist üretim tarzının, kar maksimizasyonunu hedefleyen yapısı, kamusal olarak nitelediğimiz sağlık gibi değerlerin metalaşmasına ve genel anlamda toplumsal eşitsizliklere yol açmıştır. COVID-19 pandemisi gibi küresel krizler, kapitalizme içkin sorunları daha fazla görünür kılması açısından dikkat çekicidir.

Kapitalizmde süregelen toplumsal eşitsizlikler ile pandemide oluşan tahribatın büyüklüğü arasındaki ilişkiye odaklanan bu makale, pandeminin sınıfsal etkilerini ayrıntılandırmayı ve bir üretim tarzı olarak kapitalizmi sorgulamayı amaçlamaktadır. Çalışmada sağlığın toplumsal belirleyicileri, nicel ve nitel veriler ışığında ele alınarak, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim seviyesi, çalışma koşulları, barınma ve çevresel faktörler gibi unsurların sağlık üzerindeki etkileri derinlemesine incelenecektir. Bu yönüyle makale, sağlığın bireysel bir mesele olmadığını, toplumsal, ekonomik ve çevresel faktörlerle ilişkisini vurgulamaktadır. Makalede, COVID-19 pandemisinin yanı sıra 1918-1920 yılları arasında yaşanan İspanyol Gribi örneğiyle söz konusu ilişkisellik, tarihselci yöntemle ele alınarak, kapitalist üretim ilişkilerinin, kriz anlarında toplumsal eşitsizlikleri nasıl daha da derinleştirdiği serimlenecektir.

Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Sağlığın Toplumsal Belirleyicileri, COVID-19 Pandemisi, İspanyol Gribi, Toplumsal Eşitsizlikler.

26 Ocak 2026 Pazartesi

Bilimin içine düştüğü sefalet artık gizlenemiyor

Şöyle bir düşünün, son yıllarda okuduğunuz gazetelerde, izlediğiniz haber programlarında akademide yeni bir “skandal” haberine tanık olmadığınız tek gün oldu mu? Kaldı ki sizin tanık olduklarınız muhtemelen “buzdağının tepesidir”, her gün o kadar çok skandal yaşanıyor ki, medya bunların çok küçük bir bölümünü kamuoyuna yansıtabiliyor. Üniversitelerde “adrese teslim” kadro ilanları, dekan ve rektörlerin eşlerine koltuk tahsis etmeleri, ihale yolsuzlukları, sahte akademisyenler filan artık “haber değeri” taşımıyor.

24 Ocak 2026 Cumartesi

Kanadalı halk sağlıkçılar "yeni bir sol parti" diyor

 


Geçtiğimiz haftalarda, kısa bir süre öğrencisi olma şansına eriştiğim Dennis Raphael ve meslaktaşı Rozhin Amin, “Geç Kapitalizm ve Kanada'daki Yaşam ve Çalışma Koşullarındaki Çoklu Kriz: Sağlık Açısından Etkileri ve Yanıt Yöntemleri” (Late-Stage Capitalism and the Canadian Polycrisis in Living and Working Conditions: Implications for Health and Means of Responding) başlıklı bir makale yayınladılar.

Yazarlar neoliberal politikaların Kanada'da, sermaye birikiminin zorunlulukları ile toplumsal yeniden üretim arasındaki çelişkilerden kaynaklanan, sağlığın sosyal belirleyicileriyle ilgili bir “çoklu-krize” yol açtığını, “artan gıda ve barınma güvencesizliği”, “güvencesiz istihdam”, “genişleyen gelir ve servet eşitsizlikleri” ve “sağlık krizi” olarak tanımladıkları çoklu-krize yanıtın, sosyalist bir ekonomiye yönelen köklü reformlar gerektirdiğini savunuyorlar.

21 Ocak 2026 Çarşamba

Sağlığın Metalaşması ve Toplumcu Alternatif: Karşılaştırmalı Bir Analiz

 


Öz

Temel bir insan hakkı olan sağlık, tarih boyunca üretim tarzlarına göre şekillenmiştir. Kapitalist sistemde, sağlık hizmetleri metalaştığı için kâr odaklı bir sektöre dönüşmüştür. Bu durum, halk sağlığını olumsuz yönde etkilemiş ve eşitsizlikleri artırmıştır. Buna karşın, sosyalist ülkelerde, toplumcu tıp anlayışı, sağlık politikalarının merkezinde konumlandırılmış, sağlık, bir hak olarak tanımlanmış ve sağlık hizmetlerine herkesin bedelsiz erişimi sağlanmıştır. Bununla birlikte, toplumcu tıbbın uygulandığı bu ülkelerdeki koruyucu/önleyici sağlık hizmetleri, insanların sağlık kurumlarına başvuru sıklığını büyük oranda azaltmıştır.

Bu makale, kapitalist tıp ile toplumcu tıbbın tarihsel temellerini ve uygulamalarını karşılaştırmalı olarak inceler. Kapitalizmin sağlık alanını metalaştırmaya dönük yaklaşımı, özellikle yirminci yüzyılın sonlarına doğru neoliberal politikaların yükselişiyle birlikte halk sağlığını tehdit eden bir seviyeye ulaşmıştır. Öte yandan, Sovyetler Birliği ve Küba, toplumcu tıbbın başarılı sağlık göstergelerini örneklemesi bakımından dikkat çekicidir. Özellikle Küba'nın abluka altında bile sürdürdüğü sağlık sistemi ve biyoteknoloji alanındaki başarıları, alternatif bir modelin mümkün olabileceğini göstermektedir. Bu çalışma, sağlığın kamusal bir hak olarak örgütlenmesi gerektiğini savunurken, toplumcu tıbbın insancıl ve tüm toplumu kapsayan yaklaşımını bir çözüm önerisi olarak sunar.

Anahtar Kelimeler: Kapitalist Tıp, Metalaştırma, Toplumcu Tıp, Halk Sağlığı, Hessen-Grossman Tezi


Abstract

Health, as a fundamental human right, has historically been shaped by modes of production. Under the capitalist system, healthcare has been commodified, transforming it into a profit-driven sector. This shift has negatively impacted public health and exacerbated inequalities. In contrast, socialist countries positioned a collectivist approach to medicine at the core of their health policies, defining healthcare as a universal right and ensuring free access for all. Moreover, the emphasis on preventive care in these societies significantly reduced the frequency of hospital visits.

This article comparatively examines the historical foundations and practices of capitalist medicine and collectivist medicine. The commodification of healthcare under capitalism—particularly with the rise of neoliberal policies toward the end of the twentieth century—has reached a level that threatens public health. On the other hand, the Soviet Union and Cuba stand out as notable examples of successful collectivist healthcare systems, demonstrating measurable improvements in health indicators. Cuba’s biotechnology achievements and resilient healthcare system, sustained even under blockade conditions, prove that an alternative model is possible. This study argues that healthcare must be organized as a public right and proposes the humanistic, inclusive approach of collectivist medicine as a viable solution.

Keywords: Capitalist Medicine, Commodification, Collectivist Medicine, Public Health, Hessen-Grossman Thesis

19 Ocak 2026 Pazartesi

Sağlık sermaye ile bağdaşmaz (1)

 


Latin Amerikalı epidemiyolog ve kolektif sağlık bilimcisi Jaime Breilh, São Paulo Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen SIMCOL konferansı (2) sırasında Outra Saúde (3) muhabirleri ile bir araya geldi. Breilh, sağlığın sadece hizmetlere erişimden ziyade sosyal bir süreç olarak anlaşılması gerektiği inancına dayanan eleştirel epidemiyoloji çalışmalarını sundu.


Çalışmaları, dünya ölçeğinde kültürleri ve bilgi sistemlerini yok eden bir sosyal metabolizma olan kapitalizmin amansız bir eleştirisini sunuyor. Bu yıkım, birçoklarının "epistemisid" olarak adlandırdığı şeydir: kâr amacına hizmet etmeyen düşünce biçimlerinin öldürülmesi, bilim alanını derinden etkileyen bir olgu.


Breilh'e göre bilimler, kapitalizmin yeniden üretim mantığına boyun eğerek, Kartezyen (4) bir hale geldi: verimliliğe ve pratikliğe odaklanırken, bilginin kendisi giderek daha parçalı ve yabancılaşmış hale geldi.


Breilh üniversiteleri insanlığa olan etik bağlılıklarını yenilemeye ve bilimsel faaliyeti siyasallaştırmaya çağırıyor. Breilh'e göre bu yaklaşım, görünürde parçalanan ve insanları anlamlı eylemlerden uzaklaştıran bir dünyada acilen gerekli. Bilim toplumuna mesajı açık: Şimdi harekete geçmeliler, çünkü “artık böyle yaşamayı göze alamayız”.

14 Ocak 2026 Çarşamba

Öğrenci merkezli öğretimde 20 yıl

 


Tıp eğitimi üzerine notlarımı gözden geçirirken, 2022 yılında Serkan Ünsal ve arkadaşları tarafından yayınlanmış, “2005 yılı öncesi ve sonrası öğretmen, öğrenci ve veli profillerine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi” başlıklı bir makaleye rastladım. Araştırmacılar çok dramatik sonuçlara ulaşmışlardı:


Katılımcılar 2005 öncesi öğrencilerin, daha saygılı, derslerine daha ilgili, değerlere bağlı, sorumluluk sahibi olduğu şeklinde birçok olumlu özellikler taşıdığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte 2005 sonrası öğrencilerin ise saygısız, kendini hayatın merkezinde görme, şımarık ve sınırları bilememe, ferdi ve bencil davranma, değerlerden uzak ve derse ilgisizlik gibi birçok olumsuz özelliklere sahip olduğunu belirtmişlerdir.