Translate

16 Eylül 2020 Çarşamba

Okullar hastalık yuvası olmasın

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yüz-yüze eğitim için verdiği tarih yaklaşıyor. 21 Eylülde çocuklarımız okullara gitmeye başlayacak. Merak edilen soru şu: okullarda gerekli tedbirler alındı mı?

Öncelikle okulların açılmasının ve yüz-yüze eğitimin çocukların sağlığı ve iyiliği bakımından çok önemli olduğunu düşündüğümüzü belirtelim.


Çocukların sağlığı ve iyiliği düşünüldüğünde okulların kapalı olması, açık olmasından çok daha olumsuz etkiler barındırıyor. Kapitalist toplumlarda okulun çocuklar için güvenli sığınaklar olduğunu, onları başta çocuk işçiliği, şiddet, istismar, taciz ve tecavüz olmak üzere birçok tehlikeden koruduğunu asla unutmamalıyız.

 

Diğer yandan COVID 19’un “çocuklar için” büyük bir tehdit olmadığını biliyoruz. Dokuz ayın deneyimleri vakaların yalnızca yüzde 8,5 kadarını çocukların oluşturduğunu ve çocuklarda COVID 19 nedeniyle ölümlerin yok denecek kadar az olduğunu gösteriyor.

 

O halde sorun ne?

 

Sorun, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde okulların birer hastalık yuvası haline gelmesi ve çocukların okuldan eve, topluma hastalık taşıma olasılığı. Bu nedenle çocuklar, öğretmenler ve diğer eğitim emekçileri arasında okul içinde ve okulla ilişkili ortamlarda COVID 19 bulaşma riskinin asgariye indirilmesi gerekiyor

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) okulların eğitime açılması konusunda kararların “yerel” düzeyde alınması gerektiğini söylüyor. Örneğin bir ilçede yapılan sürveyans çalışmalarında hiç vaka bulunmaması veya birkaç vaka bulunması halinde okullar, gerekli tedbirler alınarak açık tutulmalı. Hatta vakaların ilçe içinde belirli yerlerde kümelenmiş olması durumunda dahi okullar açık tutulabilir. DSÖ sadece ilçe içinde salgının yaygın olması durumunda “son çare” olarak okulların kapatılmasını öneriyor.

 

Peki, okullarda alınması gereken tedbirler neler?

 

Aslında okullardan önce “toplum” düzeyinde alınacak tedbirlere önem verilmeli ve okullarda alınacak tedbirler bu “genel” tedbirlerin bir parçası olarak düşünülmeli. Eğer siz toplum içinde “şüpheli” vakalara test yapmıyorsanız, hastaları izole edip, temaslıları karantinaya almıyorsanız, okullarda tedbir almanızın ne anlamı var?

 

Öncelik virüsün toplum içinde dolaşmasını azaltacak tedbirlere verilmeli. Toplumsal hareketliliğin asgariye indirilmesi, hayati olmayan işyerlerinin tatil edilmesi önemli. Toplum düzeyinde gerekli halk sağlığı tedbirleri alınmadan, okullarda tedbir alınamaz.

 

Okullarda alınacak tedbirler özellikle öğrenciler ve eğitim emekçileri arasındaki fiziksel mesafenin korunmasına, yeterli ve uygun havalandırmaya ve temizliğe yönelik olmalı. Öğrencilerin okula gelirken kullandığı servislerden başlayarak, sınıflarda, teneffüslerde, yemekhanelerde vb fiziksel mesafe sağlanmak zorunda.

 

Öğretmenlerin mutlaka hastalığın belirti ve bulguları yönünden taramalar yapmaları gerekiyor. Şüpheli öğrencilere hemen test yapılmalı ve izole edilmeli, temaslılar hemen karantinaya alınmalı. Velilerin de bu konuda eğitimi ve sürekli çocuklarını izlemeleri gerekiyor.

 

Okul sağlığı hizmetleri pandemi sürecinde daha da önem kazanıyor. Başta aşılama hizmetleri olmak üzere okul sağlığı hizmetleri kesintisiz sürdürülmeli. Okullarda çocuklara psikososyal destek, gıda desteği sağlanmalı. Hijyen konusunda alınan tedbirler sağlık emekçileri tarafından denetlenmeli.

 

Ayrıca yüksek risk altındaki, örneğin kronik hastalığı bulunan öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin tespit edilerek, bunlara yönelik daha özel önlemler alınması gerekiyor. Bu gruptakilere tıbbi maske temin edilmesi önemli.

 

Eğer yetkililerin “toplum” düzeyinde yukarıda sıraladığımız tedbirleri aldığına, okullarda gerekli tedbirlerin alındığına inanıyorsanız, çocuklarınıza güvenle okula gönderebilirsiniz.


Akif Akalın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder