Translate

25 Eylül 2020 Cuma

Daha oraya gelememişler

COVID 19 yeni bir bulaşıcı hastalık, fakat insanlık bulaşıcı hastalıklarla nasıl mücadele edeceğini “yüzyıllardır” biliyor ve tarih boyunca karşılaştığı bütün bulaşıcı hastalıkları bir şekilde yenmeyi başardı. Başaramasaydı bugünlere erişemezdik.

 

İnsanlar günümüzden üç bin yıl önce henüz mikrop, aşı, antibiyotik nedir bilmiyordu fakat bulaşıcı hastalıkların bir şekilde hastalardan veya hastalığı taşıyan bazı hayvanlar aracılığıyla sağlıklı insanlara bulaştığını fark etmişti.

 

Tevrat, cüzzamdan korunmak için cüzzamlı insanların toplumdan uzaklaştırılmaları, izole edilmeleri gerektiğini yazıyordu. Yahudiler vebanın bulaşmasında farelerin rol oynadığını keşfetmekle kalmamış, tarihteki ilk bulaşıcı hastalık bildirim sistemini geliştirmişlerdi. Difteri vakaları borazanlar çalınarak duyuruluyordu.

 

Çözüm: Enfeksiyon zincirinin kırılması

 

Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede başarının “enfeksiyon zincirini” kırmaktan geçtiği, tıp kitaplarına girmesinden yüzlerce yıl önce anlaşılmış ve uygulamalara girmişti. Bugün de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ofisi web sayfalarında “Enfeksiyon zinciri nasıl kırılır?” başlıklı video yayınlıyor.

 

Video enfeksiyon zincirinin kırılması için önce öksürürken veya hapşırırken ağzınızı kapatın, ellerinizi yıkayın, kalabalıktan kaçının, fiziksel mesafeyi koruyun ve maske takın gibi “bireysel” tedbirleri, yani birey olarak sizin kendi başınıza alabileceğiniz tedbirleri tanımlıyor.

Video 40. saniyesinden itibaren “biraz bile iyi hissetmiyorsanız evde kalın, yetkilileri arayın, test yaptırın, test sonucunuz pozitifse kendinizi izole edin ve son dönemde temas ettiğiniz insanların listesini yapın, temaslılar da 14 gün süreyle karantinaya alınsın” diyor.

 

Bu tedbirler “toplum” düzeyli tedbirlerdir ve “birey” olarak sizin bu tedbirleri kendi başınıza almaya gücünüz yetmez. Bu tedbirlerin “devlet” tarafından alınması gerekir. Siz birey olarak ancak bunlara uyabilirsiniz. Örneğin devlet test yapar, siz de test yaptırırsınız.

 

Daha oraya gelmedik

 

Muhtemelen ekranlardaki medya profesörlerinin yalnızca “bireysel” tedbirleri sıralayıp, “toplum” düzeyindeki tedbirleri hiç ağızlarına almadıklarını fark etmişsinizdir. Bunun nedeni belki de videoda olduğu gibi ders kitaplarında da önce bireysel, sonra toplum düzeyinde tedbirlerin anlatılması olabilir. Muhtemelen bizim profesörlerimiz tıp eğitimi sırasında daha “toplum” düzeyli tedbirlere gelemeden sömester bitmiş, bu konuyu öğrenememişlerdir.

 

Fakat videoyu hazırlayan DSÖ yetkililerinin derslerine iyi çalıştığı ve enfeksiyon zincirini kırmak için bireysel tedbirlerin yeterli olmayacağını, devlet tarafından toplum düzeyinde de tedbir alınması gerektiğini iyi öğrendikleri anlaşılıyor.

 

Anlaşılıyor da, biliyorsunuz DSÖ Türkiye Ofisi daha yeni açıldı, muhtemelen Türkiye’de işlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyorlar.

 

Nerede o yoğurdun bolluğu?

 

Bakın, videonun 40. saniyesinde kadın kendini iyi hissetmiyor, biraz ateşi var ve işe gitmemeye, evde kalmaya karar veriyor. Bununla kalsa neyse, bir de yerel yetkilileri telefonla arayıp test yaptırmak istediğini söylüyor. Oh, ne ala memleket… Nerede o yoğurdun bolluğu?

 

Sabah kalkıyorsunuz, kendinizi iyi hissetmiyorsunuz, ateşiniz var, işe gitmiyorsunuz, telefonla yetkilileri arıyorsunuz, gelip testinizi yapıyorlar… Başka bir arzunuz?  

 

DSÖ bu memlekette, devlet hastanesinde PCR testi pozitif çıkmış, COVID 19 tanısıyla evlerinde izole edilmiş işçilerin, üretim aksamasın, siparişler yetişsin diye, İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla, Hipokrat yeminli hekimlerin imzalarıyla zorla işyerlerinde “karantinaya alınıp”, sağlıklı insanlarla aynı ortamda çalıştırıldıklarını gazetelerde okumadı mı, ekranlarda izlemedi mi?



Halk için değil, yöneticiler ve profesörler için videolar hazırlayın

 

Kim ne derse desin, ekranlar ne kadar her akşam “yine sosyal mesafe kurallarını hiçe saydılar” diye bangırdarsa bangırdasın, emin olunuz bu halk, işçiler ve emekçiler, geçimlerini emek güçlerini satarak sağlayanlar “bireysel” tedbirlere büyük ölçüde uyuyor. Burası 80 küsur milyonluk bir ülke. O ekranlarda gördüğünüz halay görüntüleri toplumun binde, belki de on binde birini bile temsil etmez.

 

Herkes elinden geleni, yapabildiği kadarıyla yapıyor. “Bireysel” tedbirler olabildiğince uygulanıyor. Asıl sorun, “toplum” düzeyli tedbirlerin uygulanmamasında. Enfeksiyon zinciri insanlar bireysel tedbirlere uymadığı için değil, devlet toplum düzeyli tedbirleri almadığından kırılamıyor. DSÖ videosunu enfeksiyon hastalıkları ve halk sağlığı profesörlerine, Sağlık Bakanlığı yetkililerine izletmek lazım.

 

Denemesi bedava. Haydi, şimdi DSÖ tavsiyelerine uyup açın telefonu, yetkililere “kendimi iyi hissetmiyorum, test yaptırmak istiyorum” deyin, bakalım ne olacak… Diyelim ki bir yolunu buldunuz PCR testi yaptırdınız ve testiniz pozitif çıktı. Verin bakalım son günlerde temas ettiğiniz yakınlarınızın, arkadaşlarınızın, dostlarınızın isimlerini yetkililere ve sonra açın telefonu sorun onları arayan olmuş mu diye. Haydi, telefon elinizin altında. 


Akif Akalın



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder