Bu seçki, 1975 – 1977 yılları arasında aylık olarak yayınlanan Ankara Tabip Odası Bülteni ve Ankara ve İzmir Tabip Odaları Bülteni sayılarından oluşturuldu.
Bülten önce 1975 yılında Ankara Tabip Odası Bülteni (ATOB) olarak yayınlanmaya başladı. İlk sayısı Ekim 1975'te çıkan bültenin “İlk Sayıda” başlıklı tanıtım yazısında, ATOB'un 3 bin adet basıldığı ve Ankara dışında Bursa, Diyarbakır ve Adana'da dağıtıldığı bilgisi yer alıyordu.
Tanıtım yazısında “ATOB[un] bir 'vaka takdimi' dergisi” olmayacağı belirtiliyor, fakat “[c]iddi araştırma ve derlemeler için her yazara sayfalarımız açıktır. Hele halkımızın diğer temel sorunlarının ayrılmaz yandaşı olan halk sağlığı, koruyucu hekimlik gibi konuların, hekimler ve halk arasında daha iyi anlaşılıp yaygınlaşmasını amaçlayan yazıların, bu dergide ayrı bir yeri olacaktır” deniyordu.
Derginin Şubat 1976'da yayınlanan 5. sayısında derginin ismi Ankara ve İzmir Tabip Odaları Bülteni (kısaca TOB) olarak değiştirildi. Derginin tanıtımında bu durum şöyle ifade ediliyordu:
Sağlık sorunlarının nedenlerine ve çözüm yollarına dünyaya aynı bakış açısıyla bakan iki oda, ötedenberi görüş ve çalışmalarını tek bir yayın organında odaklaştırmayı düşünmekte idiler. Öte yandan aynı görüşleri iki ayrı dergide işlemek, zaten kıt olan mali olanaklarımız ve masraflar açısından anlamsızdı. Bu bakımdan tek bir yayın organında birleşme gereğini duyduk.
Bülten'in yaşamı Eylül – Ekim 1977'de yayınlanan 24 – 25. sayı ile son buldu. Okurlara Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) 26. Kongresi'nde alınan karar gereği Tabip Odaları yayınlarının “merkezileştirildiği”, Bülten'in Kasım 1977'den itibaren TTB yayın organı olan “Toplum ve Hekim” adıyla yayın yaşamını sürdüreceği duyuruluyordu.
Yine son sayıda bir yazı kaleme alan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Erdal Atabek de, TOB'un artık TTB çatısı altındaki “29 Tabip Odası'nın ortak yayın organı” olarak yaşamını sürdüreceğini duyuruyordu.
Kuşkusuz 1975 – 1977 ATOB – TOB sürecini, Türkiye'de bu yıllarda yükselen “sınıf” mücadelesi ve bu mücadeleyi bastırmak için sahaya inen faşist güçlere karşı yürütülen “anti-faşist” mücadele sürecinden ayrı ele almak olanaksızdır.
1960’lı yıllarda yükselmeye başlayan sınıf mücadelesi, DİSK’in kuruluşu, Türkiye İşçi Sınıfı'nın 15 – 16 Haziran şahlanışı ve bu şahlanışı gemlemeye çalışan 12 Mart süreçleri hekimler arasında “sınıf bilinci” oluşmaya başlamasına neden olmuş ve başta İstanbul olmak üzere Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde işçi sınıfının mücadelesinden etkilenen “toplumcu” hekimler yönetimlere gelmeye başlamıştır.
Bu yıllara kadar en büyük sosyal etkinlikleri 14 Mart “balosu” düzenlemek olan Tabip Odaları, 1976 yılından itibaren 14 Mart'ları “sağlık haftası” olarak ülkenin “sağlık sorunlarının” tartışıldığı bir platforma dönüştürmüştür. “Yolumuz işçi sınıfının yoludur” diyen TTB, 1 Mayıs’larda oluşturduğu görkemli kortejlerden, Türkiye’nin ilk Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi’nin düzenlenmesine kadar sınıf mücadelesinin her yerinde görülmeye başlamıştır.
ATOB'un yayına başlamasından birkaç ay önce Ankara Tabip Odası tarafından 1975 yılında düzenlenen “1. Halk Sağlığı Kurultayı”, serbest (özel) hekimliğin tamamen arz ve talep ilişkilerine dayalı bir düzende çalıştığını belirtiyor, “İnsan sağlığı ticaretin konusu olamaz. İnsan sağlığı, üzerinden gelir sağlanan, ticaret yapılan bir meta gibi düşünülemez. Bu nedenle ülkemizde sağlık hizmetlerinin devletleştirilmesi zorunludur” diyordu.
Şüphesiz bu gelişmelerde daha önce İstanbul Tabip Odası yayın organı Hekim Forumu sayfalarında yayınlanan “Türkiye'de Hekimlerin Proleterleşme Süreci” başlıklı makalemizde detaylı bir şekilde tartıştığımız “hekimlerin proleterleştirilmesi” olgusunun büyük payı vardı.
1960'lı yıllara kadar büyük çoğunluğu özel muayenehanelerinde kendi hesabına “serbest hekimlik” yapan hekimler, gelirlerinin azalmaya başlamasıyla “pasif proleterleşme” sürecine girmiş, 1970'lerde de bunu hekimlerin “çoğunluğunun” kamu sektöründe “ücretli” olarak çalışmaya başladıkları “aktif proleterleşme” süreci izlemişti. Bu süreçler hekimleri “üst-orta” sınıf konumundan, “alt-orta” sınıf konumuna itiyor, hekimler arasında düzene karşı hoşnutsuzluk artıyordu.
Erdal Atabek’in “biz hekimlerin sınıfsal konumunu sağlık emekçisi olarak yeniden tanımladık” cümlesiyle özetlenebilecek bu süreç, TTB'nin hekimlerin “mesleki çıkarlarından” ziyade, halkın “sağlık hakkı” için mücadelesinde öne çıkıyor ve ATOB ve TOB sayılarına yansıyordu.
ATOB – TOB sayılarında devlet memurlarının maaşlarından kesilen MEYAK kesintileri ve ödenmeyen nöbet ücretleri gibi hekimlerin ekonomik – özlük haklarına ilişkin yazılar, Dr. Turhan Timuçin (ünlü “Hastane mi Kestane mi” oyununun yazarı) mizahi eleştirileri, Dr. İhsan Ünlüer'in karikatürleri yer alıyordu.
Bülten, Nusret Fişek'ten, Ayşe Baysal'a, Oğuz Kayaalp'e, Yaman Örs'e, Veli Lök'e, Nevzat Eren'e, Rahmi Dirican'a, Yavuz Aksu'ya, Sabiha Özgür'e, Server Tanilli'ye, Gündüz Vassaf'a, Erol Mavi'ye, Fikret Başkaya'ya, Aziz Nesin'e, Tahir Hatiboğlu'na, Halit Çelenk'e, daha nicelerine kadar çok geniş bir yelpazede ve çok renkli bir yazar kadrosunu bünyesinde toplamayı başarmıştı. Ayrıca bir kısmına bu seçkide yer verdiğimiz Komisyon çalışmaları da yine önemli isimler barındırıyordu.
Ben ATOB'un “son” sayılarına yetişebildim. Tıp fakültesine girdiğim yıl Bülten'in son sayıları yayınlanmıştı. Daha sonra Bülten'in devamı olan Toplum ve Hekim dergisinde yazılarımı yayınlama şansım oldu. Bir dönem Yayın Kurulu'nda da görev aldığım Toplum ve Hekim dergisi bugün de yayın yaşamını sürdürüyor.
Tabii son olarak 1970'li yıllarda ATOB ve TOB'da yazmanın çok ağır bedelleri olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Örneğin Dr. Turhan Temuçin, bir öğrencinin üzerinde “ele geçirilen” reçetesi yüzünden gözaltına alınıyor, eşinin muayenehanesine bomba atılıyordu. Faşistler hekimlere gözdağı vermek için TTB Merkez Konseyi üyesi Sevinç Özgüner'i katlettiler. Daha sonra TTB, 12 Eylül 1980'de darbe yapan faşistler tarafından kapatıldı ve yöneticileri yargılandı.
ATOB ve TOB bültenlerinin Türkiye'de hekimler arasında “toplumcu tıp” anlayışının yaygınlaşmasında büyük katkıları olmuştur. Biz de bu seçkiyle Bültenlere emeği geçenleri saygıyla yad etmek istedik. ATOB ve TOB bültenlerinin geçmiş sayılarına Ankara Tabip Odası'nın internet sayfalarından erişilebilir:
https://www.ato.org.tr/ato-bulten-sayi-1-1975.html
Seçkinin sonuna ATOB ve TOB bültenlerinde büyük emeği bulunan Nevzat Eren hocamızı anmak için Toplumcu Tıp Seminerleri'nin hocamızı tanıtan bir yazısını ekledik. Bültenlerin yayınlandığı dönemde Ankara Tabip Odası'nda (ATO) “İlerici Hekim” hareketinin önderleri arasında yer alan Nevzat Eren hocamız, seçkideki ATO Halk Sağlığı Bürosu imzalı yazıların hazırlanmasında görev almıştır. Bu dönemde ATO Başkanlığı görevini de üstlenen Nevzat Eren hocamızı bu vesileyle bir kez daha anıyoruz.
SEÇKİYE ERİŞMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder