Translate

19 Aralık 2021 Pazar

Kapanma karşıtları yine sahnede


 

Omikron varyantının yaygınlaşmasıyla birlikte vaka sayıları tırmanışa geçip, yoğun bakım yatakları dolmaya başlayınca, “kapanma” konusu da ister istemez yeniden gündeme geldi. Avrupa’nın birçok ülkesi yılbaşı yaklaşırken yeniden kapanmaya hazırlanıyor. Fransa, Danimarka, İngiltere, İrlanda ve Almanya şimdiden bazı kapanma tedbirlerini uygulamaya başladı bile (1, 2, 3).

 

Bu durum “kapanma karşıtlarını” telaşlandırdı ve kapanma tedbirine başvurulmasına karşı kamuoyu oluşturmak için harekete geçirdi. Dünyaca tanınmış kapanma karşıtı Jay Bhattacharya, 17 Aralık’ta İngiltere’nin sağcı – muhafazakâr Daily Mail gazetesinde bir yazı yayınlayarak hükumetlerden “kapanmayı unutmalarını” istedi (4).

 

KAPANMA KARŞITLIĞI

 

Kapanma, aslında bilimsel olarak “karantina” ve “izolasyon” terimleriyle ifade edilen, fakat pandemi sürecinde “kapanma” (lockdown) sözcüğü ile popülerleşen kadim bir halk sağlığı tedbiri. Amacı yaygın test, hastaların izolasyonu ve temaslıların / şüphelilerin karantinaya alınması ile hastalık etkeninin toplum içinde dolaşımını durdurarak enfeksiyon zincirini kırmak. Tabii yaygın bir aşılama ile birlikte.

 

Kapanma tedbiri sağlık gibi birtakım “zorunlu” hizmetler dışında bütün sosyal ve ekonomik etkinliklerin belirli bir süre tatil edilmesi, diğer bir deyişle “üretimin durması”, artık değer sömürüsünü ve sermaye birikimini sekteye uğratacağından, sermaye 18. yüzyıldan beri salgınlarda kapanma tedbirine kesinlikle karşı çıkıyor.

 

Anımsanacağı gibi sermaye çevreleri daha salgının ilk günlerinde hükumetlere “çarkları durdurmamak şartıyla” her tür tedbire destek vereceklerini söylemişler ve “her ne pahasına olursa olsun çarklar dönecek” şeklinde “kırmızı çizgilerini çekmişlerdi.

 

Hükumetlerin çoğu sermayenin taleplerini dikkate alarak kapanma tedbirini, sadece yoğun bakım yataklarının tamamen dolması durumunda ve oldukça kısıtlı biçimlerde (çarkları asla durdurmadan) uyguladılar.

 

Şüphesiz sermayenin bir bölümü (örneğin turizm, ulaşım gibi alanlara yatırım yapanlar) bu son derece kısıtlı kapanma tedbirlerinden de zarar gördü, fakat sermayenin “genel” çıkarları için sineye çekmek zorunda kaldılar (5).

 

Kapanma karşıtlığı da, aynı “aşı karşıtlığı” gibi COVID 19 pandemisi sürecinde ortaya çıkan bir yapay “salgın” oldu. Her ne kadar birbirlerinden farklı tezlerle ortaya çıksalar da, aslında “sermayeye hizmet” paydasında buluşuyorlar.

 

Bir süredir gündemden düşen kapanma karşıtlığı, şimdi vaka sayılarının tırmanışa geçmesiyle birlikte Avrupa’da yine son derece sınırlı da olsa kapanma tedbirlerinin yeniden konuşulmaya başlanmasıyla yeniden alevlendi.

 

KAPANMA KARŞITI BHATTACHARYA NE DİYOR?

 

Bhattacharya Daily Mail gazetesinde yayınlanan yazısında ilk olarak, “Güney Afrika’dan erken raporlar varyantın daha bulaşıcı olduğunu, fakat hastaneye yatma ve enfeksiyon nedeniyle ölüm şansının daha düşük olduğu, daha hafif bir hastalığa yol açtığını doğruluyor” diyerek, tehlikeyi küçümsemeye çalışıyor.

 

Daha sonra göreceğimiz gibi 2020 Mart’ında da salgını olduğundan çok daha tehlikesiz göstermeye çabalayan Bhattacharya’nın söyledikleri doğru fakat “eksik”.

 

Evet, gerçekten Güney Afrika’dan gelen ilk veriler Omikron varyantının daha önceki varyantlara göre daha hafif seyrettiği yönünde. Fakat bu veriler ülkede aşılamanın en yüksek olduğu bölgeden geliyor. Dolayısıyla bu verilerle hemen yargıya ulaşmak mümkün değil.

 

Nature dergisinden Heidi Ledford da 17 Aralık’ta yayınlanan yazısında “verilerin kıt ve eksik” olduğuna dikkat çekerek, “enfeksiyon ile hastaneye yatma arasında kaçınılmaz bir gecikme dönemi” olduğunu anımsatıyor (6).

 

Avrupa’da kapanma tedbirlerinin konuşulmaya başlanmasından çok rahatsız olmuş görünen Bhattacharya, şimdiye kadar uygulanan kapanma tedbirleri virüsü kontrol altına almakta başarısız olurken, dünya ölçeğinde muazzam ikincil zararlara (collateral damage) neden oldu diyor.

 

Kapanma tedbirinin bulaş zincirini kırılabilmesi nedeniyle cezbedici olduğunu, fakat pratikte kapanmanın “imkansız” olduğunu savunuyor. Kapanma tedbirine sadece “laptop sınıfının” (evden çalışabilenlerin) uyabildiğini, gündelik yaşamın devam etmesini sağlayan işçilerin böyle bir “lükse” sahip olmadığını ve bu nedenle hastalığın yayılmaya devam ettiğini söylüyor (4).

 

İŞÇİLER NEDEN KAPANMA TEDBİRİNE UYAMAZ?

 

Kapanma tedbirinin “asla” uygulanamayacağı iddiası, işçilerin yaşamlarını sürdürebilmek için çalışmak, dolayısıyla evden çıkıp işe gitmek zorunda oldukları varsayımına dayanıyor.

 

Anımsanacağı gibi Türkiye’de sol içinde bunu savunarak kapanma tedbirine karşı çıkanlar oldu. Hatta bunlar arasında kapanma tedbirini savunmanın sermayenin değirmenine su taşımak olduğunu iddia edenler dahi vardı (7).

 

İster Bhattacharya gibi “sağdan”, ister bizimkiler gibi “soldan” olsunlar bu kesimlerin iddiası, kapanma tedbirinin uygulanması halinde işçilerin ve yoksulların “açlıktan öleceği”dir. Çünkü kimse evinden çıkmayıp üretim durunca, patronlar işçinin ücretini ödemeyecek, geçimini sokakta simit satarak sağlayanlar da simit satacak müşteri bulamayacaktır. Dahası bu kesimler, kapanma tedbirini savunanları “bu gerçekleri görmemekle” suçluyorlar.

 

Oysa bu varsayım tamamen kurmaca. Kapanma tedbirini önerenler hükumetlerin başta yoksullar, işçiler ve emekçiler ile toplumun dezavantajlı kesimlerinin kapanma sürecinde bütün gereksinimlerinin karşılanması gerektiğini savunuyorlar (8).

 

Muhtemelen Bhattacharya ve bizim “solcularımız”, hükumetlerin kapanma sürecinde yoksulların, işçilerin ve emekçilerin, toplumun dezavantajlı kesimlerinin bütün gereksinimlerini karşılayabileceğine inanamıyorlar. Halbuki bunların maliyeti, hükumetlerin salgının başından beri salgından zarar gören sermaye çevrelerini “kurtarmak” için harcadıkları fonlar yanında gerçekten devede kulak kalır (9).

 

Diğer yandan hükumetlerin yoksulların, işçi ve emekçilerin, dezavantajlı kesimlerin kapanma sürecindeki gereksinimlerini “gönüllü” olarak karşılamak istemeyeceğini tahmin etmek için kahin olmak gerekmez. Elbette bu bir mücadele konusudur. Gerçekten işçilerden ve emekçilerden yana olanlar bu talebi formüle etmeli ve insanları mücadeleye çağırmalı, mücadeleyi örgütlemelidir (10, 11).

 

Gerekirse işçi sınıfının “üretimden” gelen gücünü kullanarak hükumeti kapanmaya zorlaması da mümkündür. Kuşkusuz bunun için “devrimci” bir önderlik şarttır.

 

Etkin bir test, izolasyon ve karantina uygulaması, kapanma sürecine eşlik edecek kitlesel bir aşılama kampanyasıyla birlikte pandeminin sonunu getirebilecek tek çözümdür. Ancak bu şekilde yeni varyantların ve yeni dalgaların (veya piklerin) önü alınabilir ve en azından başka bir salgın çıkana dek yeni kapanma tedbirlerine ihtiyacın olmayacağı günlere kavuşulabilir.

 

Diğer yandan dünya üzerinde sayıları az da olsa kapanma tedbirini başarıyla uygulayan ülkeler de oldu. Başta salgının ilk çıktığı Çin ve Yeni Zelanda olmak üzere bazı ülkeler “sıkı” karantina (kapanma) tedbirleriyle salgını kontrol etmeyi başardılar. Kapatma karşıtlarının ısrarla gözlerden uzak tutmaya veya “Çin’de demokrasi olmadığı için karantina uygulanabildi” gibi saçma bahanelerle geçiştirmeye çalıştıkları bu başarılar gelecek için umut vericidir (12).

 

KİM BU BHATTACHARYA?

 

Jay Bhattacharya ekonomi üzerine doktora yapmış bir tıp doktoru. RAND Corporation’ın ekonomistlerinden biri olan Bhattacharya, aynı zamanda Stanford’da muhafazakar bir düşünce kuruluşu olan Hoover Enstitüsü’nün eski araştırmacılarından (13).

 

Bhattacharya daha pandeminin ilk günlerinden itibaren, kapanma tedbirine muhalefeti ile tanınıyor. 24 Mart 2020’de Wall Street Journal’da yayınladığı yazısında, virüsün sanıldığı kadar tehlikeli olmadığını, kapanmanın ekonomiye, sosyal yaşama ve toplumun sağlığına zarar vereceğini savunmuştu.  

 

Nisan 2020’de COVID 19 geçirenlerde, bilim insanlarının düşündüğünden 85 kat fazla antikor geliştiğini iddia etti. Çalışma bilim insanları tarafından yeterli kanıta dayanmamakla eleştirildi. Daha sonra BuzzFed bu çalışmanın JetBlue tarafından finanse edildiğini ortaya çıkarttı (14). 

 

Azılı kapanma karşıtı Bhattacharya’nın “meşhur” olmasını sağlayan ise 5 Ekim 2020’de Oxford’dan Sunetra Gupta ve Harvard’dan  Martin Kulldorff ile birlikte yayınladığı “Great Barrington Declaration” (Büyük Barrington Deklarasyonu) oldu (15).

 

BÜYÜK BARRINGTON DEKLARASYONU

 

Yazarlar Deklarasyona kendilerinin “[h]em sağcı hem de solcu görüşten” olduğunu belirterek başlıyor, “COVID-19’un yol açtığı ölüm riski(nin), yaşlı ve hastalıklılarda gençlerden bin kat daha fazla” olduğunu iddia ediyor, “çocuklar için COVID-19, grip de dahil olmak üzere diğer birçok hastalıklardan, daha az tehlikelidir” diyorlardı.

 

Deklarasyon’da “[t]üm toplumların eninde sonunda sürü bağışıklığına ulaşacağını” savunan yazarlar, “[s]ürü bağışıklığına ulaşmanın risklerini ve faydalarını dengeleyen en merhametli yaklaşım, ölüm riski en düşük olanların doğal enfeksiyon yoluyla virüse karşı bağışıklık oluşturmalarını sağlarken, en yüksek risk altında olanların daha iyi korunmalarını sağlamaktır” diyorlardı.

 

Özetle bu “bilim insanları” Deklerasyon’da hükumetleri gençler ve sağlıklı insanlar üzerindeki kapanma tedbirini kaldırmaya ve koruma tedbirlerinde yaşlılara odaklanmaya çağırdılar. Böylece COVID 19’un toplum içinde öldürücü etkilerinin en az olduğu kesimlerde yayılmasına izin verilerek “sürü bağışıklığı” oluşması sağlanacaktı.

 

Deklarasyon hemen Massachusetts merkezli bir liberal, serbest piyasa yanlısı düşünce kuruluşu olan “American Institute for Economic Research” tarafından desteklendi. Bu Enstitü’yü “iklim değişikliği” üzerine çalışmalar yapan bilim insanlarına saldırılarıyla tanıyoruz (16).

 

Bhattacharya’nın kim olduğunu anlatmıştık. Deklarasyonu kaleme alan diğer isimler hakkında da biraz bilgi vermekte yarar var:

 

Martin Kulldorff bir Harvard profesörü epidemiyolog. O da salgının başından itibaren kapanmaya kaşı çıkarak, yaşlılarda COVID 19 mortalitesinin, gençlerde olduğundan “bin kat fazla” olduğunu iddia etti.  Semptomsuz bireylere test yapılmaması gerektiğini savundu. ABD’de CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) bu tavsiyeyi rehberlerine aldı fakat daha sonra değiştirerek tam tersini rehberlerine koydu. 

 

Sunetra Gupta da Oxford’dan kapanma karşıtı bir profesör epidemiyolog. Haziran 2020’de Guardian gazetesine verdiği bir demeçte “Sadece hastalık karşısında kırılgan olanları düşünemeyiz” (17) deyişiyle ünlenen Gupta, aynı zamanda 2020 Mart sonunda İngiltere’de sürü bağışıklığına çoktan erişildiğini iddia etmesiyle de meşhur (18).

 

DEKLARASYONA TEPKİLER

 

Deklarasyon yayınlanır yayınlanmaz dünyanın her yerinden “dürüst” bilim insanlarının tepkisiyle karşılaştı.

 

İlk tepkiler Dünya Sağlık Örgütü’nden geldi. Tedros Adhanom Ghebreyesus Deklarasyonu şiddetle kınayarak, sürü bağışıklığı düşüncesinin bilimsel ve etik bakımlardan sorunlu olduğunu ifade etti (19).

 

Wayne State University profesörlerinden David Gorsky, Deklarasyon’un yazarlarını American Institute for Economic Research’ün “faydalı geri zekâlıları” olarak tanımladı ve “bilimden çok ideolojik motivasyonları olduğunu” yazdı (20).

 

16 Ekim 2020’de biz de Toplumcu Tıp – Sınıfın Sağlığı bloğumuzda bu gelişmeleri yansıtan bir yazı yayınladık (21).

 

Ancak maalesef bilim sesini duyuramadı ve kapanma karşıtları “kazandı”. Onursuz mücadelelerinde “soldan” da aldıkları destekle, “aşı karşıtlarından” çok daha başarılı oldukları söylenebilir. Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde kapanma tedbiri ya hiç uygulanmadı veya sözcüğün tam anlamıyla “göstermelik” (hafta sonu, gece saat 10’dan sonra gibi) uygulamalar gerçekleştirildi.

 

Elbette bu yarım yamalak, yalan yanlış, bilimsel bakımdan hiçbir değeri olmayan bu sözde kapanma uygulamaları salgın üzerinde beklenen sonucu vermedi. Fakat kapanma karşıtları bunu da yüzsüzce, kapanmanın işe yaramadığının “kanıtı” olarak sundular (ve sunuyorlar).

 

KAYNAKLAR

 

1. https://www.reuters.com/business/healthcare-pharmaceuticals/netherlands-set-announce-strict-christmas-lockdown-media-2021-12-18/

 

2. https://www.manchestereveningnews.co.uk/news/uk-news/plans-being-drawn-up-two-22503482

 

3. https://www.bbc.com/news/world-europe-59705709

 

4. https://www.dailymail.co.uk/news/article-10321143/We-stop-viral-spread-COVID-end-pandemic-writes-Dr-Jay-Bhattacharya.html

 

5. https://haber.sol.org.tr/toplum/koronavirusun-politik-ekonomisi-283994

 

6. https://www.nature.com/articles/d41586-021-03794-8

 

7. https://haber.sol.org.tr/haber/kemal-okuyanla-salgin-uzerine-iktidar-yapamayiz-diyorsa-biz-cok-kisa-surede-yapariz-30715

 

8. https://www.yurtseverlik.com/dr-akif-akalin-yazdi-tam-kapanma-diyenler-sermayenin-degirmenine-su-mu-tasiyor.html

 

9. https://komiteler.org/2020/10/kaynaklar-sermayeye-kulfeti-iscilere/

 

10. https://www.youtube.com/watch?v=G0D1dtVtomE


11. https://toplumcutip.blogspot.com/2020/11/salgn-durdurabilecek-tek-guc-isci-snfdr.html

 

12. https://www.yurtseverlik.com/dr-akif-akalin-yazdi-inatlasmanin-sonu-nereye-varacak.html

 

13. https://en.wikipedia.org/wiki/Jay_Bhattacharya

 

14. https://www.medpagetoday.com/infectiousdisease/covid19/89204

 

15. https://gbdeclaration.org/great-barrington-declaration-turkish/

 

16. https://en.wikipedia.org/wiki/American_Institute_for_Economic_Research

 

17. https://www.theguardian.com/world/2020/jun/05/the-costs-are-too-high-the-scientist-who-wants-lockdown-lifted-faster-sunetra-gupta

 

18. https://www.medrxiv.org/content/10.1101/2020.03.24.20042291v1

 

19. https://www.theguardian.com/world/2020/oct/12/who-chief-says-herd-immunity-approach-to-pandemic-unethical

 

20. https://sciencebasedmedicine.org/great-barrington-declaration/

 

21. https://toplumcutip.blogspot.com/2020/10/durust-bilim-insanlar-konusmaya-baslad.html


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder