Bu hafta SALT Online Blog’da Fatma Genç imzasıyla “Sıhhat, Terakki, İaşe: Erken Cumhuriyet'te Sıtma ve Pirinç Tartışmaları” başlıklı bir makale yayınlandı. Toplumcu tıp açısından büyük önem taşıyan bu çalışmanın, sosyal bilimcilere örnek olmasını ve bu tür çalışmaların çoğalmasını umuyoruz.
Sağlığın ve hastalığın en önemli sosyal belirleyicisi, işçi sınıfının bilinç ve örgütlülük düzeyidir.
16 Mayıs 2026 Cumartesi
14 Nisan 2026 Salı
Sağlıkta eşitsizliklerin çözümü tıbbi değil siyasidir
Margaret Whitehead, 1992 yılında dilimize “Eşitlik ve Sağlık: Kavram ve İlkeler” başlığıyla çevrilerek yayınlanan broşüründe sağlıkta eşitsizliği, sağlıkta “gereksiz ve önlenebilir, aynı zamanda adil olmayan (veya haksız) farklılıklar” olarak tanımlıyordu. Geçtiğimiz çeyrek asır boyunca bu tanım revize edilmedi ve geniş çevrelerce benimsendi.
13 Mart 2026 Cuma
Nevzat Eren'i aramızdan ayrılışının 26. yıldönümünde anıyoruz
Türkiye'de toplumcu tıbbın duayenlerinden Nevzat hocamızı 26 yıl önce çok genç yaşta yitirdik. 1970'li yıllarda Ankara'da “İlerici Hekim” hareketinin önderleri arasında yer alan Nevzat hoca, 12 Eylül faşist darbesinde Ankara Tabip Odası başkanı olarak, faşizme karşı mücadelesini sürdürmüştür. Bu dönemde faşistlerin kapattığı Türk Tabipleri Birliği'nin yeniden açılması için Nusret Fişek'le birlikte en ön saflarda yer almıştır. Hocamızı sevgi ve saygıyla anıyoruz.
17 Şubat 2026 Salı
Bilim, tıp ve sağlık
(Bu yazı, Toplumcu Tıbba Giriş: Toplumcu Tıp Ders Notları başlıklı kitaptan alınmıştır: Akalın, A. (2013). Toplumcu Tıbba Giriş: Toplumcu Tıp Ders Notları. İstanbul: Yazılama. S. 110 – 118.)
Tarihsel süreçte insanların hastalıkları algılayış ve kavrayışı çeşitli aşamalardan geçmiştir. Hastalıkların “ontolojik” kavranışı, hastalıkları vücudun belli organ veya yapılarına saldıran dışsal bir olgu olarak görürken, “fizyolojik” kavrayış hastalıkları doğa güçleri arasındaki bir dengesizlik olarak (günümüz terminolojisiyle bireyin çevresine uyumu/uyumsuzluğu olarak) ele almıştır. Her iki kavrayış tıbbı yüzyıllarca etkilemiş ve çeşitli dönemlerde bunlardan biri diğerine galebe çalmıştır.
14 Şubat 2026 Cumartesi
Söyleşi: Sağlıklı beslenme
Bu söyleşi Nevzat Evrim Önal tarafından gerçekleştirilmiş ve Sol internet sitesinde 2 ve 3 Ocak 2017 tarihlerinde iki bölüm halinde yayınlanmıştır.
7 Şubat 2026 Cumartesi
Güle güle Şükrü abi
Şükrü abiyi (Şükrü Güner) yitirdiğimizi derin bir üzüntüyle öğrendik. Türkiye'de toplumcu hekim hareketinin oluşumunda ve gelişiminde büyük rolü olan ulu çınarı, sevgi ve özlemle anımsayacağız.
4 Şubat 2026 Çarşamba
David Legge'i yitirdik
David Legge 1944 yılında Sydney'de (Avustralya) doğdu. 1976 yılında Melbourne Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Hekimlik kariyerine dahiliye uzmanı olarak başlayan Legge, 1970'lerin sonlarında halk sağlığına yöneldi ve akademiye geçti.
Politik ekonomi, karşılaştırmalı sağlık sistemleri, birinci basamak sağlık hizmetleri ve uluslararası sağlık politikaları alanlarında çalıştı. Avustralya (La Trobe Üniversitesi - Melbourne) ve Çin'de halk sağlığı, sağlık politikaları ve sağlık hizmetleri yönetimi dersleri verdi. 1994 yılından itibaren Uluslararası Halkın Sağlığı Konseyi'nde (International People's Health Council) yer aldı.
Uluslararası Halkın Sağlığı Üniversitesi (International People’s Health University - IPHU) ve 2000 yılında kurulan Halkın Sağlığı Hareketi'nde (People's Health Movement - PHM) aktif görev aldı. Son alarak Küresel Sağlık Gözlemi'nde (Global Health Watch), Sağlığın Politik Ekonomisi Çevresi ve Danışma Konseyi'nde görevliydi.
2 Şubat 2026 Pazartesi
ATOB ve TOB Bültenleri Seçkisi
Bu seçki, 1975 – 1977 yılları arasında aylık olarak yayınlanan Ankara Tabip Odası Bülteni ve Ankara ve İzmir Tabip Odaları Bülteni sayılarından oluşturuldu.
Bülten önce 1975 yılında Ankara Tabip Odası Bülteni (ATOB) olarak yayınlanmaya başladı. İlk sayısı Ekim 1975'te çıkan bültenin “İlk Sayıda” başlıklı tanıtım yazısında, ATOB'un 3 bin adet basıldığı ve Ankara dışında Bursa, Diyarbakır ve Adana'da dağıtıldığı bilgisi yer alıyordu.
31 Ocak 2026 Cumartesi
Genç işsizliğine Marksist yaklaşım
Türkiye'nin en köklü yüksek öğretim kurumu olan İstanbul Üniversitesi'nin hocaları, birkaç yıl önce diploma verdikleri öğrencilerini, bitirdikleri okulların önünde güvenlik görevlisi olarak gördüklerinde şaşırmıyor, hatta iş bulabildiklerine seviniyorlar. Artık TÜİK'in dahi gizlemekten vazgeçtiği “genç işsizliği”, herkesin kabullendiği bir gerçeklik haline geldi. Hatta son yıllarda bu gerçek, literatüre “ev genci” kavramını tanıştırdı.
“Ne eğitimde, ne işte” ifadesiyle tanımlanan “ev genci” kavramı, 2000'li yıllarda istatistiklere girmeye başladı. AB ülkelerinde bu kapsamdaki 15 – 24 yaş grubu genç nüfus 4.3 milyonu aşarken, Türkiye'de 3 milyona yaklaşıyor. OECD ortalaması yüzde 12 – 13 kadarken, Türkiye OECD ülkeleri içinde Güney Afrika Cumhuriyeti'nden sonra en çok ev gencine sahip ülke (yüzde 26,7).
28 Ocak 2026 Çarşamba
Pandemilerin Hatırlattığı Gerçek: Sağlığın Sınıfsal Belirleyicileri
ÖZ: Kapitalist üretim tarzının, kar maksimizasyonunu hedefleyen yapısı, kamusal olarak nitelediğimiz sağlık gibi değerlerin metalaşmasına ve genel anlamda toplumsal eşitsizliklere yol açmıştır. COVID-19 pandemisi gibi küresel krizler, kapitalizme içkin sorunları daha fazla görünür kılması açısından dikkat çekicidir.
Kapitalizmde süregelen toplumsal eşitsizlikler ile pandemide oluşan tahribatın büyüklüğü arasındaki ilişkiye odaklanan bu makale, pandeminin sınıfsal etkilerini ayrıntılandırmayı ve bir üretim tarzı olarak kapitalizmi sorgulamayı amaçlamaktadır. Çalışmada sağlığın toplumsal belirleyicileri, nicel ve nitel veriler ışığında ele alınarak, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim seviyesi, çalışma koşulları, barınma ve çevresel faktörler gibi unsurların sağlık üzerindeki etkileri derinlemesine incelenecektir. Bu yönüyle makale, sağlığın bireysel bir mesele olmadığını, toplumsal, ekonomik ve çevresel faktörlerle ilişkisini vurgulamaktadır. Makalede, COVID-19 pandemisinin yanı sıra 1918-1920 yılları arasında yaşanan İspanyol Gribi örneğiyle söz konusu ilişkisellik, tarihselci yöntemle ele alınarak, kapitalist üretim ilişkilerinin, kriz anlarında toplumsal eşitsizlikleri nasıl daha da derinleştirdiği serimlenecektir.
Anahtar Kelimeler: Kapitalizm, Sağlığın Toplumsal Belirleyicileri, COVID-19 Pandemisi, İspanyol Gribi, Toplumsal Eşitsizlikler.
26 Ocak 2026 Pazartesi
Bilimin içine düştüğü sefalet artık gizlenemiyor
Şöyle bir düşünün, son yıllarda okuduğunuz gazetelerde, izlediğiniz haber programlarında akademide yeni bir “skandal” haberine tanık olmadığınız tek gün oldu mu? Kaldı ki sizin tanık olduklarınız muhtemelen “buzdağının tepesidir”, her gün o kadar çok skandal yaşanıyor ki, medya bunların çok küçük bir bölümünü kamuoyuna yansıtabiliyor. Üniversitelerde “adrese teslim” kadro ilanları, dekan ve rektörlerin eşlerine koltuk tahsis etmeleri, ihale yolsuzlukları, sahte akademisyenler filan artık “haber değeri” taşımıyor.
24 Ocak 2026 Cumartesi
Kanadalı halk sağlıkçılar "yeni bir sol parti" diyor
Geçtiğimiz haftalarda, kısa bir süre öğrencisi olma şansına eriştiğim Dennis Raphael ve meslaktaşı Rozhin Amin, “Geç Kapitalizm ve Kanada'daki Yaşam ve Çalışma Koşullarındaki Çoklu Kriz: Sağlık Açısından Etkileri ve Yanıt Yöntemleri” (Late-Stage Capitalism and the Canadian Polycrisis in Living and Working Conditions: Implications for Health and Means of Responding) başlıklı bir makale yayınladılar.
Yazarlar neoliberal politikaların Kanada'da, sermaye birikiminin zorunlulukları ile toplumsal yeniden üretim arasındaki çelişkilerden kaynaklanan, sağlığın sosyal belirleyicileriyle ilgili bir “çoklu-krize” yol açtığını, “artan gıda ve barınma güvencesizliği”, “güvencesiz istihdam”, “genişleyen gelir ve servet eşitsizlikleri” ve “sağlık krizi” olarak tanımladıkları çoklu-krize yanıtın, sosyalist bir ekonomiye yönelen köklü reformlar gerektirdiğini savunuyorlar.
21 Ocak 2026 Çarşamba
Sağlığın Metalaşması ve Toplumcu Alternatif: Karşılaştırmalı Bir Analiz
Öz
Temel bir insan hakkı olan sağlık, tarih boyunca üretim tarzlarına göre şekillenmiştir. Kapitalist sistemde, sağlık hizmetleri metalaştığı için kâr odaklı bir sektöre dönüşmüştür. Bu durum, halk sağlığını olumsuz yönde etkilemiş ve eşitsizlikleri artırmıştır. Buna karşın, sosyalist ülkelerde, toplumcu tıp anlayışı, sağlık politikalarının merkezinde konumlandırılmış, sağlık, bir hak olarak tanımlanmış ve sağlık hizmetlerine herkesin bedelsiz erişimi sağlanmıştır. Bununla birlikte, toplumcu tıbbın uygulandığı bu ülkelerdeki koruyucu/önleyici sağlık hizmetleri, insanların sağlık kurumlarına başvuru sıklığını büyük oranda azaltmıştır.
Bu makale, kapitalist tıp ile toplumcu tıbbın tarihsel temellerini ve uygulamalarını karşılaştırmalı olarak inceler. Kapitalizmin sağlık alanını metalaştırmaya dönük yaklaşımı, özellikle yirminci yüzyılın sonlarına doğru neoliberal politikaların yükselişiyle birlikte halk sağlığını tehdit eden bir seviyeye ulaşmıştır. Öte yandan, Sovyetler Birliği ve Küba, toplumcu tıbbın başarılı sağlık göstergelerini örneklemesi bakımından dikkat çekicidir. Özellikle Küba'nın abluka altında bile sürdürdüğü sağlık sistemi ve biyoteknoloji alanındaki başarıları, alternatif bir modelin mümkün olabileceğini göstermektedir. Bu çalışma, sağlığın kamusal bir hak olarak örgütlenmesi gerektiğini savunurken, toplumcu tıbbın insancıl ve tüm toplumu kapsayan yaklaşımını bir çözüm önerisi olarak sunar.
Anahtar Kelimeler: Kapitalist Tıp, Metalaştırma, Toplumcu Tıp, Halk Sağlığı, Hessen-Grossman Tezi
Abstract
Health, as a fundamental human right, has historically been shaped by modes of production. Under the capitalist system, healthcare has been commodified, transforming it into a profit-driven sector. This shift has negatively impacted public health and exacerbated inequalities. In contrast, socialist countries positioned a collectivist approach to medicine at the core of their health policies, defining healthcare as a universal right and ensuring free access for all. Moreover, the emphasis on preventive care in these societies significantly reduced the frequency of hospital visits.
This article comparatively examines the historical foundations and practices of capitalist medicine and collectivist medicine. The commodification of healthcare under capitalism—particularly with the rise of neoliberal policies toward the end of the twentieth century—has reached a level that threatens public health. On the other hand, the Soviet Union and Cuba stand out as notable examples of successful collectivist healthcare systems, demonstrating measurable improvements in health indicators. Cuba’s biotechnology achievements and resilient healthcare system, sustained even under blockade conditions, prove that an alternative model is possible. This study argues that healthcare must be organized as a public right and proposes the humanistic, inclusive approach of collectivist medicine as a viable solution.
Keywords: Capitalist Medicine, Commodification, Collectivist Medicine, Public Health, Hessen-Grossman Thesis
19 Ocak 2026 Pazartesi
Sağlık sermaye ile bağdaşmaz (1)
Latin Amerikalı epidemiyolog ve kolektif sağlık bilimcisi Jaime Breilh, São Paulo Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen SIMCOL konferansı (2) sırasında Outra Saúde (3) muhabirleri ile bir araya geldi. Breilh, sağlığın sadece hizmetlere erişimden ziyade sosyal bir süreç olarak anlaşılması gerektiği inancına dayanan eleştirel epidemiyoloji çalışmalarını sundu.
Çalışmaları,
dünya ölçeğinde kültürleri ve bilgi sistemlerini yok eden bir
sosyal metabolizma olan kapitalizmin amansız bir eleştirisini
sunuyor. Bu yıkım, birçoklarının "epistemisid" olarak
adlandırdığı şeydir: kâr amacına hizmet etmeyen düşünce
biçimlerinin öldürülmesi, bilim alanını derinden etkileyen bir
olgu.
Breilh'e
göre bilimler, kapitalizmin yeniden üretim mantığına boyun
eğerek, Kartezyen (4) bir hale geldi: verimliliğe ve pratikliğe
odaklanırken, bilginin kendisi giderek daha parçalı ve
yabancılaşmış hale geldi.
Breilh
üniversiteleri insanlığa olan etik bağlılıklarını yenilemeye
ve bilimsel faaliyeti siyasallaştırmaya çağırıyor. Breilh'e
göre bu yaklaşım, görünürde parçalanan ve insanları anlamlı
eylemlerden uzaklaştıran bir dünyada acilen gerekli. Bilim
toplumuna mesajı açık: Şimdi harekete geçmeliler, çünkü
“artık böyle yaşamayı göze alamayız”.
14 Ocak 2026 Çarşamba
Öğrenci merkezli öğretimde 20 yıl
Tıp eğitimi üzerine notlarımı gözden geçirirken, 2022 yılında Serkan Ünsal ve arkadaşları tarafından yayınlanmış, “2005 yılı öncesi ve sonrası öğretmen, öğrenci ve veli profillerine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi” başlıklı bir makaleye rastladım. Araştırmacılar çok dramatik sonuçlara ulaşmışlardı:
Katılımcılar 2005 öncesi öğrencilerin, daha saygılı, derslerine daha ilgili, değerlere bağlı, sorumluluk sahibi olduğu şeklinde birçok olumlu özellikler taşıdığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte 2005 sonrası öğrencilerin ise saygısız, kendini hayatın merkezinde görme, şımarık ve sınırları bilememe, ferdi ve bencil davranma, değerlerden uzak ve derse ilgisizlik gibi birçok olumsuz özelliklere sahip olduğunu belirtmişlerdir.
10 Ocak 2026 Cumartesi
MARKSİZM, SAĞLIK VE TIP - CİLT 2
Orijinal pdf















