Translate

3 Eylül 2026 Perşembe

Ölümünün 95. yılında Alfred Grotjahn’ı anıyoruz

 


Berlin Üniversitesi Sosyal Hijyen profesörü Alfred Grotjahn, 1931’in 4 Eylül gecesi, 61 yaşında yaşamını yitirdi. 1848 barikatlarında doğan ve işçilerin yenilgisiyle karanlığa gömülen toplumcu tıp düşüncesinin 20. yüzyılda yeniden canlanmasında büyük rolü olan Grotjahn’ı anıyoruz.

Alfred Grotjahn, 25 Kasım 1869’da Hannover yakınlarındaki Braunschweig şehrinin güneyinde, Harz dağı eteklerinde küçük bir kasabada, Schladen’de doğdu. Büyükbabası Heinrich Grotjahn bir ordu cerrahı ve babası Robert Grotjahn hekimdi. Annesi Emma Frey, Alfred henüz 6 yaşındayken hayatını kaybetti.

Çocukluğunun ilk yıllarını Schladen’de geçirdi. İlkokula Schladen’de başladı,1879’da, 10 yaşındayken eğitimine devam etmesi için Braunschweig yakınındaki Wolfenbüttel'e gönderildi. Wolfenbüttel Gymnasium’da lise öğrencisi olduğu dönemde (1882 – 1890) sosyal sorunlarla ilgileniyordu ve sosyalist düşüncelerle tanıştı. Daha sonra uzun yıllar Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Reichstag milletvekili (revizyonist/reformist kanadın liderlerinden biri) ve Prusya Maliye Bakanı olarak görev yapacak olan okul arkadaşı Albert Südekum'un kitaplarından yararlandı.

Alman Sosyal Demokrat İşçi Partisi (ASDİP), 1875 Gotha Kongresi’nde Alman Genel İşçi Birliği ile birleşerek Alman Sosyalist İsçi Partisi adını almıştı. 1878 yılında Birmarck’ın “Anti-Sosyalist Yasaları” nedeniyle “yeraltına” çekilen parti, bu yasaların 1890’da kaldırılmasıyla yeniden, fakat bu kez bugünkü Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) adıyla örgütlendi. Grotjahn bu SPD’ye ilgi duymaya başladı.

1890 – 1894 yılları arasında sırasıyla, Greifswald, Leipzig, Kiel ve Berlin'de tıp eğitimini tamamladı. Grotjahn, tıp eğitiminin neredeyse tamamı boyunca Marksist literatürü okudu ve sosyal demokrasiye yakın öğrenci derneklerinde aktif olarak yer aldı.

Greifswald'da Karl Marx, Friedrich Engels, Karl Kautsky ve Franz Mehring gibi sosyalist düşünürlerin eserlerini okudu. Kiel’de dönemin önde gelen sosyologlarından Ferdinand Tönnies ve Leipzig'de ekonomist Friedrich Roscher’in derslerine katıldı. Bruno Schönlank, Otto Wels, Georg Ledebour, August Bebel ve Wilhelm Liebknecht gibi önde gelen SPD’lilerle tanıştı.

Grotjahn, sosyal demokrasi içindeki “devrim ve reform” arasındaki gerilimden oluşan ve 1891 Erfurt Parti Kongresi’nde açıkça ortaya çıkan iç çatışmada, kendisini “reformculara” yakın buluyordu.

1894 yılında Berlin Tıp Fakültesi’ni bitirdi ve burada iki yıl asistanlık yaparak, 1896'da devlet lisans sınavlarını verip, pratisyen hekim oldu. Berlin - Kreuzberg’de açtığı muayenehanesinde hekimlik yaptı. Ancak her zaman çevresindeki sosyal sorunlara (örneğin alkolizm çok yaygındı) duyarlı oldu ve bu konularda elinden geleni yapmaya çalıştı. Sosyoloji ve ekonomi bilimlerine olan eğilimi ve Kreuzberg’deki yoksullar arasında hekim olarak yaptığı çalışmalar, onu sosyal ve ekonomik bilimlerin yöntemlerini tıp ve halk sağlığına uygulama fikrine yöneltti.

Bu yöndeki ilk çalışması alkolizm üzerineydi. Alkolizmin sadece biyolojik değil, aynı zamanda sosyal bir temele dayandığını ortaya koydu. “Alkol Bağımlılığının Doğası, Etkisi ve Dağılımı” başlıklı makalesi 1898'de Socialwissenschaftlichen Bibliothek'te basıldı. Makalenin konusu, alkolizm, sağlık hizmeti sunumu ve konut koşulları arasındaki ilişkilerdi. Araştırmalarını işyeri alkolizminin etkilerine ilişkin daha ayrıntılı araştırmaları da içerecek şekilde genişletti ve yayınladı.

1900 yılında Charlotte Hartz ile evlendi. Aynı yıl Friedrich Kriegel ile birlikte “Sosyal Hijyen ve Demografi” üzerine yıllığın (Jahresbericht über die Fortschritte und Leistungen auf dem Gebiete der sozialen Hygiene und Demographie) ilk baskısını hazırladılar. Grotjahn, sonraki on yıl boyunca, sosyal hijyeni bir tıp disiplini haline getirmekte öncülük etti.

1901 ve 1902 yıllarında, yaklaşımı ve ilgi alanları bazı yönlerden kendi görüşleriyle örtüşen ekonomist Gustav von Schmoller'in Sosyo-politik Seminerleri’ne katıldı. 1902'de “Halk Beslenmesinde Değişimler Üzerine(Über Wandlungen in der Volksernährung) adlı bir kitap yayınladı ve beslenme sorununu sınıf perspektifinden analiz etmeye çalıştı.

1903’teki Dresden parti kongresinde, yakınlık duyduğu Eduard Bernstein’ın revizyonizminin, parti içi mücadelede yenilgiye uğradığına tanık oldu ve uzun süre siyasetten uzaklaştı.

Grotjahn 1 Mart 1904’te, üyesi olduğu Alman Halk Sağlığı Derneği’ne (Deutsche Gesellschaft für öffentliche Gesundheitspflege), “Bilimsel Bir Disiplin Olarak Sosyal Hijyen” başlıklı bir rapor sundu. Raporda, sosyal hijyeni özgün bir bilimsel disiplin olarak tanımladı ve onu genel deneysel hijyenden veya kendi deyimiyle “biyolojik” hijyenden açıkça ayırdı. Grotjahn raporda sosyal hijyeni sosyoloji, ekonomi ve sosyal politika ile yakından ilişkilendirdi ve bu bağlamda sosyal hijyen metodolojisinin özgünlüğünü ortaya koydu.

Almanya'da Grotjahn'ın bu konuşması ve raporu, sosyal hijyenin gelişiminde “tarihsel” olarak kabul edilir, çünkü biyografilerinden birinin belirttiği gibi, Grotjahn'ın bu konuşması, sosyal hijyenin ayrı bir bilimsel disiplin olarak gelişmesinin “temel taşını” (Grundstein) koymuştur. Bu konuşma daha sonra Grotjahn tarafından Kriegel ile birlikte yayımlanan sosyal hijyen üzerine 3 ciltlik bir eserin önsözünde yansıtılmıştır.

1905 yılında “Berlin Sosyal Tıp, Hijyen ve Tıbbi İstatistik Derneği”nin ( Berliner Gesellschaft für soziale Medizin, Hygiene und medizinische Statistik) kurucularından biri oldu. Fabrika işçilerinin gıdaların çoğunun yerel olarak yetiştirildiği kırsal kesimden, işlenmiş gıdaların fabrikalardan geldiği şehirlere taşındıklarında, diyetlerindeki hızlı değişikliklerden kaynaklanan çoklu etkiler üzerine bir çalışma yayınladı.

1908'de Grotjahn, tüberkülozla mücadele sistemine yönelik sert bir eleştiri olan “Sosyal Hijyen Işığında Hastane Sistemi ve Sanatoryum Hareketi” (Krankenhauswesen und Heilstättenbewegung im Lichte der sozialen Hygiene) başlıklı çığır açıcı makalesini yayınladı. Tüberkülozun sadece laboratuvarda incelenecek biyolojik bir patojenden (Robert Koch'un bulduğu tüberküloz basili) ibaret olmadığını savunuyordu. Grotjahn’a göre tüberküloz, sosyal koşulların (yoksulluk, kötü beslenme, fabrikalardaki ağır çalışma koşulları, karanlık ve nemli evler) doğrudan ürettiği bir hastalıktı ve dolayısıyla tedavi sadece hastayı sanatoryuma kapatarak değil, bu sosyal şartları düzelterek mümkün olabilirdi.

Yazının en güçlü mesajlarından biri de, devletin ve sigorta fonlarının bütçeyi devasa binalar (sanatoryumlar) inşa etmeye harcamak yerine, hastalığın ortaya çıkmasını önleyecek tedbirlere harcaması gerektiğiydi:

  • İşçi konutlarının iyileştirilmesi (güneş ve hava alan evler).

  • Çalışma saatlerinin azaltılması ve fabrikalarda hijyen standartlarının artırılması.

  • Halkın beslenme kalitesinin yükseltilmesi.

Grotjahn, Bismarck döneminde kurulan işçi sigorta fonlarının sanatoryum hareketini finanse etmesini takdir etmekle birlikte, bu fonların gücünün hastalandıktan sonra tedavi etmeye değil, “yaşam alanlarını sanitize etmeye” (kamusal hijyen reformlarına) odaklanması gerektiğini yazdı. “Sadece hastayı değil, hastayı hasta eden toplumsal çevreyi de tedavi etmeliyiz” vizyonunu getirdi. Bu yaklaşım, önleyici hekimliğin temel taşıdır.


SOSYAL PATOLOJİ

Grotjahn, geliştirdiği toplumcu tıp kuramını, 1912'de yayınlanan “Sosyal Patoloji” (Soziale Pathologie) adlı kitabında ayrıntılandırdı. Bu kitap, sosyal patoloji konusundaki bilgileri özetledi ve sosyoekonomik faktörlerin etkisi perspektifinden derinlemesine analiz etti. Hastaların sosyal çevrelerinin, hem hastalığın seyrini, hem de iyileşmelerini etkileyeceği tezini ortaya koydu.

İddiası tıp ve akademik çevrelerde başlarda pek yankı bulmadı. Çağın “modası”, Robert Koch’un bakteriyoloji alanındaki keşiflerinden ilham alan, biyolojiye dayalı biyomedikal tıp yönündeydi. Ancak Grotjahn’ın Avusturyalı profesör Ignaz Kaup ile birlikte yayınladığı, “Sosyal Hijyen Cep Sözlüğü” (Handwörterbuch der Sozialen Hygiene), hekimlerin bu konuda yeniden düşünmelerini tetikledi.

Ünlü deneysel hijyenist Karl Flügge, dikkatini çeken bu genç hekimi akademik alana kazandırdı. Grotjahn, 16 Kasım 1912'de, üniversitede ömür boyu öğretim kariyerini güvence altına almak için gereken derece olan Habilitasyon'unu aldı. Almanya'da “sosyal hijyen” disiplininde habilitasyon alan ilk adaydı. Derecesini aldıktan sonra Charité hastanesinde birkaç yıl “Privatdozent” (kürsüsü olmayan akademisyen) olarak çalıştı. Geçimini hala muayenehanesinden sağlıyordu.

1914 yılında “Düşen doğum oranları ve doğum kontrolü: Bireysel ve sosyal hijyen ışığında” (Geburten-Rückgang und Geburten-Regelung: Im Lichte der individuellen und der sozialen Hygiene) başlıklı kitabı yayınlandı. Grotjahn, Almanya'da sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte doğum oranlarının hızla düşmesini büyük bir yapısal sorun olarak görüyordu. Bunun tamamen sosyo-ekonomik nedenlerden (büyük şehirlerde çocuk büyütmenin maliyeti, dar konutlar, yoksulluk ve çocukların artık bir güvence değil ekonomik bir yük haline gelmesi) kaynaklandığını analiz etti.

Grotjahn, çocuk sahibi olmanın aileler için ekonomik bir ceza olmaktan çıkarılması gerektiğini savundu. Bunun için Bismarck'ın sağlık ve emeklilik sigortası modellerine benzer kamusal bir “Ebeveynlik Sigortası” kurulmasını önerdi. Devlet ve toplum, çocuk sahibi olan ailelerin üzerindeki finansal yükü bu sigorta fonundan karşılamalıydı.

Grotjahn kitabında nüfusun sadece niceliğinin değil, niteliğinin de önemli olduğunu savunuyor, “niceliksel ve niteliksel rasyonelleşme” fikrini savunuyordu. Doğum kontrolünü reddetmiyor, “sağlıklı ve topluma yararlı” bireylerin doğumunun teşvik edilmesini (pozitif öjeni) ve kronik hastalığı veya kalıtsal kusurları olanların üremesinin ise sınırlandırılmasını istiyordu.

Temmuz 1914'te Sosyal Demokrat Parti liderlerinin Reichstag’da savaş bütçesini destekleme kararını coşkuyla karşıladı ve SPD’ye yeniden yakınlaştı. 1915'te muayenehanesini kapatarak, Berlin Şehir Tıp Ofisinde Sosyal Hijyen bölümünün başına geçti. 1919'da Berlin Konut Dairesi’nin Tıp Direktörü oldu ve savaş sonrası şehir konut gelişimini, sağlık ve refahı iyileştirme aracı olarak kullanma ihtiyacına odaklandı.

Sosyal Demokrat Parti Nisan 1917'de, savaşa devam edilip edilmeyeceği sorusu üzerine, savaşa devam diyen “Çoğunluk SPD” (Ebert, Scheidemann, Braun, vd.) ve savaşın bitirilmesini isteyen “Bağımsız SPD” (Ledebour, Haase, Dittmann, vd.) olarak iki gruba ayrıldı (“Bağımsız SPD” üyelerinin büyük çoğunluğu, Ekim 1920'de Alman Komünist Partisi’ne katıldılar).

Kasım 1918'de Alman İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, Friedrich Ebert ve Philipp Scheidemann önderliğindeki Çoğunluk Sosyal Demokratları, ​​Almanya'nın yeni hükumet biçimi için sol ve sağ radikallere karşı verdikleri mücadeleyi kendi lehlerine ve parlamenter demokrasi lehine kazandıklarında, SPD Grotjahn’ın “üye olabileceği” çizgiye gelmiş oldu.

Haziran 1919'da, o dönemde Ignaz Zadek’in liderliğindeki Sosyalist Hekimler Birliği’ne katıldı. Aynı yılın sonbaharında Çoğunluk SPD'ye kaydoldu. Başkan F. Ebert yönetimindeki hükumetin Alman Cumhuriyeti için daha iyi bir gelecek inşa etme misyonunu destekledi ve sosyal tıp alanındaki gelişmelerde öncülük etti.

Grotjahn, yeni kurulan “demokratik” devlette, sağlık yönetiminin yeniden yapılandırılması ve “sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi” için çalışmak istedi. Savunduğu sosyal hijyen tedbirlerinin ve tesislerinin, kapitalist bir özel sağlık sisteminden çok, kamu sektöründe daha etkili bir şekilde uygulanabileceğine inanıyordu. Sosyalleştirmenin adım adım gerçekleşmesi gerektiğini ve yeni Cumhuriyetin Alman İmparatorluğu'nun sağlık kurumlarını ortadan kaldırmaması, aksine onları devralması, demokratik bir şekilde kademeli olarak modernize etmesi gerektiğini savundu.

1920'de Prusya Kültür ve Eğitim Bakanı olan Sosyal Demokrat Konrad Haenisch, Grotjahn’ı Berlin Üniversitesi'nde Sosyal Hijyen kürsüsüne ilk tam zamanlı Profesör olarak atadı. Bu büyük bir zaferdi: sosyal hijyen, ilk kez akademik disiplinler döngüsünde kendine özgü bir yer edindi, kendi kürsüsüne kavuştu ve bu kürsüye ilk profesör atandı. Grotjahn, ölümüne kadar Almanya ve Batı Avrupa'da tek sosyal hijyen profesörü olarak kaldı.

1918 yılındaki Kasım Devrimi ve monarşinin yıkılmasının ardından kurulan, Almanya'nın ilk demokratik kurucu meclisi ve geçici parlamentosu olan Geçici Weimar Ulusal Meclisi 21 Mayıs 1920’de feshedildikten sonra, yeni devletin ilk Reichstag'ı için seçim kararı alındı.

Grotjahn, SPD parti liderliği tarafından 1920 Genel Seçimleri için “listeden” aday gösterildi. Bağımsız SPD’nin güçlü muhalefetiyle Reichstag’a giremedi. Fakat 9 Nisan 1921'de, Dortmundlu vekil Max Frank’ın istifa etmesiyle, önceki yıl seçimde başarılı olamayan listedeki adaylar arasında en yüksek sırada yer alan Grotjahn, 26 Nisan 1921'de otomatik olarak Reichstag üyesi oldu ve 29 Nisan’da sağlık politikası konularıyla da ilgilenen Sosyal İşler Komitesi’ne ve 4 Mayıs’ta Reich Gençlik Refahı Yasası Taslağı Hazırlama Komitesi’ne katıldı.

1921 ile 1924 yılları arasında Reichstag üyesi olarak görev yaptı. Parlamenter görevlerini, üniversitedeki profesörlük çalışmalarıyla ve sosyal hijyen üzerine yazdığı makalelerle birleştirdi. Reichstag'da çocuk refahı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkındaki yasaların hazırlanmasında komite çalışmalarına aktif olarak katıldı.

Tıp ve sosyolojinin kesiştiği noktadaki alkolizm, beslenme ve barınma gibi diğer sosyo-hijyen temalarına ve “belirli grupların” doğurganlığını azaltma ihtiyacına olan ilgisi belirgin bir şekilde öne çıkmaya devam etti.

Sosyal Demokrat Reichstag üyesi olarak, parti programının sağlık politikası bölümünü hazırlamaya davet edildi. Ancak sağlık konusunda Grotjahn ile SPD parlamento grubunun ve parti yönetiminin büyük bir kısmı arasında görüş ayrılıkları vardı. Örneğin, Parlamento’da Ceza Yasası’nın kürtajı yasaklayan 218. maddesiyle ilgili kesin bir tavır almadı, çekincelerle de olsa, maddeye kürtajın yasaklanması yönünde oy verenler arasında yer aldı. Bu durum partiyle arasını açtı.

1923 yılında Almanya hiperenflasyon, Ruhr Bölgesi'nin Fransızlar tarafından işgali ve Hitler'in Birahane Darbesi girişimi gibi çok ağır krizlerden geçmişti. Hükumet, ekonomiyi istikrara kavuşturmak amacıyla sert ekonomik ve sosyal reformları içeren bazı “Acil Durum Kararnameleri” (Notverordnungen) çıkardı. Meclisteki muhalefet kararnameleri iptal etmek için önergeler verdi. Başbakan Wilhelm Marx, reformların iptalini önlemek amacıyla Ebert'ten Meclisi feshetmesini istedi.

13 Mart 1924'te ilk Reichstag feshedildiğinde, Grotjahn 4 Mayıs 1924'teki yeni seçimler için tekrar aday gösterilmedi. Grotjahn bundan hiç gocunmadı, çünkü Grotjahn için “halk sağlığı hedefleri” herhangi bir parti güdüsünden daha önemliydi. 1902’de şöyle yazmıştı:

Hijyen, sosyal hijyen haline geldiğinde, siyasi tartışmalardan hiçbir şekilde soyutlanmamalıdır. Tek ön koşul, sorunlara ön koşulsuz, yani bu durumda herhangi bir partinin çıkarlarını gözetmeden yaklaşmaktır... Siyaset, parti siyaseti anlamına gelmez... Muhafazakarlarla pazar günü dinlenmesini ve süt merkezlerinin kurulmasını, Merkez Parti ile evli kadınların fabrika işlerinde çalışmasının yasaklanmasını, Ulusal Liberallerle sigorta mevzuatının genişletilmesini ve şeker vergisinin artırılmasını, Masonlarla tahıl silolarının kaldırılmasını, Ulusal Sosyalistlerle gelişmemiş kentsel arazilerin vergilendirilmesini ve Sosyal Demokratlarla sekiz saatlik iş gününü savunan, son derece politik bir sosyal hijyen anlayışının, bu şekilde adı geçen partilerin hiçbirine özellikle dahil olmadan tasavvur edilebileceği oldukça düşünülebilir. Örneğin, ben bu görüşü savunuyorum”.

Grotjahn, Reichstag’da yaptığı konuşmalarında sadece SPD grubu adına değil, diğer partilerin üyeleri adına da konuştuğunu sık sık vurgulamıştı.


ÜREME HİJYENİ

Grotjahn, 19. yüzyılın sonunda İngiliz bilim insanı Francis Galton tarafından ortaya atılan ve o dönemde sol içinde de birçok taraftar bulan sağlıksız veya kusurlu genlerin ayıklanıp, sağlıklı bir nüfus üretilmesi” fikrini tıp ve sosyolojiyle birleştirdi. Bireylerin sağlığının sadece çevre şartlarına değil, kalıtıma da bağlı olduğunu savunuyordu. Bir sosyalist olarak amacı, işçi sınıfının yaşam kalitesini artırmaktı. Kronik hastalıkların, alkolizmin, zihinsel engellerin ve yoksulluğun sonraki nesillere aktarılmasını önleyerek “sağlıklı ve üretken” bir sosyalist toplum yaratmak istiyordu.

Ancak Grotjahn, sağcıların savunduğu "Ari Irk" (Aryan öjenikler) teorilerini bilim dışı buluyor ve kesinlikle reddediyor, kafatası ölçüleriyle değil, halkın sağlığıyla ilgileniyordu. Kalıtsal hastalığı, ağır zihinsel engeli veya kronik bağımlılığı (alkolizm gibi) olan bireylerin çocuk sahibi olmasının engellenmesi için “planlı bir şekilde üremeden arındırılmasını” savunuyordu. Bu kişilerin gözetim merkezlerinde tutulmasını veya zorunlu kısırlaştırılmasını önerdi. Çiftlerin evlenmeden önce kalıtsal bir hastalık taşımadıklarını kanıtlayan resmi bir sağlık raporu almalarını zorunlu kılmak istiyordu.


YAŞAMININ SON YILLARI

1926 yılında, İnsan Üremesinin Hijyeni” (Hygiene der menschlichen Fortpflanzung) başlığıyla bir kitap yayınladı. Burada da kalıtsal sorunları olan bireylerin, “zorunlu kısırlaştırma yoluyla” sorunlu çocuk dünyaya getirmesinin engellenmesini savundu. Hatta zihinsel engelli, epilepsi hastası, alkolik ve sakat olarak tanımlanan kişilerin zorunlu kısırlaştırılması çağrısıyla daha da ileri gitti.

1928'de F. Golman'la birlikte “Alman Sağlık Sigortasının Performansı” (Die Leistungen der deutschen Krankenversicherung) başlıklı çalışmasını yayınladı. Grotjahn, Alman sağlık sigortasının sunduğu tıbbi bakım hizmetlerinin (doktor muayenesi, ilaç yardımı, hastane yatışı) kalitesini takdir etmekle birlikte, sistemin mantığına temel bir eleştiri getiriyordu. Sigorta fonlarının (Krankenkassen), parayı yalnızca işçi hastalandıktan sonra harcadığını belirtiyor, bunun yerine hastalıkların kökenine inerek ortaya çıkmasını engellemesi gerektiğini söylüyordu.

Krankenkassen sadece fatura ödeyen muhasebe kurumları olmamalı, işçi konutlarını denetlenmeli, nemli, karanlık ve aşırı kalabalık evlerin tüberkülozu yaymasını engellemek için konut reformlarına finansman sağlamalıydı. İşçilerin çalıştığı ortamların havası, temizliği ve çalışma saatleri üzerinde yaptırım/denetim gücüne sahip olmalıydı.

1929'da ünlü pedolog Gustav Junge ile işbirliği yaparak, çocukluk çağı sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan “Ilımlı Okul Reformu: Bir Doktor ve Bir Öğretmenin Pratik Önerileri” (Maßvolle Schulreform: Praktische Vorschläge eines Arztes und eines Lehrers) başlıklı çalışmasını yayınladı.

Grotjahn ve Junge, okul çağındaki çocukların zihinsel olarak aşırı yorulmasının fiziksel gelişimlerini olumsuz etkilediğini savundu. Müfredatın ağır ve ezberci yapısının hafifletilmesi, ders saatlerinin ve yoğunluğunun çocukların biyolojik kapasitesine göre düzenlenmesi gerektiği vurgulandı.

Son olarak, yaşamının son günlerinde, daha ileride öyküsü anlatılacak olan bir broşür hazırlayarak, kürtaj yasağı konusundaki görüşlerini değiştirdi ve parlamentodayken Ceza Yasası’nın kürtajı yasaklayan 218. maddesi lehine oy kullandığına pişman oldu.

Grotjahn uzun süredir safra yollarından rahatsızdı. Hastalığının ani bir alevlenmesi sonucu, oldukça genç bir yaşta, 4 Eylül 1931’de Berlin’de yaşamını yitirdi. Berlin’de bulunan Baumschulenweg Mezarlığı adlı tarihi mezarlığa gömüldü. Çocuklarından Dr. Martin Grotjahn, Naziler iktidara gelince Amerika Birleşik Devletleri’ne sığındı.


ALFRED GROTJAHN TOPLUMCU TIBBI DÜNYAYA TANITTI

Şüphesiz toplumcu tıp düşüncesinin mimarı, 1845 yılında yayınladığı “İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu” başlıklı kitabında sağlığın ve hastalıkların sosyal belirleyicilerine vurgu yapan ve sağlık sorunlarının gerçek çözümünün emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesinden geçtiğini söyleyen Friedrich Engels’tir.

Almanya’da 1848 Ayaklanmaları’nın doruğunda Engels’in düşüncelerini tıbba tercüme ederek, tarihi “Yukarı Silezya Tifüs Salgını Raporu”nu kaleme alan Rudolf Virchow da, toplumcu bir sağlık hizmetinin temel ilkelerini ortaya koyarak, işçi sınıfının sağlık taleplerini formüle etmiştir. Ancak 1848 Ayaklanmaları yenilgiyle sonuçlanıp, toplumcu düşünce üzerine baskıların artması Virchow’un düşüncelerinin yaygınlaşmasını önlemiş, Virchow da daha sonraki yaşamında 1848’deki düşüncelerini yaymaya gayret etmemiştir.

Toplumcu tıbbın ortaya koyduğu, hastalık ile insanın yaşadığı koşullar arasındaki ilişki düşüncesi, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde eş zamanlı bir süreçte sosyal tıbbın doğmasına yol açtı. Bu alandaki en önde gelen temsilciler arasında Guerin, Neumann, Virchow ve Grotjahn yer alır. Bununla birlikte, tüm öneriler “reformlar” kapsamında kaldı veya yalnızca sermaye için işgücünün korunmasını sağladıkları ölçüde kullanıldılar.

1900’lü yılların başlarında toplumcu tıp düşüncesi unutulmaya yüz tutmuşken, yine Almanya’dan genç bir hekim, Alfred Grotjahn, Virchow ve diğerlerinin izinden giderek, Avrupa’da toplumcu tıp düşüncesini yeniden canlandırdı. Grotjahn’ın düşünceleri, 1912 yılında yayınlanan Sosyal Patoloji başlıklı kitabıyla, 1. Emperyalistler-arası Paylaşım Savaşı boyunca Avrupa’da Çekoslovakya, Sovyet Rusya, Fransa ve Belçika’ya ulaştı.

Kuşkusuz toplumcu tıp düşüncesinin daha sonraki serüveninin asıl taşıyıcısı, 1917 Ekim Devrimi sonrası tıbbı ve sağlık hizmetini, emekçilerin gereksinimleri doğrultusunda yeniden örgütleyen Sovyet Rusya olmuştur. Nikolay Semaşko, Sovyet Rusya’da tıbbı ve sağlık hizmetini yeniden örgütlerken Alfred Grotjahn’ın düşüncelerinden geniş ölçüde yararlanmıştır.


GROTJAHN’IN SOVYETLER BİRLİĞİ’NDEKİ ETKİLERİ

Grotjahn, 1900’lerin başlarında Rusya’nın ilerici hekimleri tarafından biliniyor ve görüşleri tartışılıyordu. Grotjahn’ı yıllardır yakından izleyen Rusya’nın (ve dünyanın) ilk Sağlık Bakanı olan Nikolay Semaşko, Rusya’da tıp eğitimini ve pratiğini “sosyal hijyen” üzerine kurmak istiyordu. Grotjahn’ın tıp ve sosyolojiyi birleştiren metodolojisi, Semaşko ve ekibi için hazır bir teorik rehber oldu.

Semaşko 1922 yılında Moskova Devlet Üniversitesi’nde Sovyetler Birliği’nin ilk Sosyal Hijyen Kürsüsü’nü kurarken Grotjahn’ın Almanya’daki kurumsal ve yöntemsel modelini temel aldı. Grotjahn’ın “hastalıkların ardındaki sosyal, kültürel ve ekonomik nedenleri” inceleyen sosyal patoloji yaklaşımı, Semaşko'nun yürüttüğü epidemiyoloji ve önleyici hekimlik çalışmalarının kuramsal altyapısını oluşturdu.

Diğer yandan Semaşko, yazılarında Grotjahn’ın sistemin özünü (kapitalizmi) değiştirmeden, sadece reformlarla toplum sağlığını düzeltebileceğine inanmasını “safça ve burjuva bir yanılgı” olarak değerlendirdi. Semaşko’ya göre gerçek sosyal hijyen, ancak proletarya diktatörlüğü ve sosyalist bir planlı ekonomiyle mümkündü.

Semaşko, özellikle editörlüğünü yaptığı “Sosyal Hijyen” (Sotsialnaya Gigiena) dergisindeki başyazılarında ve tıp kongrelerindeki konuşmalarında “batılı” meslektaşlarını eleştirmiştir. Grotjahn’ın kapitalist sistem içindeki reformist çabalarını “reformist hayaller” ve “burjuva dar görüşlülüğü” olarak nitelendirmiştir. Semaşko'ya göre, üretim araçları özel mülkiyette kaldığı sürece sosyal hijyen önlemleri sadece “palyatif” çözümler sunabilirdi.

Grotjahn’ın son yıllarındaki öjenik ve nüfus politikalarına (kısırlaştırma vb.) ilişkin fikirleri, Semaşko ve Alfred Vladislavoviç Molkov tarafından sertçe eleştirildi. Semaşko yazılarında, Sovyet sosyal hijyeninin insanı biyolojik olarak “ayıklamayı” değil, sosyal çevreyi dönüştürerek “yeni insanı” yaratmayı hedeflediğini vurgulayarak Grotjahn ile arasına kalın bir çizgi çekti.

Grotjahn’ın Almanya’da 1912 yılında yayınlanan Sosyal Patoloji başlıklı kitabı, Rusya’da 1926 yılında Rusçaya çevrilip “ders kitabı” olarak yayınlanınca popülerliği iyice arttı. Sovyet hekimleri, Grotjahn’ın “hastalığın yayılmasında biyolojik faktörler kadar sosyal, kültürel ve ekonomik koşullar da rol oynar” tezini tamamen benimsediler. İstatistiksel veri toplama ve epidemiyoloji yöntemleri Sovyet kliniklerinde uygulanmaya başlandı.

A. V. Molkov tarafından derlenen ve 1927'de yayınlanan ilk orijinal Sovyet (Marksist) sosyal hijyen ders kitabı olan “Sosyal Hijyen: Tıp Öğrencileri ve Doktorlar İçin El Kitabı”, Alman sosyal hijyeninden esinlenerek modellenen Sovyet sosyal hijyen modernizasyon sürecinin doruk noktası olarak kabul edilebilir.

Sovyet el kitabı ile Alman sosyal hijyen düşüncesi arasındaki en önemli fark, bilimsel yöntemlerdir. Grotjahn, sosyal hijyen disiplinini hijyen ve sosyal bilimlerin (ekonomi, hukuk, siyaset bilimi, sosyoloji vb.) birleşimi olarak tanımlarken, Sovyet sosyal hijyeni daha çok sınıf temelli bir yaklaşım benimsemiştir. Sovyet sosyal hijyen el kitaplarında, Grotjahn’ın tıp ile ampirik sosyolojiyi birleştiren metodolojisi reddedilerek, yerine tarihsel materyalizm konmuştur. Semaşko Grotjahn’ı, “ekonomik determinizmi biyolojik gerçeklerin önüne koymakla”, ama bunu Marksist bir temelde yapmamakla eleştirmiştir.

Kitap ideolojik bir süzgeçten de geçirildi. Grotjahn bir “sağ kanat” Alman Sosyal Demokratıydı. Sovyet kuramcılar, Grotjahn’ın kapitalist sistemin özündeki mülkiyet ilişkilerini ve sınıf çatışmasını tam olarak analiz edemediğini belirttiler. Grotjahn patolojileri “sosyal çevreyle” açıklarken, Sovyetler sorunun kökenini doğrudan “kapitalist sömürüde” görüyordu.

Grotjahn’ın “En önemli hastalıklar, toplumda en sık görülen, en çok öldüren ve en çok sakat bırakan hastalıklardır” ilkesi, SSCB’nin, 1920'li ve 30'lu yıllarda tüberküloz, kolera ve frengi gibi sosyal patolojilere karşı devasa, devlet eliyle yürütülen mücadele ve önleyici hekimlik kampanyalarının meşrulaştırılmasına katkıda bulundu.

Grotjahn, kariyerinin ilerleyen dönemlerinde toplumu sağlıklı kılmak adına öjenik (ırk ıslahı) ve nüfus planlaması fikirlerine yönelmişti. 1920'lerde Sovyetler Birliği'nde de akademinin desteklediği bir “öjenik hareket” (1920 yılında kurulan Rus Öjenik Derneği - Russkoe Evgenicheskoe Obshchestvo) vardı. Derneğin kurucusu ve başkanı, ünlü Sovyet genetikçi Nikolai Koltsov’du.

Koltsov, Batı'daki “kısırlaştırma” veya “ırk arındırma” gibi zalimce yöntemleri içeren negatif öjeniye karşıydı ve pozitif öjeniyi savunuyordu: Toplumda zeka, sanatsal yetenek ve fiziksel sağlık gibi olumlu özelliklerin seçilimini teşvik etmek. Sağlıklı bireylerin üremesini teşvik eden, eğitimi ve çevre koşullarını iyileştirmeyi amaçlayan bir yaklaşımdı ve Grotjahn’ın yaklaşımıyla “zorunlu kısırlaştırma” dışında genel olarak örtüşüyordu.

Ancak 1930’lara doğru Sovyetler Birliği’nde öjenik, insanlar arasındaki eşitsizlikleri “biyolojik” temellere dayandırdığı için, “burjuva bilimi” ilan edilerek yasaklandı ve Grotjahn’ın nüfus politikalarına dair görüşleri reddedildi. 1930 yılında Rus Öjenik Derneği kapatıldı.

Grotjahn, 1928'de ünlü Sovyet hijyenisti Profesör Moisey Markovich Gran ile yaptığı bir görüşmede, sosyal hijyenin güçlü ve kıskanılacak bir geleceğe sahip olduğu tek ülkenin Sovyet ülkesi, Sovyetler Birliği olduğunu söyledi.

Kuşkusuz Sovyetler Birliği Grotjahn’ın toplumcu düşüncelerinden etkilenirken, Grotjahn da Sovyetler Birliği’ndeki toplumcu tıp uygulamalarından etkilenmişti. Bunun en canlı örneklerinden biri “fabrika mutfaklar” deneyimiydi.

1930 yılında Dresden’de düzenlenen Uluslararası Hijyen Sergisi’ne Rusya’dan katılan Doçent Dr. S. M. Schwartz, 1930 - 31 kışında Grotjahn’ın “beslenme üzerine” derslerine de katılmış, Grotjanh’nın Sovyetler Birliği'nin kamu beslenmesi alanında sınıf standartlarına dayalı “planlı” beslenme şeklinde yeni bir kavram ve politika uygulamaya koyduğunu anlattığını görmüştü. Grotjahn’a göre bu “deney” başarılı olursa, bu beslenme sistemi “geleceğin sistemi” olacaktı.

Grotjahn, kariyerinin başında nüfus azalışını önlemek ve kültürel/ulusal koruma sağlamak adına kürtajın tamamen serbest bırakılmasına (bireysel bir hak olmasına) karşı çıkmış, bu konuda partisiyle arası açılmıştı. Ancak 1920’li yıllarda pratikte yoksul işçi kadınların gizli ve sağlıksız koşullarda yaptırdığı kürtajlar yüzünden hayatını kaybettiğini veya ağır yaralandığını görünce fikrini değiştirdi:

Almanya'nın küçük bir taşra kasabasında ömrü boyunca çalışan bir hekim, meslek hayatı boyunca tam 556 kadının yasa dışı kürtaj (merdiven altı tahliye) ve buna bağlı tıbbi/sosyal öykülerini gizlice kaydetmişti. O dönemde kürtaj ağır bir suçolduğu için ne kadınlar ne de doktorlar bunu açıkça konuşabiliyordu. Taşra hekimi, bu trajedilerin sistemli kaydını tutmuş ve kendisi öldükten sonra “Sosyal Hijyen” alanında bu verileri dünyada en iyi değerlendirecek kişi olan Profesör Grotjahn’a vasiyet yoluyla postalanmasını istemişti.

Grotjahn bu verileri aldığında, hayatının son aylarında bu benzersiz ve trajik arşivi inceledi ve bunu sosyal tıbbın en acı verici kanıtı olarak gördü: belgeler yoksul, çok çocuklu, işçi veya köylü kadınların sırf ekonomik çaresizlik ve açlık yüzünden hayatlarını tehlikeye atarak (çoğunlukla örgü şişleri, kimyasallar veya niteliksiz ebeler aracılığıyla) çocuk düşürmeye çalıştıklarını kanıtlıyordu.

Grotjahn, bu paketi ceza kanunundaki 218. Madde'nin toplumsal gerçeklikle ne kadar bağdaşmadığının rasyonel bir delili olarak kabul etti. Yasaklar kürtajı engellemiyor, sadece yoksul kadınları ölüme veya sakatlığa sürüklüyordu.

Grotjahn kendisine gönderilen vaka setini öğrencileri için özel bir seminer materyali (broşür) haline getirdi. Burada kürtaj yasağına karşı tutumu daha sertti, kürtaj sorununun özü konusunda isteksiz kalmasına rağmen, kürtaj sorununa en doğru ve radikal çözümün Sovyetler Birliği'nde bulunduğunu belirtiyordu.

Not: SSCB dünyada kürtajı ilk serbest bırakan ülkedir. 18 Kasım 1920 tarihli “Kadın Sağlığı Kararnamesi” ile, herhangi bir tıbbi zorunluluk şartı aramaksızın, isteğe bağlı kürtajı tamamen yasallaştırmıştır. Ancak Grotjahn’nın ölümünden 5 yıl sonra SSCB, nüfus artış hızının düşmesi nedeniyle büyük bir geri adım atarak, 27 Haziran 1936’da kürtajı yeniden yasaklamıştır. Kürtaj sadece anne hayatının tehlikede olduğu çok katı tıbbi koşullara bağlanmıştır. Bu hatadan 23 Kasım 1955’te dönülmüş, Sovyetler Birliği'nde kürtaj tekrar tamamen serbest bırakılmış ve SSCB dağılana kadar yasal kalmıştır.

Ünlü Sovyet hijyenist Profesör Moisey Markovich Gran, Grotjahn’ın ölümünün ardından Kazan Medical Journal’da yayınlanan “Alfred Grotjahn” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi:

Grotjahn'a onurlu bir görev verildiğini kabul etmek gerekir: Almanya ve Batı Avrupa'da sosyal hijyen bilimsel bölümünün resmi akademik temsilcisi olmak. Yeni ve genç bilimsel disiplinin zemini tarihsel olarak zaten hazırlanmıştı. Kapitalizmin ve bununla bağlantılı olarak proletaryanın büyümesi, proletaryanın durumunu iyileştirme, yaşam standardını yükseltme, sağlığını koruma mücadelesi, kapitalist sistemi bu konuda bir şeyler yapmaya zorlamıştı. Bilim de işçilerin korunmasında giderek daha güçlü bir konum kazanıyordu.

Başta Almanya olmak üzere bir dizi ülkede önde gelen bilim insanları, sosyal sağlık ve sosyo-ekonomik koşullar arasındaki yakın bağlantıyı ve bağımlılığı ortaya koymuştu. Proletaryayı ve geniş işçi kitlelerini kurutan savaş ve devrim, aynı zamanda bu kitlelere kapitalizmden durumlarının, her şeyden önce sağlıklarının iyileştirilmesini kararlı ve tehditkar bir şekilde talep etme gücü vermişti. Bilim -hatta kapitalist bilim bile- bu talebe cevap vermeye hazırdı.

İşçilerin ve emekçilerin bu zorunlu talebi üzerine, sosyal hijyen, bilimsel bir disiplin olarak, kapitalist ülkelerde de ortaya çıkmak zorunda kaldı. Bu durum, öncelikle 1920’de Almanya’da gerçekleşti. Grotjahn, Batı Avrupa'daki bu ilk kürsüye hoca olma onuruna erişti.

Biyografisi, bu pozisyon için bir dizi ön koşula sahip olduğunu gösteriyor. Geniş bir sosyoloji ve ekonomi eğitimi geçmişi, sosyo-ekonomik düşünme yöntemi, işçi kitleleri ve yoksullarla doğrudan temas - bunlar temel ön koşullardı. Sosyal hijyen üzerine yaptığı değerli çalışmalarından bazıları da ona Avrupa'daki ilk sosyal hijyen kürsüsünü işgal etme hakkını kazandırdı.

Fakat hayat Grotjahn'ın çok ilerisindeydi. Alman Sosyal Demokrat Partisi'ne, hem de sağ kanadına üyeliği ve burjuva ve dar milliyetçi oportünizm anlayışı, Grotjahn'ın hayatın taleplerine ayak uydurmasını engelledi. Bunu, ünlü 218 sayılı yasaya, “İnsan Üremesinin Hijyeni" meselelerine, kamu beslenmesi sorunlarının çözümüne ve benzerlerine karşı tutumunda görüyoruz.

Sosyal hijyenist ve sosyal politikacı olarak hareket ettiği yerlerde, bilimsel disiplininin gerçek hedeflerinden ve çağdaş yaşamın ve devrimci taleplerinin gerisinde kaldı. Bunun için çok isteksiz, uzlaşmacı ve oportünistti. Bu bağlamda, sosyal hijyeni bilimsel bir disiplin olarak tanımlaması, Batı Avrupa ve Amerika'da kabul edilebilir olsa da, Sovyet devrimci taleplerimiz ve ilkelerimizle örtüşmüyor: çok biçimsel ve akademik. Özellikle sosyalist bağlamda sosyal hijyenin gerçek görevlerini ortaya koymuyor. Bu nedenle, Sovyet tıp gençliği tarafından bugüne kadar yaygın olarak kullanılan popüler eseri “Sosyal Patoloji”, içinde topladığı zengin olgusal materyale rağmen, artık onları tatmin edemiyor.

Grotjahn Almanya'da pek popüler değildi: belki de sarsılmaz bağımsızlığı ve özgüveni bunun sebebiydi. Ölümünden sonra yazılan biyografilerinden birinde Grotjahn'ın “her zaman popüler olmama cesaretine sahip olduğu” belirtiliyor. Ancak dinleyicileri arasında, özellikle de etrafında toplamayı ve örgütlemeyi başardığı belediye doktorları arasında popülerdi.

Grotjahn’ın ölümüyle Almanya ve Batı Avrupa, sosyal hijyen alanındaki ilk ve tek profesörünü kaybetti. Ölümünün en büyük sosyal ve kamusal önemi budur. Onun yerini kimin alacağı ise bilinmiyor. Grotjahn’ın kendisi de bu soruya şüpheci ve kuşkulu bir şekilde yanıt vermişti. Bu sorunun cevabı, Almanya’nın karmaşık siyasi ve sosyoekonomik durumunda yatacaktır”.


GROTJAHN’IN TÜRKİYE’DEKİ ETKİLERİ

Alfred Grotjahn’nın ölümünden beş ay sonra 10 Nisan 1932’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde (2. turda) Paul von Hindenburg, Adolf Hitleri yenmiş, fakat 31 Temmuz 1932’de yapılan Reichstag seçimlerinde Ulusalcı Sosyalist Alman İşçi Partisi (kısaca NAZİ partisi) oyların yüzde 37.3’ünü alarak 230 sandalye ile birinci parti konumuna yükselmişti. Başbakan olan Adolf Hitler, 27 Şubat 1933 Reichstag yangını provokasyonu ve ardından çıkarttığı Yetki Kanunu ile Almanya’da faşist diktatörlük kurdu.

Hitler’in iktidara gelmesiyle birlikte birçok bilim insanı Almanya’dan kaçmak zorunda kaldı. Nazi rejiminden kaçarak Türkiye’ye gelen ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Hijyen Enstitüsü’nün Müdürlüğünü üstlenen Profesör Dr. Julius Hirsch de bu bilim insanlarından biriydi.

Türkiye’de modern halk sağlığı eğitiminin temellerini atan Hirsch, birlikte çalıştığı Dr. Muhittin Erel ile birlikte, ders notlarını kitaplaştırarak, 1938 yılında yayınlanan “Hıfzıssıhha Ders Kitabı” ve 1950 yılında yayınlanan “Sosyal Hijyen” ders kitabı ile Alfred Grotjahn’nın toplumcu tıp alanındaki çalışmalarını ülkemize taşıdı. Hirsch, 1933 - 1948 yılları arasında çok sayıda öğrenci ve asistan yetiştirdi.

Literatürümüzde Alfred Grotjahn’ın düşüncelerine ilk olarak, Hirsch’in öğrencilerinden, 1940 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitiren Dr. Hulusi Dosdoğru’nun makalelerinde rastlıyoruz. Dosdoğru, 12 Ekim 1946 tarihinde Sendika gazetesinde yayınlanan Fertçi ve Sosyal Hekimlik başlıklı makalesinde Grotjahn’a atıf yapıyordu:

Endüstri hekimliğini, belediye hekimliğini, salgın hastalıklarla mücadele teşekküllerini (kuruluşlarını), her türlü sosyal yardım ve kalkınmayı, sigortaları, bayındırlık işlerini, ekonomik meseleleri ve istatistiği nefsinde (bünyesinde) toplayan sosyal hijyenin kurucularından büyük hıfzıssıhhacı Grotjahn (Alfred), fertçi tababet dediğimiz halihazır tababet ile sosyal tababeti birbirinden ayırırken der ki: fertçi tababet, yani muhtelif ihtisas kollarına ayrılmış eski hekimliğin bütün gaye ve mesaisi, nadir hastalık tabloları bulmak, bunları neşredip (yayınlayıp) tıp edebiyatına ismini kaydettirmek şeklinde hülasa edilebilir (özetlenebilir)”.

Eşi Dr. Sabire Dosdoğru da, 13 Aralık 1946’da Yığın Dergisi’nde yayınlanan “Halk Sağlığı ve Sosyal Tababet” başlıklı makalesinde, isim vermeden Grotjahn’ın sosyal hijyen üzerine görüşlerini paylaşmıştı.

1960’lı yıllarda Türkiye’de toplumcu tıp düşüncesini geniş hekim kitleleriyle buluşturan ve “sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesinin mimarlığını yapan Profesör Dr. Nusret Fişek, birçok makalesinde ve kitabında Grotjahn’a atıflar yaptı.

İlk olarak 1966 yılında yayınlanan “Sağlık Yönünden İnsan ve Çevresi” başlıklı kitabında “Almanya’da Pettenkofer ve Grotjahn gibi hekimler, sosyal tıbbın kurucularıdır” ifadesini kullanmış ve 1968 yılında İstanbul’da düzenlenen 20. Milli Türk Tıp Kongresi’nde de bu ifadeyi tekrarlamıştı.

Fişek, 1976 yılında Ankara Tabip Odası Bülteni’nde yayınlanan “Türkiye’nin Sağlık Sorunları ve Çözüm Yolları” başlıklı makalesinde, Grotjahn’ın hastalıkların önem sırasını saptamak için koyduğu kuralı aktarmış ve bu kuralı “Grotjahn Kuralı olarak adlandırmıştır:

En çok öldüren, en çok sakat bırakan ve en çok görülen hastalıklar, toplum için en önemli hastalıklardır”.

Bülten’in aynı yıl yayınlanan bir başka sayısındaki “Farkına Varılmayan Sağlık Sorunu: Çocuklarda Pnömoni Ölümleri” başlıklı yazısında da, Grotjahn için “sosyal tıbbın büyük kuramcısı” ifadesini kullanmıştır.

Bülten’in 1977 yılında yayınlanan bir nüshasında ise, Fişek, Grotjahn’ı şu isimlerin arasına koyar:

Guerin'den bu yana, sosyal hekimlik akımının gelişmesinde Neuman, Virchov, Marx, Grotjahn, Siegrist, Parisot ve Ryle gibi düşünürlerin büyük etkileri olmuştur”.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Toplum Hekimliği Bülteni’nin Ocak 1983 nüshasında yayınlanan “Halk Sağlığında Terim Kargaşası Bir Sorun mudur?” başlıklı makalesinde,

Grotjahn, sosyal hekimlik terimiyle, hekimlik uygulamasında sağlık sigortasının kullanılmasını anlar. Grotjahn, sosyal etkenlerin sağlıkla ilişkisini incelediği kitabına sosyal patoloji adını vermiştir” ifadelerini kullanır.

1985 yılında TTB Haber Bülteni’nde yayınlanan “Tıpta Evrim” başlıklı makalesinde şu ifadeler vardır:

Sosyal hekimliğin büyük kuramcısı Grotjahn’ın görüşü şöyle özetlenebilir:

Bir kişinin veya toplumun sağlık düzeyini belirleyen, kişinin hastalanmasına ya da ölümüne neden olan biyolojik ve fizik çevre etmenlerini oluşturan ya da bunların etkisini koşullayan etmenler sosyal ve ekonomik niteliktedir”.

Grotjahn’ın bu savı bir örnek vererek somutlaştırılabilir. Tüberküloz basili alan kişilerin çoğu hastalanmıyor, bazıları hastalanıyorsa da iyileşiyor, bazıları da ölüyor. Ne için bu farklılık?” Fark mali güç, yaşam koşulları, hükumetlerin sağlık politikası gibi sosyo- ekonomik etmenlerdeki farklılıklardan ileri geliyor. Bu nedenle sosyal koşulları değiştirmeden sağlık sorunlarını çözmek olanaksızdır. Bu gün bu gerçeği iki belit ile yansıtıyoruz:

1. Sağlık çok etmenli bir sistemdir ve

2. Sağlık hizmetinden yararlanmak herkesin doğal hakkıdır.

Türkiye’de hekim hareketinin “işçi sınıfının yolundan” yürüdüğü 1970’li yıllarda, çeşitli hekim dergilerinde Alfred Grotjahn’a sıkça atıflar yapıldığı görülür. Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Bürosu, 1976 yılında yayınladığı “İş ve İşçi Sağlığı” başlıklı makalede, Grotjahn’dan şu satırları aktarmıştır:

1. Bir toplumda en çok görülen hastalık en önemli hastalıktır. Nadir görülen hastalıkların ya da komplikasyonların toplum yönünden önemi yoktur.

2. Hastalıkların oluşumunda ve yayılmasında biyolojik faktörlerin yanı sıra sosyal koşullar da rol oynar. Biyolojik faktörler aslında sosyal koşulların sonucu olabilir, dolayısıyla sosyal koşulları düzelterek, hastalıklar üzerinde etki yapmak mümkündür.

3. Bir kimsenin hasta oluşu sadece o ferdi ilgilendirmez. Hastalıkların ve hastaların, aileden başlayarak toplum üzerinde olumsuz etkileri vardır.


GROTJAHN’IN TEREKESİ

Hukukçular vefat eden ya da kayıp olduğuna karar verilen bir kişinin geride bıraktığı tüm mal varlığı, hak, alacak ve borçların tamamına “tereke” diyor. Grotjahn’ın terekesine baktığımızda, bize neler bıraktığını incelediğimizde, çok çelişkili şeyler görebiliriz. Bu herkes için geçerli değil midir?

Geçtiğimiz günlerde Toplumcu Tıp blogunda yayınladığımız “Virchow Devrimci miydi, Yoksa Gerici mi?” başlıklı yazımızda da, bu sorunun yanıtının “bağlama” göre değişebileceğini ifade etmiştik. Bunun “bütün ölümlüler” için geçerli olduğunu düşünüyoruz.

Herkesin yaşamı boyunca yaptığı doğru işler yanında, yanlışları da vardır. Ancak ne yanlışlar doğruları, ne doğrular yanlışları götürür. Hepsi terekede kalır. Terekesine bakarsınız, eğer yanlışları doğrularından çoksa, size “borç” bırakıyorsa, mirası reddetme hakkınız vardır.

Grotjahn 1931 yılında, yani Adolf Hitler iktidara gelmeden iki yıl önce öldü. Ancak kimileri Grotjahn'ın fikirlerini “Nazilerin tıp politikalarına giden yolun entelektüel köşe taşlarından biri” olarak gördüler.

Grotjahn’ın tamamen “sol/halk sağlığı” motivasyonuyla önerdiği “Evlilik Öncesi Sağlık Sertifikası” ve “zorunlu kısırlaştırma” fikirleri, Naziler tarafından 1935'te çıkarılan meşhur Nürnberg Irk Yasaları'nın (Evlilik Sağlığı Yasası) temelini oluşturdu. Naziler bu teorileri alıp "Ari ırk" yaratmak ve Holokost sürecinde engellileri sistematik olarak katletmek (T4 Ötanazi Programı) için kullandılar.

Grotjahn’ın “Soziale Pathologie (Sosyal Patoloji) başlıklı kitabı, hastalıkların sosyal nedenlerini, hastalık gruplarının sosyal değerini (hastalıkların toplum üzerindeki ekonomik, demografik ve iş gücü açısından yarattığı etki ve maliyeti) ve tıbbi/hijyenik önlemlerin toplumsal etkilerini inceleyen bir sosyal tıp ve sosyal hijyen el kitabıdır.

Kitabın hacminin büyük bir kısmı (özellikle ilk ve orta bölümleri) tamamen yoksulluk, meslek hastalıkları, alkolizm, konut sorunları, bulaşıcı hastalıklar ve genel morbide/mortalite (hastalık/ölüm) istatistikleri gibi klasik sosyal patoloji ve halk sağlığı konularına ayrılmıştır.

Kitabın son kısmında yer alan ve neslin (ırkın değil!) ıslahı/üremenin rasyonelleştirilmesi konusuna ayrılan bölümler, eserin tamamı içinde “pratik sonuçlar” veya “geleceğe yönelik normatif öneriler” kısmını tamamlayan özgül “alt başlıklar” niteliğindedir.

Örneğin kitabın içindekiler tablosundaki son başlıklardan Die qualitative Rationalisierung der menschlichen Fortpflanzung (İnsan Üremesinin Niteliksel Rasyonelleştirilmesi) ve Die quantitative Rationalisierung der menschlichen Fortpflanzung (İnsan Üremesinin Niceliksel Rasyonelleştirilmesi) bölümleri, eserin sonuna doğru yer alan birkaç alt bölümü kapsar. Kitabın elimdeki 1915 baskısı toplam 542 sayfadır ve bu bölümler kitap içinde 486. – 522. sayfalar arasında 40 sahifeden (kitabın yüzde 10’undan) az yer tutmaktadır.

Grotjahn bu bölümlerde konuyu, dönemin “Rassenhygiene” (ırk hijyeni/öjenik) akımından farklı olarak, tamamen biyolojik-ırkçı bir çizgide değil, sosyal hijyen, demografi, ekonomik yükler ve nüfusun hem kalitatif (sağlıklı/nitelikli bireylerin çoğalması) hem de kantitatif (nüfusun nicelik olarak korunması/düşen doğum oranlarına karşı önlemler) dengesi üzerinden ele alır. Dolayısıyla kitapta “neslin ıslahı” teması, tüm kitaba hakim olan ana omurga olmaktan çok, sosyal hijyenin demografik ve nesilsel boyutunu irdeleyen tamamlayıcı ve stratejik bir odak olarak yer alır.

Grotjahn, sosyal hijyenin, “sosyal patoloji” olarak adlandırdığı şeyin, sosyal, ekonomik ve öjenik analizini kullanan disiplinler arası bir bilim olması gerektiğine inanıyordu. Hastalık ve sakatlığı azaltmak için sağlık eğitimi ve sosyal desteğe yapılan yatırımların, doğal olarak “üreme hijyeni” ile ilişkilendirilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu da “aşağılık” veya “yozlaşmış” tiplerin çoğalmasını sınırlayacaktı. O dönemde sosyal tıp alanındaki birçok kişi gibi, özellikle Avrupa'nın genişleyen şehirlerini dolduran sözde “düşük sınıf”, kentli, beyaz yoksullarla ilgileniyordu.

Grotjahn, daha sonraki Nazi taklitçilerinin aksine, Yahudileri, diğer ırkları ve eşcinselleri asla sosyal tıbbın öjenik vizyonunun açık hedefleri olarak görmüyordu. Fakat Naziler, iktidara geldikten sonra Alfred Grotjahn'ın Berlin Üniversitesi'ndeki Sosyal Hijyen bölümünü, “Irk Hijyeni” bölümüne dönüştürdüler.

Elbette Grotjahn’nın bu görüşlerinin “savunulabilecek” hiçbir tarafı yoktur ve zaten tarih önünde mahkum olmuştur. Grotjahn vakası belki iki emperyalist paylaşım savaşı arası dönemde, kimi “ideallerin” nasıl yanlış yollara sapabileceğine ve entelektüel öncüllerimizi belirlemekte ne kadar dikkatli olmamız gerektiğine dair bir ders niteliğindedir.

Diğer taraftan son zamanlarda Grotjahn’ın, kendisinden önceki toplumcu tıp geleneğiyle bağlarını kopartmaya çalışarak, “izole” etmek isteyen bir akım türemiştir. Carsten Timmermann’ın, geçtiğimiz yıl (2025) yayınlanan “Medicine on a Larger Scale” başlıklı kitap içinde yazdığı bölümde yer alan, “Grotjahn fikirlerini Virchow'dan almamıştır” ifadesi tamamen spekülasyondan ibarettir.

Timmermann, Grotjahn’ın Berlin Üniversitesi'ndeki Nationalökonom Gustav Schmoller'in seminerlerine katılarak sosyal bilimler alanında eğitim aldığını belirten Timmermann, Grotjahn’ın Schmoller’den etkilendiğini ima eder:

Grotjahn fikirlerini Virchow'dan almamıştı. 1894'te doktor olarak mezun olan ve daha sonra Berlin'de pratisyen hekim olarak çalışan Grotjahn, Berlin Üniversitesi'ndeki Nationalökonom Gustav Schmoller'in seminerlerine katıldığında, sosyal bilimler alanında eğitim almıştı”.

Rex Taylor ve Annelie Rieger, International Journal of Health Services’de yayınladıkları “Medicine as social science: Rudolf Virchow on the typhus epidemic in Upper Silesia” başlıklı makalelerinde, Virchow’un 1879 yılında, 1848’de Tıp Reformu dergisinde yayınlamış olan makalelerinin çoğunu yeniden yayınladığını ve böylece Pettenkofer ve Grotjahn’ın Virchow’un düşünceleriyle tanıştığını çok açık bir şekilde ifade ederler.

Alfred Grotjahn, Sosyal Patoloji adlı kitabında, hastalıkların patolojilerini sosyal açıdan değerlendirmiştir. Toplumsal koşullar ile hastalıklar arasındaki ilişkileri ortaya koyması bakımından toplumcu tıbbın önemli eserleri arasındadır ve Virchow’un sağlık ve tıp anlayışını günümüze taşımakta önemli bir rol üstlenmiştir:

“1. Toplumsal bakımdan bir hastalığın önemi ilk olarak görülme sıklığı ile belirlenir. Bu nedenle tıbbi istatistikler toplumsal patoloji araştırmalarında temeldir.

2. Hastalıklar ile toplumsal koşullar arasındaki en önemli ilişkiler doğal olarak nedensellik kapsamındadır. Hastalığın etiyolojisi biyolojik ve toplumsaldır. Şimdiye kadar yalnızca biyolojik etiyoloji üzerinde çalışılmıştır. Aynı çalışma toplumsal etiyoloji üzerine de yapılmalıdır. Hastalığın toplumsal etiyolojisi şu başlıklar altında ele alınabilir:

Toplumsal koşullar;

a. bir hastalığa yatkınlık yaratabilirler;

b. kendileri doğrudan hastalığa neden olabilir;

c. hastalık nedenlerini taşıyabilirler;

d. hastalığın gidişini etkileyebilirler.

3. Yalnızca toplumsal koşullar hastalıkların kökenini ve gidişini belirlemezler, aynı zamanda hastalıklar da toplumsal koşulları etkilerler. Bu etki hastalığın çıktılarıyla meydana gelir. Bu kendini ölüm, iyileşme, kronikleşme, başka hastalıklara yatkınlık oluşturma ve son olarak dejenerasyonla gösterebilir.

4. Toplumsal bakımdan önemli bir hastalık ele alınırken, prevalans üzerine tıbbi tedavinin mi etkili olduğu, yoksa toplumsal tedbirlerin mi etkili olduğu belirlenmelidir. Bu hastanın toplumsal ve ekonomik ortamına dikkat etmeyi gerektirir”.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder