Öz
Temel bir insan
hakkı olan sağlık, tarih boyunca üretim tarzlarına göre
şekillenmiştir. Kapitalist sistemde, sağlık hizmetleri
metalaştığı için kâr odaklı bir sektöre dönüşmüştür. Bu
durum, halk sağlığını olumsuz yönde etkilemiş ve
eşitsizlikleri artırmıştır. Buna karşın, sosyalist ülkelerde,
toplumcu tıp anlayışı, sağlık politikalarının merkezinde
konumlandırılmış, sağlık, bir hak olarak tanımlanmış ve
sağlık hizmetlerine herkesin bedelsiz erişimi sağlanmıştır.
Bununla birlikte, toplumcu tıbbın uygulandığı bu ülkelerdeki
koruyucu/önleyici sağlık hizmetleri, insanların sağlık
kurumlarına başvuru sıklığını büyük oranda azaltmıştır.
Bu
makale, kapitalist tıp ile toplumcu tıbbın tarihsel temellerini ve
uygulamalarını karşılaştırmalı olarak inceler. Kapitalizmin
sağlık alanını metalaştırmaya dönük yaklaşımı, özellikle
yirminci yüzyılın sonlarına doğru neoliberal politikaların
yükselişiyle birlikte halk sağlığını tehdit eden bir seviyeye
ulaşmıştır. Öte yandan, Sovyetler Birliği ve Küba, toplumcu
tıbbın başarılı sağlık göstergelerini örneklemesi bakımından
dikkat çekicidir. Özellikle Küba'nın abluka altında bile
sürdürdüğü sağlık sistemi ve biyoteknoloji alanındaki
başarıları, alternatif bir modelin mümkün olabileceğini
göstermektedir. Bu çalışma, sağlığın kamusal bir hak olarak
örgütlenmesi gerektiğini savunurken, toplumcu tıbbın insancıl
ve tüm toplumu kapsayan yaklaşımını bir çözüm önerisi olarak
sunar.
Anahtar
Kelimeler: Kapitalist Tıp, Metalaştırma,
Toplumcu Tıp, Halk Sağlığı, Hessen-Grossman Tezi
Abstract
Health, as a
fundamental human right, has historically been shaped by modes of
production. Under the capitalist system, healthcare has been
commodified, transforming it into a profit-driven sector. This shift
has negatively impacted public health and exacerbated inequalities.
In contrast, socialist countries positioned a collectivist approach
to medicine at the core of their health policies, defining healthcare
as a universal right and ensuring free access for all. Moreover, the
emphasis on preventive care in these societies significantly reduced
the frequency of hospital visits.
This
article comparatively examines the historical foundations and
practices of capitalist medicine and collectivist medicine. The
commodification of healthcare under capitalism—particularly with
the rise of neoliberal policies toward the end of the twentieth
century—has reached a level that threatens public health. On the
other hand, the Soviet Union and Cuba stand out as notable examples
of successful collectivist healthcare systems, demonstrating
measurable improvements in health indicators. Cuba’s biotechnology
achievements and resilient healthcare system, sustained even under
blockade conditions, prove that an alternative model is possible.
This study argues that healthcare must be organized as a public right
and proposes the humanistic, inclusive approach of collectivist
medicine as a viable solution.
Keywords:
Capitalist Medicine, Commodification,
Collectivist Medicine, Public Health, Hessen-Grossman Thesis