Translate

6 Nisan 2025 Pazar

Liberal ideolojinin gıda güvenliliği ile imtihanı

 


Türkiye'nin ezelden beri çözemediği ve 21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamlamak üzere olduğumuz günlerde hala manşetlere çıkmaya devam eden “gıda güvenliliği” sorunu, sermaye medyasının dahi görmezden gelemeyeceği boyutlardadır.


Kocaeli – Körfez'de 648 kişinin yedikleri tavuk döner nedeniyle hastanelik olmaları, sözcüğün tam anlamıyla bir skandaldır. Hürriyet gazetesinden Fulya Soybaş da rezaleti görmezden gelememiş ve köşesinde “Önce kumpir şimdi tavuk... Neden sürekli zehirleniyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almış.


Soybaş'ın yazısı liberal ideolojinin gıda güvenliliği karşısında düştüğü aczin, çaresizliğin bir ifadesi. Soybaş son yıllarda medyaya yansıyan gıda zehirlenmesi skandallarını sıraladıktan sonra soruyor: “... isimler, şehirler değişiyor ancak yaşananlar pek de değişmiyor. Yediğimiz yemekten hastalanmak ya da ölmek kaderimiz mi peki? Nerede yanlış yapıyoruz”?

30 Mart 2025 Pazar

Üniversite gençliği düzeni değiştirmek değil, ehlileştirmek istiyor

 


Uzun yıllar sonra üniversiteli gençlerin apansız sokaklara dökülmesi, yalnızca iktidarı değil, muhalefeti de çok şaşırttı. İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin barikatları yıktığı görüntüler, İmamoğlu’nun diplomasının iptaliyle başlayan sürecin yeni bir “Gezi” dalgası yaratacağının müjdesiydi. Nitekim eylemler saatler içinde diğer üniversitelere yayıldı ve valiliklerin yasaklarına rağmen her gün daha da artarak devam etti.

16 Mart 2025 Pazar

Sosyalizm kendisini böyle savunacaksa hiç savunmamalı

 


Sosyalizmin 1960'lı yıllardaki metinleri, “Çağımız kapitalizmden sosyalizme geçiş çağıdır” veya “Çağımız proleter devrimler ve ulusal kurtuluş savaşları çağıdır” gibi tespitlerle başlardı. Hepimiz yüzyıl sona ermeden kapitalizmin yenilebileceğine veya en azından çok zayıflayacağına inanıyorduk. Oysa yirminci yüzyılda sosyalizm inşa etmeye çalışan Küba dışındaki bütün ülkeler, yüzyılın sonu gelmeden kapitalizme geri döndüler.

Sosyalist ülkeler, ne kolayca yıkılamayacak “başka bir dünya” yaratabildiler, ne de iktidarları süresinde toplumu “eski” dünyanın pisliklerinden arındırabildiler. Bunu eski sosyalist ülkelerin çoğunda kapitalizmin birkaç yıl içinde kolayca yeniden kurulabilmesinde ve eski düzenin bütün gerici ögelerinin hızla canlanarak toplumsal yaşama yeniden egemen olmasında apaçık gördük.

Sosyalizmin emekçileri ikna etmekte ve yanına çekmekte artık başarılı olamadığı yirmi birinci yüzyılda kalan “son kale” de piyasa sosyalizmini benimseyerek, ekonomisini liberalleştirme yönünde adımlar atmaya başladı. Henüz büyük devlet işletmelerini özelleştirmediği için ABD tarafından ablukaya alınan Küba'da karşı-devrim güç kazanırken, komünistler de düzeni korumaya çalışıyor. Bu çabalardan birinde Küba Komünist Partisi liderlerinden Francisco Delgado Rodríguez, Kübalıları kapitalizme dönüldüğünde başlarına gelecek felaketler konusunda uyarıyor (*).

22 Ocak 2025 Çarşamba

Bu şerden bir hayır doğar mı?

 


Türkiye dün yeni bir ihmal faciasıyla daha sarsıldı. Bu yazının kaleme alındığı saatlerde Bolu – Kartalkaya'daki lüks otelde (gecelik fiyatının 38 bin TL olduğu söyleniyor) 76 kişi yaşamını yitirdi. AKP hükumeti felaketin büyüklüğü karşısında “ulusal yas” ilan etmek zorunda kaldı.

22 Aralık 2024 Pazar

Neden sokak hayvanlarına acıyan vicdanlar, asgari ücretli çocuklarına suskun?

 


Başlığın çok provokatif olduğunun farkındayım, fakat başka türlü nasıl ifade edilebilir bilemedim. Sokak hayvanları için mücadele edenlerin sayısı, asgari ücretlilerin geceleri yatağa aç giren çocuklarına duyarlı olanlarla kıyaslanınca durum apaçık görülüyor. Elbette sokak hayvanları konusunda duyarlı olunmalı. İnsanların sokak hayvanları için çaba göstermesi çok takdir edilesi. Benim sorum, neden geceleri yatağa aç giren milyonlarca çocuk için de benzer bir duyarlılık gösterilmediği.

2 Ekim 2024 Çarşamba

Bana bak – Sana belediye baksın!


 

(Bu yazı Kepez – Çanakkale Belediye Meclisi’nin 2 Ekim 2024 tarihli toplantısında Kepez Kent Konseyi adına yapılan “Belediyecilik ve Halk Sağlığı” başlıklı sunumun metnidir.)


Eskiden “Bana bak” denildiğinde, “Sana belediye baksın!” şeklinde karşılık verilen bir şaka yapılırdı. Bu deyiş aslında belediyelerin işlevlerine atıf yapar. Gerçekten de belediyeler tarih boyunca fakir fukaranın, garip gurebanın sığınağı, kimsesizlerin kimsesi olmuştur.

16 Eylül 2024 Pazartesi

Türkiye’nin zenginliği illüzyonu



Sosyal medyada birçok insanın tıklım tıklım dolu mekanlara bakıp, kafasının karıştığını görüyoruz. Kişi başına en az 2 – 3 bin TL bırakılan eğlence mekanlarına, dört kişilik bir masanın içkili bir akşam yemeğine asgari ücretin üzerinde hesap ödediği restoranlara rezervasyonsuz girilemediğini görenler, “bu ülkenin neresi yoksul” diye soruyorlar. Çünkü bir illüzyon içinde olduklarının farkında değiller.

12 Eylül 2024 Perşembe

Türkiye bilimden, ilime mi dönüyor?


 

AKP’li vekil Hulusi Akar’ın bir konuşmasında eğitimin amacının “Allah korkusu ve kuldan utanma” olduğunu söylemesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllardaki düzenlemeleriyle birlikte düşünüldüğünde, Cumhuriyet ile tanıştığımız laik “bilim” geleneğini terk edip, Osmanlı’nın “ilim” geleneğine mi dönüyoruz sorusunu gündeme taşıdı.

10 Eylül 2024 Salı

Madencilik ve sağlık

 


(Bu yazı 9 – 10 Eylül 2024 tarihlerinde Çanakkale ve Kepez’de düzenlenen “Kazdağlarında Madencilik Gerçeği: Madenciliğin Tarım, Çevre ve İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri” panelleri için hazırlanmış olup, PPT sunumla birlikte değerlendirilmiştir.)

6 Ağustos 2024 Salı

Küba yeniden karanlığa dönüyor

 


Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin yayın organı Granma gazetesinin 5 Ağustos 2024 tarihli nüshasında, Çin’in olağanüstü ve tam yetkili Küba elçisi (Embajador extraordinario y plenipotenciario de China en Cuba) Hua Xin’in, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Küba ziyaretinin onuncu yıldönümü dolayısıyla “Çin ve Küba sosyalizmin yol arkadaşlarıdır” başlıklı bir yazısı yayınlandı.

23 Haziran 2024 Pazar

Güneşin patentini alabilir misin?


Çocuk felci aşısını bulan Jones Salk bu cümleyi, 12 Nisan 1955’te kendisiyle canlı yayında röportaj yapan gazeteci Edward R. Murrow’un “aşının patenti kime ait” sorusu üzerine kurmuştu:

İnsanlar derdim... Patent yok. Güneşin patentini alabilir misin”?

Bu cümlenin Salk’a 7 milyar dolara mal olduğu söylenir. Hiç de zengin olmayan orta halli bir bilim insanı, eğer aşının patentini alırsa yeryüzünde milyonlarca insanın aşıyı satın alamayabileceğini düşünerek, 7 milyar doları elinin tersiyle itiyor ve yaşamı boyunca bu kararından dolayı asla pişman olmuyor.

20 Haziran 2024 Perşembe

“Yeni” Halk Cephesi emekçilere ne vaat ediyor?

 


Faşist partinin, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde yüzde 14,6 oy alan Macron’u “ikiye katlayıp”, 81 sandalyeden 30’unu kazanması ve kamuoyu yoklamalarında yüzde 29,5 ile ilk sıraya yükselmesi karşısında telaşa kapılan Macron, ülkeyi Haziran sonunda erken seçime götürmeye karar verdi.

İlk Meslek Hastalıkları Enstitüsü’nün kurulmasının 101. yıldönümü

 

İlk “Meslek Hastalıkları Enstitüsü” 101 yıl önce bugün, 20 Haziran 1923’de Vladimir Konoplyankin’in Müdürlüğü altında, Moskova’da Vorontsovo pole Caddesi 14 numarada yer alan eski Evangelik Hastanesi binasında hizmete açıldı. Moskova Halk Sağlığı Departmanı’na bağlı olarak “Meslek Hastalıkları Enstitüsü” adıyla hizmete açılan Enstitüye daha sonra Dr. Vladimir Alexandrovich Obukh’un ismi verildi: “V. A. Obukh Meslek Hastalıkları Araştırma Enstitüsü”.

18 Haziran 2024 Salı

Emekçi kadınlara ücretli adet izni hakkı

 


Bugün Avrupa’da yalnızca İspanya’da (o da 2023 Şubat’ından beri) yürürlükte olan, geçtiğimiz yıllarda İtalya’nın reddettiği, Fransa’da bu hafta örgütlenen “Yeni Halk Cephesi” programında yer alan “ücretli adet izni” hakkı, tarihte ilk kez Sovyetler Birliği’nin emekçi kadınlarına tanınmıştı.

11 Haziran 2024 Salı

Osman Şadi Yenen hocayı yitirdik

 


İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı emekli profesörlerinden Şadi hocayı dün toprağa verdik


Şadi hoca tıbba ve sağlığa “toplumcu” bir perspektifle yaklaşan ve çalışmalarında diyalektik – maddeci yöntemi kullanan bir bilim insanıydı. Uzmanlık alanı olan enfeksiyon hastalıklarını “tarihsel – toplumsal süreçler” içinde irdeleyerek, enfeksiyonların yol açtığı sağlık sorunlarını yalnızca tıbbi açıdan değerlendirmekle yetinmez, sosyal, siyasal ve ekonomik boyutlarıyla tartışırdı.

31 Mayıs 2024 Cuma

Güle güle Erdal abi

 


Bugün Kepez Kent Konseyi’nin Genel Kurulu vardı. Tabii cep telefonları uçuş düzenine alındığından dış dünya ile ilişkimiz kesilmişti. Erdal Atabek abiyi yitirdiğimizi bu nedenle geç öğrenebildim.


Erdal abi, lafın gelişi değil, gerçekten abimizdi. Ben 1970’li yıllarda tıp fakültesinde öğrenciyken, Erdal abi o zaman merkezi İstanbul’da olan Türk Tabipleri Birliği’nin Merkez Konseyi Başkanı’ydı. Ama ne başkan!

3 Mayıs 2024 Cuma

Fikri takip: Kanada yoksulları katletmeye devam ediyor

 


Okurlarımız anımsayacak, geçtiğimiz Haziranda “Kapitalizmin yoksullara 21. yüzyıl ‘armağanı’: Ötanazi” başlıklı bir yazı yayınlamış, neobiberal ideolojinin ötanaziyi, kamu üzerinde “yük” olarak gördüğü yoksul yaşlı ve engellileri ortadan kaldırmak için kullandığı bir “sosyal politika aracı” haline getirdiğini, kronik hastalıkları olan yoksul yaşlılar ve engellilerin, yaşamlarına ötanazi ile son vermeye teşvik edildiklerini anlatmıştık.


Bugün “harici.com” internet sitesinde yayınlanan “Kanada’da devlet destekli ötanazinin hedefi yoksullar ve engelliler” başlıklı yazıdan, geçen dokuz ay içinde uygulamanın açık bir “yoksul – kırıma” dönüştüğü anlaşılıyor.

22 Nisan 2024 Pazartesi

İki, üç, daha fazla Lenin – 2



Bugün (22 Nisan) Lenin’in doğumunun 154. yıldönümü.


Daha önce 2024 yılını Lenin’in anısına “Lenin Yılı” olarak anacağımızı duyurmuştuk ve bu çerçevede Lenin’in ölümünün 100. yıldönümünde “İki, üç, daha fazla Lenin” başlıklı bir yazı yayınlamıştık. Okurlarımızla Lenin Yılı’nın ikinci etkinliğinde yeni bir makaleyle birlikte olmak istedik.

13 Nisan 2024 Cumartesi

Disease as a Social Phenomenon


 

Known as the father of social medicine, Rudolf Virchow owes this title to his Upper Silesia Typhus Epidemic Report, where he elucidated the social-economic causes of diseases and deaths, in other words, explaining under which societal conditions morbidity and mortality arise (Virchow, [1848] 2006). Embracing Hegel's dialectical method in the analysis of health problems, Virchow presents a successful example of dialectical approach to biological and social issues in his report.


Master of the dialectical approach, Hegel, argued that life couldn't exist without disease; every organism is born with the "germ of death," and treatment sees disease not as the complete loss of health but rather as a conflict within or between physical forces.


However, Virchow, rejecting Hegelian idealism, embraced materialism. In his efforts to form a dialectical materialist approach in biology, he extensively utilized Friedrich Engels' work "The Condition of the Working Class in England" to demonstrate the relationship between poverty and disease (Engels, 1994).

12 Nisan 2024 Cuma

Disease as a Malfunction of the Machine

 


The understanding of health and illness has evolved and changed throughout historical and societal development processes, reaching the present day. For thousands of years, humans perceived illnesses as "divine punishment" and sought solutions to health problems through offerings, sacrifices, magic, and prayers. During periods when the influence of religion/metaphysics on societal life relatively weakened and rationality began to strengthen, science became dominant in medicine, and health issues began to be associated with earthly causes.


By the nineteenth century, the monumental advancements in science and technology completely transformed traditional medicine and the understanding of health. The discovery of the microscope made infectious agents visible, and new models explaining health problems began to be developed (von Engelhardt, 1999: 1 – 7).

11 Nisan 2024 Perşembe

Disease as a Divine Punishment


As human societies evolved from primitive classless communities where health knowledge production and utilization were for everyone and by everyone, towards class-based societies where medicine entered the service of the ruling class, the first stop was shamanic communities. With the ability of human societies to produce more than they consumed over historical periods, those who seized this surplus became dominant and enslaved others.

6 Nisan 2024 Cumartesi

Halk sağlığında gündem


 

Son aylarda Türkiye’de siyasetin yerel seçimlere kilitlenmesi nedeniyle “halk sağlığı” gündemini biraz ihmal ettik. Bu yazımızda halk sağlığı alanında yayınlanan önemli makaleleri değerlendirerek gündemi yeniden yakalamaya çalışacağız.

12 Mart 2024 Salı

Emekliler ektiklerini mi biçiyor?

 


Bugün Türkiye’de ayda 10 bin TL maaşa ya da “açlığa” mahkum emekliler, emekçiler içinde “en alttakileri” oluşturuyor. Aslında emekçiler arasında en alttakileri asgari ücretlilerin oluşturacağı düşünülür, fakat Türkiye’de emekli maaşları asgari ücretin çok altına düştü.


Peki bu nasıl oldu? Geçmişte ikramiyeleri ile başlarını sokabilecekleri mütevazı bir ev dahi alabilen ve aldıkları maaşla kimseye muhtaç olmadan geçinebilen emekliler nasıl bu hale düştü? Emekliler bugün, 1990 – 2010 döneminde çalışırlarken ektiklerini biçiyor olabilirler mi?

4 Mart 2024 Pazartesi

Kadınlar günü mü, “emekçi” kadınlar günü mü?

 


Liberal sol 8 Mart yaklaşırken “kadınlar günü” etkinlikleri için duyurular yapmaya başladı. 1990’lardan beri Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü’nü “sınıfsal” içeriğinden arındırarak, 8 Mart’a “toplumsal cinsiyet” misyonu yüklemeye çalışan liberal sol, sonunda bizim gibi birkaç dinozor dışında herkesi 8 Mart’ın “emekçi kadınlar” günü değil, “kadınlar” günü olduğuna ikna etmiş görünüyor. Liberal ideolojinin hegemonyası altında ezilen sosyalist sol, bu mevziyi de kaybediyor.

28 Şubat 2024 Çarşamba

31 Mart mı, 1 Nisan mı?


 

Türkiye 31 Mart’ta yerel seçimlere gidiyor. AKP yerel seçim kampanyasını daha 28 Mayıs 2023 akşamı Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiğinin ilan edildiği dakikalarda başlatmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde çok ağır bir hezimete uğrayan muhalefet de, kendisini ancak 2023 yılının sonlarına doğru toparlayabildi ve yarışa katıldı. Ancak adaylarda seçim heyecanı giderek tırmanırken, seçmenlerin ezici çoğunluğu 31 Mart’tan çok 1 Nisan’a odaklanmış görünüyor.

20 Şubat 2024 Salı

Sol sosyal çürümeden muaf değil


 

Aslında hepimiz çürüdüğümüzün farkındaydık, fakat Sosyolog Dr. Zeliha Burtek’in bir sokak röportajında kurduğu cümleler, “sosyal çürüme” olgusunu gündemin ilk sıralarına yerleştirdi. Burtek sosyal çürümeyi “etik denen şeyin, yaşam felsefesinin yok olması” olarak tanımlıyordu.


Burtek başka bir röportajında Türkiye’deki sosyal çürümenin iki yönüne dikkat çekiyordu: birincisi çürüme tek tek bütün bireyler tarafından “içselleştirilmiştir”, ikincisi çürüme yaşamın “bütün” alanlarına yayılmıştır diyordu.

13 Şubat 2024 Salı

Elli yıl sonra Zavallılar

 


Yılmaz Güney’in “Zavallılar” filmini ilk izlediğimde ortaokulu yeni bitirmiştim. Yaz tatiliydi. Her yerde “çirkin kralın” insanın yüreğini bakışlarıyla deldiği afişleri asılıydı. Mutlaka izlemeliydim, fakat babam izin vermiyordu. Güney’in “katil” olmasından değil, faşistlerin Zavallılar filmini gösteren sinema salonlarını basıp, izleyicilere saldırmasından korktuğundan. Ama ben yine de sinemaya gizlice gitmiş, şansıma başıma bir iş gelmeden filmi izleyebilmiştim.

6 Şubat 2024 Salı

6 Şubat depreminin yıldönümü


 

6 Şubat depreminin üzerinden bir yıl geçti. Acılarımız hala taze. Geçtiğimiz bir yıl içinde ne yaralarımız sarılabildi, ne de ondan fazla ili etkileyen depremlerde gerçekten kaç canımızı yitirdiğimizi öğrenebildik. Deprem bölgelerinde yaşayan yoksul insanlar hala perişan, çaresizlik içinde yardım bekliyorlar.


Peki, 6 Şubat depreminden doğrudan etkilenmeyenler? Biz de aynı çaresizlik içinde olası yeni büyük depremleri bekliyoruz. Nasıl 17 Ağustos 1999 Marmara depremi sonrasında, depremin yıl dönümlerinde ekranlardaki hamasi konuşmalar dışında hiçbir hazırlık yapılmadıysa, şimdi de 6 Şubat depreminden sonra ciddi bir hazırlık yapılmıyor.

31 Ocak 2024 Çarşamba

Sine-i millete dönmek mümkün mü?

 


Hani Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir derler, Can Atalay’ın vekilliğinin düşeceği de 4 Ocak’ta kesinleşmişti. Bugün TİP Milletvekili Can Atalay hakkındaki yargı kararının Meclis Genel Kurulu’nda okunmasıyla Atalay’ın vekilliği düştü.

28 Ocak 2024 Pazar

İki, üç, daha fazla Lenin - 2

 


27 Ocak 2024 akşamı Rusya Federasyonu Komünist Partisi Merkez Komitesi, Vladimir Lenin'in ölümünün 100. yıldönümünü anmak üzere Moskova'daki Sendika Sarayı'nın Sütun Salonu'nda "Lenin'in Düşünceleri Ölümsüzdür" konserini düzenledi. 

 

2024 Lenin Yılı etkinlikleri çerçevesinde dostlarımızla paylaşıyoruz. 

23 Ocak 2024 Salı

Başka bir doktorluk


Doktor dendiğinde zihnimizde hastaların ağrısını dindirmeye, rahatsızlığını geçirmeye veya yarasını iyileştirmeye çalışan biri canlanır. Gerçekten de doktorluk mesleği binlerce yıl böyle icra edildi. Hastalar doktorlardan (büyücülerden, şamanlardan, şifacılardan) dertlerine çare aradı, onlar da kendilerine başvuran hastaları iyileştirmeye çalıştılar.


Doktorların çoğu kendilerine biçilen “iyileştiricilik” rolünü benimseyerek, mesleki pratiklerini kendilerine başvuran hastaları iyileştirmeye çalışmakla sınırlarken, bazı doktorlar yalnızca kendilerine başvuran hastaları iyileştirmeye çalışmakla yetinmeyip, hastalıklara yol açan koşulları da iyileştirmek istediler ve böylece “başka bir doktorluk” doğdu.

21 Ocak 2024 Pazar

İki, üç, daha fazla Lenin


Bugün (21 Ocak) Lenin’in aramızdan ayrılışının 100. yıldönümü.


2024 yılını Lenin’in anısına “Lenin Yılı” olarak anacağımızı duyurmuştuk. Sloganımız “İki, üç, daha fazla Lenin”, çünkü Rosa Luksemburg’un “ya sosyalizm, ya barbarlık” öngörüsünün bütün acımasızlığıyla doğrulandığı günümüzde, dünyanın yeni Leninlere yüz yıl öncesinden çok daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye'de 1940'lı yıllarda Toplumcu Tıp kitabına Önsöz

 


ÖNSÖZ

İkinci Emperyalistler-arası Paylaşım Savaşı yıllarında iki toplumcu hekim, Dr. M. Hulusi Dosdoğru ve Dr. Sâbire Dosdoğru, Türkiye’de toplumcu tıp düşüncesine ses oldular ve ülkemizde sağlık sorunlarına “toplumcu” yaklaşımın ilk örneklerini sundular.

Dr. Sâbire Dosdoğru, Tan Gazetesi’nde yayınlanan bir yazısında toplumcu tıbbın kurucusu Friedrich Engels’e atıf yaparken, Dr. M. Hulusi Dosdoğru da Sendika Gazetesi’nde yayınlanan bir makalesinde, yirminci yüzyılın ilk yıllarında toplumcu tıp düşüncesinin Avrupa’da yayılmasını sağlayan Dr. Alfred Grotjahn’dan alıntı yapıyordu.

8 Ocak 2024 Pazartesi

Meclis kurmak

 


Meclis kurmak, insanları bir araya getirmek iyidir. Yeter ki amacı, hedefi belli olsun, kendisini doğru tanımlasın. Yoksa bugüne kadar kurulmuş Meclisler gibi seneye adı bile anımsanmaz. Birkaç kişi kürsüye çıkar, egosunu tatmin eder, o kadar.

7 Ocak 2024 Pazar

Toplumcu Tıp / Sınıfın Sağlığı blogu 2023 indeksi yayında

 


Muhtemelen 2023 yılı gelecekte en çok anımsayacağımız ve en çok atıf yapacağımız yıl veya birkaç yıldan biri olacak.


2023 yılı Türkiye’yi derinden sarsan olaylara sahne oldu. Bunların büyük bir bölümünü blogumuzda “toplumcu tıp” bakış açısıyla ele almaya çalıştık.


Yılın ilk aylarında yaşadığımız deprem, muhtemelen 1999 Gölcük depremi gibi uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek.


Ardından 14 Mayıs depremi yaşandı. Her soydan ve her boydan muhalefetin 20 yıllık AKP iktidarı karşısında uğradığı hazmedilemez hezimet de yıllarca unutulamayacak.


Üçüncü deprem yaz ortasında geldi ve Türkiye’nin “emeklilerini” vurdu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde emeklilerin maaşları ilk kez arttırılmadı. Bu da en azından emekli yurttaşlarımızın ömürlerinin sonuna kadar unutamayacağı bir olay.


Çanakkaleliler de muhtemelen Çanakkale’nin önümüzdeki onyıllarına damga vuracak orman yangınını asla unutamayacak, çünkü yangında tam da önümüzdeki yıllarda imara açılması beklenen “parseller” yakıldı.


Yılın son aylarında son deprem Gazze’den geldi ve bizi derinden etkiledi. Türkiye bir taraftan sözde Filistinlilerin yanında görünürken, diğer yandan İsrail’e ihracatını kesintisiz, hatta arttırarak sürdürdü. Muhtemelen bu utanç da uzun süre unutulmayacak. Belki de biz unutmak istesek dahi, Filistinliler unutturmayacak...


2023 BLOG İNDEKSİ İÇİN TIKLAYINIZ


4 Ocak 2024 Perşembe

Önce sen bir çıt çıkart...

 

Dün Yargıtay, Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay hakkında verdiği ikinci ihlal kararının “hukuki değeri olmadığına” karar vererek, “gereğinin takdir ve ifası” için TBMM Başkanlığı'na gönderdi.

Olay başta CHP Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere muhalif çevrelerde “darbe” olarak nitelenerek, protesto edildi. Özel, TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ı arayarak “duygularını” ifade etti, Baş da Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni olağanüstü toplantıya çağırması çağrısı yaptı.

Ancak “tepelerden” yükselen bu “sert” protestolar, “tabanda”, toplum düzeyinde bir yanıt bulmadı. Tabanda kimse pek istifini bozmadı, herkes gündelik işlerine devam etti, hatta konu sosyal medyada dahi “trend topic” ol(a)madı.

24 Aralık 2023 Pazar

Vatan, vatandaşlık ve şehitler

2023 yılının son haftasına girerken iki gün üst üste gerçekleşen saldırılarda 12 askerin yaşamını yitirdiği haberleri medya manşetlerine taşındı. Dün birçok gazetede askerlerin “vatan için şehit” oldukları ifade ediliyordu.


Kaderin acı bir cilvesi olsa gerek, yine dünkü medyanın öne çıkan manşetlerinden biri de, “Dünyada parayla vatandaşlık satışının yarısından fazlasını Türkiye yaptı” şeklindeydi ve “şehit” haberlerinin hemen yanında yer alıyordu.


Gazeteler İtalyan gazeteci ve sosyolog Marco D’Eramo’nun New Left Review dergisinin Sidecar ekinde 15 Aralık 2023 tarihinde yayınlanan “Vatandaşlık Satmak” başlıklı makalesinden alıntılar yapıyor, yabancılar için Türkiye’den vatandaşlık satın almanın avantajlarını sıralıyorlardı.

20 Aralık 2023 Çarşamba

Kapitalojen hastalık: Kapitalizm hastalıkları

 


Geçtiğimiz günlerde British Medical Journal - Global Health dergisinin online nüshasında Guddi Singh ve Jason Hickel imzasıyla “Capitalogenic disease: social determinants in focus” başlıklı bir editoryal yayınlandı. Makalede kapitalizmin insanları nasıl hasta ettiği, hastalıklarını sürdürdüğü ve sağlıkta eşitsizlikler yarattığı anlatılıyor.


Şüphesiz kapitalizmin insanları nasıl hasta ettiği Friedrich Engels’in “İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu” başlıklı kitabını okuyanlar için sır değil. Engels günümüzden 178 yıl önce emekçiler arasında yaygın olan hastalıkların ve vakitsiz ölümlerin nedenlerinin yoksulluk veya kötü çalışma ve yaşam koşullarında değil, bunlara da neden olan üretimin kapitalist örgütlenmesinde ve sosyal çevrede aranması gerektiğini söylüyordu.


Birkaç yıl sonra Engels’in ifadelerini tıbba tercüme eden Rudolf Virchow da, işçilerin ve emekçilerin yaşam koşullarının, kötü barınma ve beslenme koşullarının onları hastalıklara “daha yatkın” hale getirdiğini, diğer bir deyişle hastalıkların oluşması ve gelişmesi için “yeterli” koşulu yarattığını savunmuştu.


Yazarların makalelerinde Engels ve Virchow’a hiçbir atıf yapmadan, iddialarını günümüzde yeniden dünyanın en prestijli dergilerinden birinde gündeme taşımaları “ahlaki” yönden tartışılabilir, fakat makalenin sağlık sorunlarının kökeninde kapitalist üretim tarzını araması takdire değer.

16 Aralık 2023 Cumartesi

Çevreyi kim kirletiyor, bedelini kim ödüyor?

 


Dün “İda Madra Temiz Deniz Platformu” tarafından Edremit Atatürk Gençlik Merkezi’nde düzenlenen “Edremit Körfezinde Deniz Kirliliği ve Halk Sağlığı” başlıklı panele katıldık.


İda Madra Temiz Deniz Platformu’nu körfez bölgesinde örgütlü Ayvalık Tabiat Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Edremit Çevre Platformu, Kazdağı Koruma Derneği ve Körfez Siteler Birliği Derneği oluşturmuş.


Son zamanlarda çevre konusunda duyarlı, kendilerini parçası oldukları doğaya karşı sorumlu hisseden birçok insanın, çeşitli örgütlerde bir araya gelerek, çevre sorunlarını tartıştığını ve çözüm yolları aradığını biliyoruz.

8 Aralık 2023 Cuma

2024 yılında emekçileri neler bekliyor?

 


Çevremde geçimlerini ücret veya maaşla sağlayan bir çok insanın, 2024 yılına umutla baktığını görüyorum. İnsanların çoğu, özellikle geçen Temmuz’da maaşlarına zam alamayan emekliler, Mart sonunda yapılacak yerel seçime güveniyorlar. AKP’nin her zamanki gibi seçim öncesinde kesenin ağzını açacağını, işçiye, memura, emekliye para dağıtacağını düşünüyorlar. Bir de enflasyon hesabı yapıyorlar ve geçen beş ayın rakamlarına bakıp, Ocak ayında iyi bir fark almayı bekliyorlar.


Peki, bu beklentiler gerçekçi mi? Ocak ayında asgari ücrete, işçi ücretlerine, memur ve emekli maaşlarına insanlara nefes aldırabilecek bir zam gelecek mi?

4 Aralık 2023 Pazartesi

TTB’ye kayyım atanmasına hekimler ve toplum neden sessiz kalıyor?

 


Kasımın son gününde akşama doğru sosyal medyadan Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’ni görevden aldığını ve TTB’ye kayyım atadığını öğrendik. Gece ana-akım medya haberi hiç görmezken, birkaç muhalif kanal da “sıradan” bir olay gibi verdi.


Mahkeme kararına karşı bir “refleks” tepkiye tanık olunmadı. İzleyen günlerde de bazı Tabip Odaları tarafından az sayıda hekim katılımıyla yapılan basın açıklamaları dışında hekimlerden dişe dokunur bir tepki görmedik. 100 binden fazla hekim, üyesi oldukları meslek kuruluşunun yöneticilerinin görevden alınmalarına sessiz kaldılar demek abartı olmaz.

23 Kasım 2023 Perşembe

Sovyetler Birliği'nde toplumcu sağlık sisteminin çöküşü

“Toplumcu Tıp: Sovyetler Birliği Deneyimi” başlıklı kitabımızda, Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında “toplumcu” sağlık hizmetinin nasıl örgütlendiğini incelemiş, kitabımızı “Tıbbı ve sağlığı emeğin gereksinimlerine göre örgütlemek kadar, bu alanlardaki kazanımların kalıcılığını sağlamanın da önemli olduğu gerçeği kendisini sosyalistlere çok acımasız bir biçimde öğretmiştir” cümlesiyle bitirmiştik. Bu yazımızda Sovyetler Birliği’nde 1920’li yıllarda örgütlenen toplumcu sağlık hizmetinin, 1930’lu yıllarda nasıl çözülmeye başladığını ve 1950’lerde nasıl tamamen çöktüğünü incelemeye çalışacağız.

15 Kasım 2023 Çarşamba

Nerede hata yaptık?

 


Bugün Gazze’de dünyanın gözleri önünde bir soykırım yaşanıyor. Büyük bir bölümünü kadınlar ve çocukların oluşturduğu ölümlerin 11 bini aşmasına rağmen, kırk gündür yalandan dahi bir “ateşkes” çağrısı yapıl(a)madı. Yirminci yüzyılın başta Birleşmiş Milletler olmak üzere bütün uluslararası kurumları çaresizlik içinde soykırımı seyrediyor. Ütopyalar tarihe karışırken, distopyalar gerçekleşiyor.

 

Oysa daha elli, bilemediniz altmış yıl öncesinde 2000’li yıllar pırıl pırıl görünüyordu. Hemen herkes 2000’li yıllarda dünyaya barışın egemen olacağından, yirminci yüzyılın bütün hastalıklarının iyileştirileceğinden emindi. Uygarlığı Ay’a, Mars’a, Venüs’e taşıyacacağız derken, kendimizi kapitalist ortaçağ karanlığına gömülü bulduk. Peki, nerede hata yaptık?

28 Ekim 2023 Cumartesi

Cumhuriyetin yüzüncü yılı ve sağlık


Türkiye yüz yıl önce bugün Cumhuriyet rejimini kabul ederek iktidarı gökten yere indirdi. Artık ülkeyi gücünü tanrıdan ve soy bağlarından alan padişahlar değil, “cumhur” tarafından seçilen bir Meclis yönetecekti.  

Aslında Türkiye’yi yönetecek Meclis daha Cumhuriyet ilan edilmeden, 23 Nisan 1920’de açılmıştı. Türkiye’yi artık gücünü ulustan alan bir Meclis yönetiliyordu. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilerek Cumhuriyet kuvveden fiile çıkartıldı.

İlk hükumetimiz olan İcra Vekilleri Heyeti, Mustafa Kemal başkanlığında 3 Mayıs 1920’de kurulmuştu. 2 Mayıs 1920’de 3 numaralı yasa ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kurulmuş ve Dr. Adnan Adıvar, ilk Bakanlar Kurulu toplantısına Sağlık Bakanı kimliği ile 11 bakandan biri olarak katılmıştı.

11 Eylül 2023 Pazartesi

Dünyayı değiştiren darbe

 


Bugün Şili’nin sosyalist devlet başkanı Dr. Salvador Allende’ye karşı yapılan ABD güdümlü faşist darbenin ellinci yıl dönümü. 11 Eylül 1973 darbesi, dünyada kapitalizmden sosyalizme geçiş çağının (en azından ilk evresinin) artık sona ermekte olduğunun işaret fişeğiydi.


Sosyalizm “ideolojik” bunalımını aşamayıp, işçi sınıfı sosyalizmden uzaklaşmaya başlayınca, bunalım “politik” arenaya sıçradı ve kapitalist ülkelerde sol hükumetler birbiri ardına yıkılırken, sosyalist ülkeler de kapitalizme geri döndüler.

2 Eylül 2023 Cumartesi

Güvencesiz istihdam erken öldürüyor

 


Bugüne kadar güvencesiz istihdamın işçilerin sağlığı ve iyiliği üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin birçok araştırma yayınlanmış ve biz de bu konuyu birçok makalemizde ele almıştık (1 – 5). Geçtiğimiz hafta İsveç’in Karolinska Enstitüsü, bu konuda çok çarpıcı bir araştırma daha yayınladı (6). Araştırmacılar güvencesiz çalışan emekçilerin, güvenceli çalışmaya geçmeleri halinde vakitsiz ölüm risklerinin yüzde 20 azaldığını ortaya koydular.

24 Ağustos 2023 Perşembe

Sosyal sorunlar mağdur suçlanarak çözülmez

 


Türkiye’nin yıllardır çözülemeyen ve artık kanıksadığımız, nesilden nesile miras bıraktığımız birçok sosyal sorunu var. Örneğin Türkiye “ezelden beri” iş kazalarında ölümde açık ara Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsüdür (1). Trafik kazaları nedeniyle ölümlerde de durum farklı değil (2). Türkiye kadınların Avrupa’da ve OECD ülkeleri arasında en çok fiziksel şiddet gördüğü ülke (3).


Bu sorunların çözülemeyişinin elbette birçok nedeni vardır, fakat bu nedenlerden en önemlisi topluma egemen “bireyci ideolojinin” ürünü olan “mağduru suçlama” kültürüdür.

27 Temmuz 2023 Perşembe

Özel hastaneler emekçilere ölüm getiriyor

 


İngiltere merkezli Oxford Committee for Famine Relief veya kısaca Oxfam, geçtiğimiz ay yine oldukça provokatif iki rapor yayınladı. Gerçi 21. yüzyılda insanlık çok da provokasyona gelecek gibi görünmüyor, fakat Oxfam raporları gündem oluşturamasalar da tarihe tanıklık ediyorlar.

22 Temmuz 2023 Cumartesi

Doktorlar kendileri için “iyi doktor” arar hale geldi


 

Dostumuz Bayazıt İlhan’ın Birgün gazetesinde yayınlanan “Tıpta uzmanlık eğitiminde ne durumdayız?” başlıklı yazısı, hekimler arasında uzun süredir tartışılan tıp eğitiminin “niteliği” konusunu yeniden gündemin ilk sıralarına taşıdı. İlhan’ın “iyi hekim yetiştiremezseniz halkınıza iyi sağlık hizmeti veremezsiniz” gibi sağlık hizmetini hekimlik hizmetine endeksleyen kimi tespitlerine katılmasak da, yazısında çok önemli sorunların altını çiziyor.