Translate

20 Eylül 2019 Cuma

Rusya Sovyetlerle bağlarını kopartabilecek mi?


Dün Sputnik’te “Rusya, Sovyetler Birliği’yle yasal bağlarını koparıyor: Anlamını yitiren kanunlar giyotine gönderilecek” başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde “Rus hükümeti, Sovyetler Birliği döneminde kanunlaştırılan ve günümüz modern Rusya’sının gelişimine ayak bağı olan, ’anlamını yitiren’ yasalardan kurtulmaya hazırlanıyor” deniyor.


Merak edip “günümüz modern Rusya’sının gelişimine ayak bağı olan, anlamını yitiren” yasaların neler olduğuna göz attığınızda, örneklerin “işçi sağlığı ve iş güvenliği” mevzuatına ve “halk sağlığı” mevzuatına ilişkin olduğu görülüyor. Demek Sovyetler Birliği’nin işçi sağlığı ve iş güvenliği düzenlemeleri, günümüzün modern Rusya’sı için (bunu Rusya’nın egemen sınıfları olarak da okuyabilirsiniz) artık ayak bağı haline gelmiş.

İlk örnek çok çarpıcı: “Rusya’nın dört bir yanındaki iş yerlerinde kanepe ve tüylü halılar kullanılabilir hale gelecek. Zira geçtiğimiz 60 yıl boyunca iş yerlerine söz konusu eşyaları koyanların, teknik olarak yasaları ihlal ettiği kabul ediliyordu”.

Gerçi haberde işyerlerinde kanepe ve tüylü halı kullanılması yasağının gerekçesi olarak “1958 yılında Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC) Bakanlar Kurulu, gösterişle mücadele etmek adına kamu kurum ve kuruluşlarında dekorasyon amacıyla yumuşak mobilyalarla beraber yün ve ipekten dokunmuş kumaşların kullanılmasını yasaklamıştı” deniyor, fakat işin aslının başka olduğunu ve bu yasağın dünyanın bütün uygar ülkelerinde bir işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbiri olarak konduğunu biliyoruz.

İşyerlerinin dekorasyonunda kolayca alev alabilen ve basıldığında kayılıp düşülebilen malzemelerin kullanılmaması gerektiği, çok sayıda üzücü deneyim sonunda elde edilen bir “bilimsel” bilgidir. Bu bilgi önce işçi sınıfının egemen olduğu sosyalist ülkelerde, daha sonra 1970’li yıllarda dünyanın işçi sınıfının güçlü olduğu kapitalist ülkelerinde “mevzuata” girmiştir. Gerçi bu yasağın kaldırılarak, işyerlerinde kanepe ve tüylü halılar kullanılabilmesinin modern Rusya için nasıl bir ayak bağı oluşturduğunu hayal dahi edemiyoruz. Acaba işyerlerine tüylü halı döşenince üretim mi artacak?   
 
Diğer örnekte de “Sovyetler Birliği’ndeki tüm ürünler, hatta ekmek bile GOST standartlarına (devlet standartlarına) uygun olarak üretilmek durumundaydı. Tahıl Ürünleri Bakanlığı’nın 1990 yılında yürürlüğe koyduğu düzenlemede, her çeşit ekmek somununun üzerine atılacak kesik sayısı dahi belirlenmişti. Ancak bu yılın şubat ayından itibaren, Rus fırıncılar yasaları ihlal etme kaygısı gütmeksizin ürettikleri ekmeklerin üzerine istedikleri kadar kesik atabilecek” deniyor.

Sputnik editörünün bir önceki örnekte olduğu gibi gerçekleri nasıl çarpıtıp, işi “mizaha” vurarak meseleyi nasıl gizlediği açıkça görülüyor. Kuşkusuz bahsedilen standartlar, “ekmek üzerindeki kesik sayısı” gibi soytarılıklara değil, halkın gıda güvenliliğine ilişkin. Ruslar, sosyalizmin çözülmesinden 30 yıl sonra dahi hala pazardan aldıkları ürünleri güvenle yiyebiliyorsa, bunu Sovyetler Birliği’nden kalan yasalara borçlular.

Bu durumu en iyi biz biliyoruz. Her hafta medyaya Rusya’dan iade edilen gıda ürünlerimize ilişkin haberler okumuyor muyuz? Hastalıklı, üzerinde kabul edilebilir sınırın çok üzerinde zirai ilaç kalıntısı bulunan meyve ve sebzeler, şimdi “ayak bağı” olarak görünen yasalar sayesinde kapıdan geri çevriliyor. Daha bu hafta Rusya alabalıkta kadmiyum ve çipurada cıva, levrekte de Listeria bakterisi tespit ettiği deniz ürünlerini bize iade etti. Bu iadeleri “kim yiyor” sorusu bir başka yazı konusu, biz devam edelim.

Haberde “RSFSC Halk Komiserleri Konseyi’nin 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik Devrimi’nden hemen sonra imzaladığı karara göre, günlük 8 saat, haftada 48 saat çalışma programı belirlenmişti. Ancak bu yasa da haftalık çalışma saatinin 40 saati geçemeyeceğini öngören İşçi Yasası’na aykırı olduğu için bıçak altına girecek” ifadesi var. Bunun kuyruklu bir yalan olduğunu bilmeyen var mıdır acaba?

Evet, Sovyetler Birliği’nin 1917 yılında dünyada 8 saatlik işgününü ilk yasalaştıran ülke olduğu doğrudur. Fakat işgünü, daha devrimin ilk yıllarında (1920 – 1927) çeşitli işkollarında kademeli olarak azaltılmaya başlanmış, 1927’de, Ekim Devrimi’nin 10. Yıldönümünde köklü bir değişikliğe gidilerek yeni İş Yasası kabul edilmiştir. Sputnik Rusya’da 1990’larda karşı devrimin hemen ardından Rus sermayesinin ilk olarak işgünü düzenlemelerine saldırdığını unutmuş görünüyor.

Sonuç olarak Rusya’nın Sovyetler Birliği ile yasal bağlarını kopartması, Rus emekçilerinin ve işçi sınıfının buna izin verip vermeyeceğiyle ilgilidir. Elbette Rus işçileri çalıştıkları işyerlerinin kolayca yanabilen malzemelerle dekore edilmesine, Türkiye’den giden sağlıksız gıdaların Rusya’ya serbestçe girmesine sesini çıkartmazsa, eski Sovyet yasaları “bir sonraki devrime kadar” iptal edilebilir. Fakat olan Rus emekçilere olur, fabrikalarda onlar yanar, pazardan aldıkları gıdalardan onlar zehirlenir.

Seçim Rus emekçilerin.

Akif Akalın


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder