Translate

18 Şubat 2021 Perşembe

Hayatımızdan memnun muyuz?

 


Artık ülkemizde ve dünyanın geri kalanında hiçbir inanılırlığı kalmayan, hiç kimsenin güvenmediği ve eskiden tepkiyle karşılanan açıklamaları artık sadece alay konusu olan TÜİK, bu kez de "Yaşam Memnuniyeti Araştırması" sonuçlarını açıkladı. Buna göre Türkiye'de insanların yüzde 48,2’si mutlu olduğunu beyan ediyormuş. Duy da inanma!

 

MUTLULUK NEDİR?

 

Mutluluğun çeşitli tanımları olabilir. Biz Türk Dil Kurumu’nun tanımını kabul edersek, mutluluğu “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu” olarak tanımlayabiliriz.

 

O halde 2020 yılında TÜİK’in anketine yanıt verenlerin yarısına yakını “biz bütün özlemlerimize eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan dolayı kıvanç duyuyoruz” demiş olmalı. Hadi canım sende… Ufak at, civcivler de yesin diye bir deyiş vardır. Tam da buraya uyuyor.

 

Acaba Türkiye’de milyonlarca emekçinin özlemi, kendisinin ve ailesinin geçimini “kısa çalışma ödeneği” ile sağlamaya çalışmak mıydı? İşsiz, aşsız kaldıkları, belediyelerin yardımlarına muhtaç duruma düştükleri için mi mutlu oldular?

 

Yoksa özellikle yılın son aylarında kepenklerini kapatmak zorunda kalan binlerce esnaf, bunun özlemiyle mi yanıp tutuşuyordu? Ya ürününü maliyetine bile satamayıp, gururu bir kenara bırakıp ekranlarda gözyaşı döken çiftçiler? Çiftçi traktörüne haciz geldiği için kıvanç mı duyuyor gerçekten?

 

SEVDİKLERİMİZİ YİTİRDİKÇE MUTLU MU OLUYORUZ?

 

Araştırmada 2020 yılı değerlendirilmiş. Bildiğim kadarıyla 2020 yılı son dönemlerde sevdiklerimizi en çok yitirdiğimiz yıl oldu. Acaba sevdiklerimizi yitirdikçe daha mı mutlu oluyoruz?

 

Felaketler 2020 yılının daha ilk aylarında başladı. Pandemi ve pandeminin getirdiği sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunların yanında Türkiye, Van’da 41 kişinin yaşamını yitirdiği iki çığ, Elazığ’da 41, İzmir’de 117 kişinin hayatını kaybettiği büyük depremler geçirdik.

 

Hatta bir de aslında İran’da Hoy kentinde olan, fakat orada kimsenin burnu kanamadığı halde bizde Van’da 10 kişinin yaşamını yitirdiği bir deprem de var. Giresun’da sele 6 canımızı verdik.  İdlip’te Rusya 33 askerimizi öldürdü. Bunlar “büyükler”, maalesef daha az sayıda olan kayıplarımız manşetler arasında yitip gidiyor.

 

On binlerce insanımız yeni koronavirüse karşı etkili tedbirler alınmaması nedeniyle yaşamını yitirdi. Yüzlerce işçimiz işyerlerinde yasanın zorunlu kıldığı İSİG önlemlerinin alınmaması nedeniyle işçi cinayetleriyle aramızdan ayrıldı. Yüzlerce vatandaşımız karayollarında gerekli iyileştirmelerin yapılmaması nedeniyle trafik cinayetlerinde öldü. Onlarca kadınımız, kadın katillerine karşı gerekli tedbirler alınmadığı için katledildi…  

 

Ey TÜİK, gerçekten ciddi misin? Bunca acıyı bir yıla sığdıran bir toplumda gerçekten insanların yarısına yakını sana “mutluyuz” mu dedi? Bir yanlış anlaşılma olmasın? Acaba senin lügatinde “mutluluk” sözcüğünün karşılığında bizim bilmediğimiz başka bir tanım mı var?

 

İşte kurumlar “siyasallaşınca” böyle oluyor.

 

MEŞRULAŞTIRMA TAKTİKLERİ

 

Muhtemelen ülkede yaşayanların yarısına yakınının mutlu olduğuna kimsenin inanmayacağını tahmin eden TÜİK, bu sonucu 2019 yılında yaptığı araştırma sonucuyla karşılaştırarak, mutlu olduklarını söyleyenlerin oranı yüzde 52,4’ten, 2020'de yüzde 48,2'ye geriledi diyor. Böylece yüzde 48,2 gibi inanılması mümkün olmayan yüksek bir oranı “meşrulaştırmaya” çabalıyor.

 

Yine araştırmanın sonuçlarına göre aynı dönemde mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı da yüzde 13,1'ten yüzde 14,5'e çıkmış. Yine aynı “taktik” kullanılarak, yüzde 14,5 oranı meşrulaştırılmaya çalışılmış. Yurttaşlarımızdan sadece yüzde 14,5’i mutsuzum demiş yani…

 

Özetle TÜİK’in 2021 yılında çizmeye çabaladığı, fakat her zamanki gibi eline yüzüne bulaştırdığı tabloda bizi inandırmaya çalıştığı yalan şu: Türkiye’de mutsuz insanlardan 3 kat daha fazla mutlu insan var!

 

CAHİLLİK MUTLULUKTUR

 

Araştırma ayrıca kadınların erkeklerden, evlilerin bekârlardan, 65 yaş üstündekilerin 65 yaş altındakilerden daha mutlu olduğunu iddia ediyor. Fakat asıl bomba sonuç şu: “Bir okul bitirmeyenler daha mutlu”.

 

Araştırmaya göre en çok mutlu olanlar, yüzde 54,4 ile bir okul bitirmeyenler. Bunu sırasıyla, yüzde 50,3 ile ilkokul mezunu, yüzde 46,8 ile lise ve dengi okul mezunu, yüzde 46,1 ile yükseköğretim mezunu takip ediyor. Yani okumak mutsuzluk getiriyor. Ne kadar okursanız, o kadar mutsuz oluyorsunuz.

 

TÜİK’in bu sonuca varmakta Matrix filminden esinlendiğini düşünüyoruz. Anımsayın Morpheus’un repliğini: “cehalet mutluluktur”. Orwell de “cahillik güçtür” diyordu. Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı da, “Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede. Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halkın ferasetine ben güveniyorum” demişti.

 

GELECEĞE UMUTLA BAKAN TÜRKİYE

 

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de “kendi geleceklerinden umutlu olduğunu” beyan eden bireylerin oranını yüzde 69,6 göstermesi. Burada da kadınlar, erkeklerden daha umutluymuş.

 

Gerçi TÜİK açıklamamış fakat muhtemelen geleceklerinden en çok umutlu olanlar yine hiç okula gitmemiş olanlar ve geleceklerinden en çok umutsuz olanlar da üniversite mezunlarıdır.

 

Peki, Yeditepe Üniversitesi “Gençlik Araştırması”, gençlerin yüzde 76'sı daha iyi bir gelecek için yurt dışında yaşamak istiyor derken yalan mı söylüyordu? Yeditepe de araştırmasını 2020 yılında yapmış. Yeditepe’nin de soru sorduğu insanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. O halde biri yalan söylüyor.

 

Acaba kim?


Akif Akalın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder