Translate

11 Eylül 2021 Cumartesi

Mesele sadece aşı değil

Geçtiğimiz haftalarda medyaya birbiri ardına aşı karşıtı hekimlere ilişkin haberler düştü. Aslında “aşı karşıtı” ve “hekim” asla yan yana gelemeyecek iki sıfat. Tam bir oksimoron. Fakat bu sıfatların sık sık birlikte anılmaya başlaması kimseyi şaşırtmıyor. Kimse “bir hekim nasıl aşı karşıtı olur?” diye sormuyor. Neden acaba?

 

Örneğin COVID 19 nedeniyle yaşamını yitiren patoloji uzmanı bir hekimin, salgına “inanmadığı” ve aşı için de “emperyalist oyun” dediği söyleniyor. Bunlar gerçekten ne anlama geliyor?

 

HASTALIK YOK, AŞI EMPERYALİST OYUN

 

Birinci olarak, salgın veya salgına neden olan hastalık bir inanç konusu değil, bilimin konusudur. Örneğin siz tanrının varlığına inanabilirsiniz veya inanmayabilirsiniz. Bilimin bu konuda söyleyebileceği hiçbir şey yoktur. Çünkü tanrının varlığı veya yokluğu bilimsel olarak kanıtlanamaz.

 

Fakat bir hastalığın var olup olmadığı kesinlikle bir inanç konusu değildir. Tıbbın veya bilimin konusudur ve bilimsel olarak kanıtlanabilir. Dahası bir hastalığın varlığı veya yokluğunun kanıtı, en çok da patolojinin yani hastalık biliminin konusudur.

 

O halde bir patoloji uzmanı “ben salgının varlığına inanmıyorum” diyebilir mi? Uzman sensin. Patoloji uzmanısın. Eğer gerçekten bir salgın olmadığını düşünüyorsan, vakalar önünde, laboratuvarın var, otur kanıtla! İnanmıyorum ne demek?

 

İkincisi, aşının “emperyalist oyun” olması. Meslekdaşımızın da emperyalistlerin oyununa gelmemek için aşı olmadığı anlaşılıyor. Meslekdaşımız şöyle akıl yürütmüş olmalı: COVID 19 diye bir hastalık yok; olmayan hastalığın aşısı da olamaz; demek ki bize aşı diye başka bir şey yapıyorlar…

 

Olabilir. Meslekdaşımız belki de haklıdır. Fakat bunu araştıracak, ortaya koyacak, kanıtlayacak olan kim? Kasap Cemil bey mi, manav Hüseyin bey mi? Uzman sensin. Hem de patoloji uzmanısın. Eğer COVID 19 diye bir hastalık (patoloji) yoksa bunu mahallenin kasabı mı, yoksa manavı mı kanıtlayacak?

 

MESELE AŞI DEĞİL

 

Şimdi bu meslekdaşımızın burada yazdıklarımızı düşünemeyecek biri olduğunu söyleyebilir miyiz? Asla! Meslekdaşımız Hacettepe Tıp Fakültesi’ni bitirmiş. Bu, onun üniversite sınavında en üst dilime girdiğini gösteriyor. İhtisas sınavını kazanmış, uzman olmuş. Bu da onu meslekdaşları arasında belirli bir yere koyuyor. O halde mesele nedir?

 

Aslında mesele sadece aşı değil. Meslekdaşımız aslında “salgın yok”, “aşı emperyalist oyun” derken başka bir şey anlatmak istiyor. Belki kendisi de çok farkında değil fakat karşı çıktığı aşı değil aslında. Aşı başka bir şeyi sembolize ediyor. O aşıya değil, başka bir şeye karşı aslında. Bunu diğer aşı karşıtlarının söylemlerinde de görmek mümkün.

 

Geçtiğimiz ay Çanakkale Düşünce Topluluğu tarafından örgütlenen Aşı Karşıtlığı konulu söyleşide, aşı karşıtlığının bir değil, birçok farklı nedeni olduğu ortaya kondu. Toplumun çok farklı kesimlerinden insanların, çok farklı gerekçelerle aşı konusunda tereddütten – karşıtlığa uzanan çok geniş bir yelpazede yer aldıkları söylendi.

 

Meselenin siyasi, ekonomik, sosyolojik, ideolojik ve kültürel boyutları olduğuna dikkat çekilerek, bütün aşı karşıtlarını aynı kefeye koymanın ve “toptancı” yaklaşımların meselenin özünün kavranmasını zorlaştıracağı belirtildi.

 

ASIL MESELE GÜVENSİZLİK

 

Yirmi birinci yüzyılda asıl mesele “güven” meselesidir. Hayattaki en yüce değerin para olduğu bir toplumda artık herkesin birer Dr. Faust’a dönüştüğü bu süreçte, hemen hemen her gün haberlerde, sosyal hayatta insanların para için her şeyi yapabildiklerine ilişkin olaylar birbiri ardına ekranlara düşerken arka fondan yükselen ses şu: Kimsenin kimseye güveni kalmadı.

 

Yani insanlar gerçekte aşıya değil, aşının temsil veya sembolize ettiği şeylere karşı çıkıyor. Zaten birçok insanın devlete, siyasilere, şirketlere, doktorlara vb güvenmediğini biliyorduk, fakat son örnek artık eşin kocasına (veya karısına), çocuğun babasına güvenmediğini ortaya koydu.

 

Bir gazeteci aşı yaptırmayarak COVID 19 nedeniyle yaşamını yitiren patoloji uzmanının öyküsünü araştırdığında, diş hekimi olan eşinin ve kızının aşı yaptırdıkları, fakat oğullarının aşı yaptırmadığı bilgisine ulaşmış. Tam bir aile faciası…

 

Biz de çevremizde böyle çok sayıda örnek görmüyor muyuz? Aynı aile içinde, yakın akrabalar arasında benzer durumlar yaşanmıyor mu? Bir kardeş her gün insanlar aşılansın diye mücadele ederken, diğeri insanlar aşı yaptırmasınlar diye yırtınmıyor mu?

 

Yani mesele sadece aşı değil. Aşı karşıtlığı devasa bir buz dağının sadece görünen tepesi. Onun altında çok daha derin meseleler var ve bunun odağında da güvensizlik sorunu yatıyor.

 

Güvensizliği yaratan koşular sorgulanmadan aşı karşıtlığı yok edilemez.


https://www.yurtseverlik.com/dr-akif-akalin-yazdi-hastalik-yok-asi-emperyalist-oyun-soyleminin-arka-planinda-ne-var.html


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder