Omikron varyantının yaygınlaşmasıyla
birlikte vaka sayıları tırmanışa geçip, yoğun bakım yatakları dolmaya
başlayınca, “kapanma” konusu da ister istemez yeniden gündeme geldi. Avrupa’nın
birçok ülkesi yılbaşı yaklaşırken yeniden kapanmaya hazırlanıyor. Fransa,
Danimarka, İngiltere, İrlanda ve Almanya şimdiden bazı kapanma tedbirlerini
uygulamaya başladı bile (1, 2, 3).
Bu durum “kapanma karşıtlarını” telaşlandırdı ve kapanma tedbirine başvurulmasına karşı kamuoyu oluşturmak için harekete geçirdi. Dünyaca tanınmış kapanma karşıtı Jay Bhattacharya, 17 Aralık’ta İngiltere’nin sağcı – muhafazakâr Daily Mail gazetesinde bir yazı yayınlayarak hükumetlerden “kapanmayı unutmalarını” istedi (4).
KAPANMA KARŞITLIĞI
Kapanma, aslında bilimsel olarak
“karantina” ve “izolasyon” terimleriyle ifade edilen, fakat pandemi sürecinde
“kapanma” (lockdown) sözcüğü ile popülerleşen kadim bir halk sağlığı tedbiri.
Amacı yaygın test, hastaların izolasyonu ve temaslıların / şüphelilerin
karantinaya alınması ile hastalık etkeninin toplum içinde dolaşımını durdurarak
enfeksiyon zincirini kırmak. Tabii yaygın bir aşılama ile birlikte.
Kapanma tedbiri sağlık gibi birtakım
“zorunlu” hizmetler dışında bütün sosyal ve ekonomik etkinliklerin belirli bir
süre tatil edilmesi, diğer bir deyişle “üretimin durması”, artık değer
sömürüsünü ve sermaye birikimini sekteye uğratacağından, sermaye 18. yüzyıldan
beri salgınlarda kapanma tedbirine kesinlikle karşı çıkıyor.
Anımsanacağı gibi sermaye çevreleri
daha salgının ilk günlerinde hükumetlere “çarkları durdurmamak şartıyla” her
tür tedbire destek vereceklerini söylemişler ve “her ne pahasına olursa olsun
çarklar dönecek” şeklinde “kırmızı çizgilerini çekmişlerdi.
Hükumetlerin çoğu sermayenin
taleplerini dikkate alarak kapanma tedbirini, sadece yoğun bakım yataklarının
tamamen dolması durumunda ve oldukça kısıtlı biçimlerde (çarkları asla
durdurmadan) uyguladılar.
Şüphesiz sermayenin bir bölümü
(örneğin turizm, ulaşım gibi alanlara yatırım yapanlar) bu son derece kısıtlı kapanma
tedbirlerinden de zarar gördü, fakat sermayenin “genel” çıkarları için sineye
çekmek zorunda kaldılar (5).
Kapanma karşıtlığı da, aynı “aşı
karşıtlığı” gibi COVID 19 pandemisi sürecinde ortaya çıkan bir yapay “salgın”
oldu. Her ne kadar birbirlerinden farklı tezlerle ortaya çıksalar da, aslında
“sermayeye hizmet” paydasında buluşuyorlar.
Bir süredir gündemden düşen kapanma
karşıtlığı, şimdi vaka sayılarının tırmanışa geçmesiyle birlikte Avrupa’da yine
son derece sınırlı da olsa kapanma tedbirlerinin yeniden konuşulmaya
başlanmasıyla yeniden alevlendi.
KAPANMA KARŞITI BHATTACHARYA NE DİYOR?
Bhattacharya Daily Mail gazetesinde
yayınlanan yazısında ilk olarak, “Güney Afrika’dan erken raporlar varyantın
daha bulaşıcı olduğunu, fakat hastaneye yatma ve enfeksiyon nedeniyle ölüm
şansının daha düşük olduğu, daha hafif bir hastalığa yol açtığını doğruluyor”
diyerek, tehlikeyi küçümsemeye çalışıyor.
Daha sonra göreceğimiz gibi 2020
Mart’ında da salgını olduğundan çok daha tehlikesiz göstermeye çabalayan Bhattacharya’nın
söyledikleri doğru fakat “eksik”.
Evet, gerçekten Güney Afrika’dan
gelen ilk veriler Omikron varyantının daha önceki varyantlara göre daha hafif
seyrettiği yönünde. Fakat bu veriler ülkede aşılamanın en yüksek olduğu
bölgeden geliyor. Dolayısıyla bu verilerle hemen yargıya ulaşmak mümkün değil.
Nature dergisinden Heidi Ledford da
17 Aralık’ta yayınlanan yazısında “verilerin kıt ve eksik” olduğuna dikkat
çekerek, “enfeksiyon ile hastaneye yatma arasında kaçınılmaz bir gecikme dönemi”
olduğunu anımsatıyor (6).
Avrupa’da kapanma tedbirlerinin
konuşulmaya başlanmasından çok rahatsız olmuş görünen Bhattacharya, şimdiye
kadar uygulanan kapanma tedbirleri virüsü kontrol altına almakta başarısız
olurken, dünya ölçeğinde muazzam ikincil zararlara (collateral damage) neden
oldu diyor.
Kapanma tedbirinin bulaş zincirini
kırılabilmesi nedeniyle cezbedici olduğunu, fakat pratikte kapanmanın
“imkansız” olduğunu savunuyor. Kapanma tedbirine sadece “laptop sınıfının”
(evden çalışabilenlerin) uyabildiğini, gündelik yaşamın devam etmesini sağlayan
işçilerin böyle bir “lükse” sahip olmadığını ve bu nedenle hastalığın yayılmaya
devam ettiğini söylüyor (4).
İŞÇİLER NEDEN KAPANMA TEDBİRİNE UYAMAZ?
Kapanma tedbirinin “asla”
uygulanamayacağı iddiası, işçilerin yaşamlarını sürdürebilmek için çalışmak,
dolayısıyla evden çıkıp işe gitmek zorunda oldukları varsayımına dayanıyor.
Anımsanacağı gibi Türkiye’de sol
içinde bunu savunarak kapanma tedbirine karşı çıkanlar oldu. Hatta bunlar
arasında kapanma tedbirini savunmanın sermayenin değirmenine su taşımak
olduğunu iddia edenler dahi vardı (7).
İster Bhattacharya gibi “sağdan”,
ister bizimkiler gibi “soldan” olsunlar bu kesimlerin iddiası, kapanma
tedbirinin uygulanması halinde işçilerin ve yoksulların “açlıktan öleceği”dir.
Çünkü kimse evinden çıkmayıp üretim durunca, patronlar işçinin ücretini
ödemeyecek, geçimini sokakta simit satarak sağlayanlar da simit satacak müşteri
bulamayacaktır. Dahası bu kesimler, kapanma tedbirini savunanları “bu
gerçekleri görmemekle” suçluyorlar.
Oysa bu varsayım tamamen kurmaca. Kapanma
tedbirini önerenler hükumetlerin başta yoksullar, işçiler ve emekçiler ile
toplumun dezavantajlı kesimlerinin kapanma sürecinde bütün gereksinimlerinin
karşılanması gerektiğini savunuyorlar (8).
Muhtemelen Bhattacharya ve bizim
“solcularımız”, hükumetlerin kapanma sürecinde yoksulların, işçilerin ve
emekçilerin, toplumun dezavantajlı kesimlerinin bütün gereksinimlerini karşılayabileceğine
inanamıyorlar. Halbuki bunların maliyeti, hükumetlerin salgının başından beri
salgından zarar gören sermaye çevrelerini “kurtarmak” için harcadıkları fonlar
yanında gerçekten devede kulak kalır (9).
Diğer yandan hükumetlerin
yoksulların, işçi ve emekçilerin, dezavantajlı kesimlerin kapanma sürecindeki
gereksinimlerini “gönüllü” olarak karşılamak istemeyeceğini tahmin etmek için
kahin olmak gerekmez. Elbette bu bir mücadele konusudur. Gerçekten işçilerden
ve emekçilerden yana olanlar bu talebi formüle etmeli ve insanları mücadeleye
çağırmalı, mücadeleyi örgütlemelidir (10, 11).
Gerekirse işçi sınıfının “üretimden”
gelen gücünü kullanarak hükumeti kapanmaya zorlaması da mümkündür. Kuşkusuz
bunun için “devrimci” bir önderlik şarttır.
Etkin bir test, izolasyon ve
karantina uygulaması, kapanma sürecine eşlik edecek kitlesel bir aşılama kampanyasıyla
birlikte pandeminin sonunu getirebilecek tek çözümdür. Ancak bu şekilde yeni
varyantların ve yeni dalgaların (veya piklerin) önü alınabilir ve en azından
başka bir salgın çıkana dek yeni kapanma tedbirlerine ihtiyacın olmayacağı
günlere kavuşulabilir.
Diğer yandan dünya üzerinde sayıları
az da olsa kapanma tedbirini başarıyla uygulayan ülkeler de oldu. Başta
salgının ilk çıktığı Çin ve Yeni Zelanda olmak üzere bazı ülkeler “sıkı”
karantina (kapanma) tedbirleriyle salgını kontrol etmeyi başardılar. Kapatma
karşıtlarının ısrarla gözlerden uzak tutmaya veya “Çin’de demokrasi olmadığı
için karantina uygulanabildi” gibi saçma bahanelerle geçiştirmeye çalıştıkları
bu başarılar gelecek için umut vericidir (12).
KİM BU BHATTACHARYA?
Jay Bhattacharya ekonomi üzerine
doktora yapmış bir tıp doktoru. RAND Corporation’ın ekonomistlerinden biri olan
Bhattacharya, aynı zamanda Stanford’da muhafazakar bir düşünce kuruluşu olan
Hoover Enstitüsü’nün eski araştırmacılarından (13).
Bhattacharya daha pandeminin ilk günlerinden
itibaren, kapanma tedbirine muhalefeti ile tanınıyor. 24 Mart 2020’de Wall
Street Journal’da yayınladığı yazısında, virüsün sanıldığı kadar tehlikeli
olmadığını, kapanmanın ekonomiye, sosyal yaşama ve toplumun sağlığına zarar
vereceğini savunmuştu.
Nisan 2020’de COVID 19 geçirenlerde,
bilim insanlarının düşündüğünden 85 kat fazla antikor geliştiğini iddia etti.
Çalışma bilim insanları tarafından yeterli kanıta dayanmamakla eleştirildi.
Daha sonra BuzzFed bu çalışmanın JetBlue tarafından finanse edildiğini ortaya
çıkarttı (14).
Azılı kapanma karşıtı Bhattacharya’nın
“meşhur” olmasını sağlayan ise 5 Ekim 2020’de Oxford’dan Sunetra Gupta ve
Harvard’dan Martin Kulldorff ile
birlikte yayınladığı “Great Barrington Declaration” (Büyük Barrington Deklarasyonu)
oldu (15).
BÜYÜK BARRINGTON DEKLARASYONU
Yazarlar Deklarasyona kendilerinin
“[h]em sağcı hem de solcu görüşten” olduğunu belirterek başlıyor, “COVID-19’un
yol açtığı ölüm riski(nin), yaşlı ve hastalıklılarda gençlerden bin kat daha
fazla” olduğunu iddia ediyor, “çocuklar için COVID-19, grip de dahil olmak
üzere diğer birçok hastalıklardan, daha az tehlikelidir” diyorlardı.
Deklarasyon’da “[t]üm toplumların
eninde sonunda sürü bağışıklığına ulaşacağını” savunan yazarlar, “[s]ürü
bağışıklığına ulaşmanın risklerini ve faydalarını dengeleyen en merhametli
yaklaşım, ölüm riski en düşük olanların doğal enfeksiyon yoluyla virüse karşı
bağışıklık oluşturmalarını sağlarken, en yüksek risk altında olanların daha iyi
korunmalarını sağlamaktır” diyorlardı.
Özetle bu “bilim insanları”
Deklerasyon’da hükumetleri gençler ve sağlıklı insanlar üzerindeki kapanma
tedbirini kaldırmaya ve koruma tedbirlerinde yaşlılara odaklanmaya çağırdılar.
Böylece COVID 19’un toplum içinde öldürücü etkilerinin en az olduğu kesimlerde
yayılmasına izin verilerek “sürü bağışıklığı” oluşması sağlanacaktı.
Deklarasyon hemen Massachusetts
merkezli bir liberal, serbest piyasa yanlısı düşünce kuruluşu olan “American
Institute for Economic Research” tarafından desteklendi. Bu Enstitü’yü “iklim
değişikliği” üzerine çalışmalar yapan bilim insanlarına saldırılarıyla
tanıyoruz (16).
Bhattacharya’nın kim olduğunu
anlatmıştık. Deklarasyonu kaleme alan diğer isimler hakkında da biraz bilgi
vermekte yarar var:
Martin Kulldorff bir Harvard profesörü
epidemiyolog. O da salgının başından itibaren kapanmaya kaşı çıkarak,
yaşlılarda COVID 19 mortalitesinin, gençlerde olduğundan “bin kat fazla”
olduğunu iddia etti. Semptomsuz
bireylere test yapılmaması gerektiğini savundu. ABD’de CDC (Hastalık Kontrol ve
Önleme Merkezleri) bu tavsiyeyi rehberlerine aldı fakat daha sonra değiştirerek
tam tersini rehberlerine koydu.
Sunetra Gupta da Oxford’dan kapanma
karşıtı bir profesör epidemiyolog. Haziran 2020’de Guardian gazetesine verdiği
bir demeçte “Sadece hastalık karşısında kırılgan olanları düşünemeyiz” (17)
deyişiyle ünlenen Gupta, aynı zamanda 2020 Mart sonunda İngiltere’de sürü
bağışıklığına çoktan erişildiğini iddia etmesiyle de meşhur (18).
DEKLARASYONA TEPKİLER
Deklarasyon yayınlanır yayınlanmaz dünyanın
her yerinden “dürüst” bilim insanlarının tepkisiyle karşılaştı.
İlk tepkiler Dünya Sağlık Örgütü’nden
geldi. Tedros Adhanom Ghebreyesus Deklarasyonu şiddetle kınayarak, sürü
bağışıklığı düşüncesinin bilimsel ve etik bakımlardan sorunlu olduğunu ifade
etti (19).
Wayne State University
profesörlerinden David Gorsky, Deklarasyon’un yazarlarını American Institute
for Economic Research’ün “faydalı geri zekâlıları” olarak tanımladı ve
“bilimden çok ideolojik motivasyonları olduğunu” yazdı (20).
16 Ekim 2020’de biz de Toplumcu Tıp –
Sınıfın Sağlığı bloğumuzda bu gelişmeleri yansıtan bir yazı yayınladık (21).
Ancak maalesef bilim sesini
duyuramadı ve kapanma karşıtları “kazandı”. Onursuz mücadelelerinde “soldan” da
aldıkları destekle, “aşı karşıtlarından” çok daha başarılı oldukları
söylenebilir. Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde kapanma tedbiri ya hiç
uygulanmadı veya sözcüğün tam anlamıyla “göstermelik” (hafta sonu, gece saat
10’dan sonra gibi) uygulamalar gerçekleştirildi.
Elbette bu yarım yamalak, yalan
yanlış, bilimsel bakımdan hiçbir değeri olmayan bu sözde kapanma uygulamaları salgın
üzerinde beklenen sonucu vermedi. Fakat kapanma karşıtları bunu da yüzsüzce,
kapanmanın işe yaramadığının “kanıtı” olarak sundular (ve sunuyorlar).
KAYNAKLAR
2. https://www.manchestereveningnews.co.uk/news/uk-news/plans-being-drawn-up-two-22503482
3. https://www.bbc.com/news/world-europe-59705709
5. https://haber.sol.org.tr/toplum/koronavirusun-politik-ekonomisi-283994
6. https://www.nature.com/articles/d41586-021-03794-8
9. https://komiteler.org/2020/10/kaynaklar-sermayeye-kulfeti-iscilere/
10. https://www.youtube.com/watch?v=G0D1dtVtomE
11. https://toplumcutip.blogspot.com/2020/11/salgn-durdurabilecek-tek-guc-isci-snfdr.html
12. https://www.yurtseverlik.com/dr-akif-akalin-yazdi-inatlasmanin-sonu-nereye-varacak.html
13. https://en.wikipedia.org/wiki/Jay_Bhattacharya
14. https://www.medpagetoday.com/infectiousdisease/covid19/89204
15. https://gbdeclaration.org/great-barrington-declaration-turkish/
16. https://en.wikipedia.org/wiki/American_Institute_for_Economic_Research
18. https://www.medrxiv.org/content/10.1101/2020.03.24.20042291v1
20. https://sciencebasedmedicine.org/great-barrington-declaration/
21. https://toplumcutip.blogspot.com/2020/10/durust-bilim-insanlar-konusmaya-baslad.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder