Translate

6 Nisan 2025 Pazar

Liberal ideolojinin gıda güvenliliği ile imtihanı

 


Türkiye'nin ezelden beri çözemediği ve 21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamlamak üzere olduğumuz günlerde hala manşetlere çıkmaya devam eden “gıda güvenliliği” sorunu, sermaye medyasının dahi görmezden gelemeyeceği boyutlardadır.


Kocaeli – Körfez'de 648 kişinin yedikleri tavuk döner nedeniyle hastanelik olmaları, sözcüğün tam anlamıyla bir skandaldır. Hürriyet gazetesinden Fulya Soybaş da rezaleti görmezden gelememiş ve köşesinde “Önce kumpir şimdi tavuk... Neden sürekli zehirleniyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almış.


Soybaş'ın yazısı liberal ideolojinin gıda güvenliliği karşısında düştüğü aczin, çaresizliğin bir ifadesi. Soybaş son yıllarda medyaya yansıyan gıda zehirlenmesi skandallarını sıraladıktan sonra soruyor: “... isimler, şehirler değişiyor ancak yaşananlar pek de değişmiyor. Yediğimiz yemekten hastalanmak ya da ölmek kaderimiz mi peki? Nerede yanlış yapıyoruz”?

30 Mart 2025 Pazar

Üniversite gençliği düzeni değiştirmek değil, ehlileştirmek istiyor

 


Uzun yıllar sonra üniversiteli gençlerin apansız sokaklara dökülmesi, yalnızca iktidarı değil, muhalefeti de çok şaşırttı. İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin barikatları yıktığı görüntüler, İmamoğlu’nun diplomasının iptaliyle başlayan sürecin yeni bir “Gezi” dalgası yaratacağının müjdesiydi. Nitekim eylemler saatler içinde diğer üniversitelere yayıldı ve valiliklerin yasaklarına rağmen her gün daha da artarak devam etti.

16 Mart 2025 Pazar

Sosyalizm kendisini böyle savunacaksa hiç savunmamalı

 


Sosyalizmin 1960'lı yıllardaki metinleri, “Çağımız kapitalizmden sosyalizme geçiş çağıdır” veya “Çağımız proleter devrimler ve ulusal kurtuluş savaşları çağıdır” gibi tespitlerle başlardı. Hepimiz yüzyıl sona ermeden kapitalizmin yenilebileceğine veya en azından çok zayıflayacağına inanıyorduk. Oysa yirminci yüzyılda sosyalizm inşa etmeye çalışan Küba dışındaki bütün ülkeler, yüzyılın sonu gelmeden kapitalizme geri döndüler.

Sosyalist ülkeler, ne kolayca yıkılamayacak “başka bir dünya” yaratabildiler, ne de iktidarları süresinde toplumu “eski” dünyanın pisliklerinden arındırabildiler. Bunu eski sosyalist ülkelerin çoğunda kapitalizmin birkaç yıl içinde kolayca yeniden kurulabilmesinde ve eski düzenin bütün gerici ögelerinin hızla canlanarak toplumsal yaşama yeniden egemen olmasında apaçık gördük.

Sosyalizmin emekçileri ikna etmekte ve yanına çekmekte artık başarılı olamadığı yirmi birinci yüzyılda kalan “son kale” de piyasa sosyalizmini benimseyerek, ekonomisini liberalleştirme yönünde adımlar atmaya başladı. Henüz büyük devlet işletmelerini özelleştirmediği için ABD tarafından ablukaya alınan Küba'da karşı-devrim güç kazanırken, komünistler de düzeni korumaya çalışıyor. Bu çabalardan birinde Küba Komünist Partisi liderlerinden Francisco Delgado Rodríguez, Kübalıları kapitalizme dönüldüğünde başlarına gelecek felaketler konusunda uyarıyor (*).

22 Ocak 2025 Çarşamba

Bu şerden bir hayır doğar mı?

 


Türkiye dün yeni bir ihmal faciasıyla daha sarsıldı. Bu yazının kaleme alındığı saatlerde Bolu – Kartalkaya'daki lüks otelde (gecelik fiyatının 38 bin TL olduğu söyleniyor) 76 kişi yaşamını yitirdi. AKP hükumeti felaketin büyüklüğü karşısında “ulusal yas” ilan etmek zorunda kaldı.

22 Aralık 2024 Pazar

Neden sokak hayvanlarına acıyan vicdanlar, asgari ücretli çocuklarına suskun?

 


Başlığın çok provokatif olduğunun farkındayım, fakat başka türlü nasıl ifade edilebilir bilemedim. Sokak hayvanları için mücadele edenlerin sayısı, asgari ücretlilerin geceleri yatağa aç giren çocuklarına duyarlı olanlarla kıyaslanınca durum apaçık görülüyor. Elbette sokak hayvanları konusunda duyarlı olunmalı. İnsanların sokak hayvanları için çaba göstermesi çok takdir edilesi. Benim sorum, neden geceleri yatağa aç giren milyonlarca çocuk için de benzer bir duyarlılık gösterilmediği.