Translate

21 Ağustos 2020 Cuma

Çiçek hastalığının Sovyetler Birliği sayesinde ortadan kalktığı unutulmamalı


Sputnik ile yapılan röportaj

 

Güneş’in bahsettiği anti-Sovyet ve anti-Rus bakışın yansıması olan bu eleştiriler, çoğunlukla dayanaksızlığıyla göze çarpıyor. Sosyal medya ve basında yer alan “Ruslar hiçbir zaman insan hayatını önem vermedi” veya “Rus aşısına güven olmaz” suçlamalarına, Sovyet dönemi tıbbı üzerine araştırmaları olan ve toplumcu tıp üzerine pek çok esere sahip emekli hekim Akif Akalın yanıt veriyor:

19 Ağustos 2020 Çarşamba

Devrimci tıp üzerine: Tıp öğrencileri ve sağlık emekçilerine konuşma


Che Guevara bu konuşmasını 1960 yaz sonunda Sağlık Bakanlığı tarafından örgütlenen bir politik konuşma ve tartışma dizisinin açılışında yapmıştır. 

13 Ağustos 2020 Perşembe

Maske ideolojisi yenilmeden COVID 19 yenilemez

 

Salgının başından itibaren işçi sınıfı ve sermayenin COVID 19 ile mücadeleye ilişkin farklı ideolojik ve politik tutumlar benimsediğini gördük. Sağlığa “toplumcu” perspektiften bakan işçi sınıfı, salgınla mücadelede sürveyans ve filyasyon çalışmalarına, izolasyon ve karantina tedbirlerine ağırlık verilmesi gerektiğini savunurken, sağlığa “bireyci” perspektiften bakan sermaye, salgın mücadelesini “maske – mesafe – temizlik” üçlemesine daraltmaya çalıştı.

11 Ağustos 2020 Salı

Bilim insanları soytarılığı soytarılara bırakmalı

 

Rengârenk giysileri içinde neşeli bir soytarı, “toplumun yüzde 70 - 80’i sürekli ve düzgün bir şekilde maske takarsa aşının etkisine yakın bir etki görülüyor” derse, salon muhtemelen kahkahadan kırılır, insanlar gülmekten yerlere yatar. Fakat bu cümle bir “bilim insanının” ağzından çıktığında, trajik bir hal alıyor.

8 Ağustos 2020 Cumartesi

Okullar açılacak mı?

 

Bugün milyonlarca velinin en çok merak ettiği soru şu: Milli Eğitim Bakanlığı’nın okulların açılacağını açıkladığı tarih olan 31 Ağustos’ta okullar açılacak mı?

 

Ağustos ayının sonuna yaklaşırken heyecan artıyor. Eğer okullar açılacaksa, hiç değilse bir hafta öncesinden hazırlık yapmak lazım. Örneğin yazlıkta olanlar geri dönüş hazırlıklarına başlamalı. Kayıtlar yapılacak. Çocuklar hızlı büyür, geçen yıl giydikleri bu sene olmaz, yeni giysiler alınacak…

 

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: okullar 31 Ağustos veya bilemediniz Eylül ayının ilk haftası içinde mutlaka açılacak. Hiç kuşkunuz olmasın. Nereden mi biliyorum? Çok basit, hükumetin bugüne kadar izlediği politikalardan.

5 Ağustos 2020 Çarşamba

Mağduru suçlamanın dayanılmaz hafifliği


Salgın hız kesmiyor. Hastalık Sağlık Bakanlığı verilerine göre dahi her gün bin kişiye daha bulaşıyor. Bütün veriler, Eylül ayından itibaren salgının daha da hızlanacağını gösteriyor.

 

Bunların hepsi daha salgının ilk günlerinde öngörülmüştü. Altı ay önceki yazılarımız okunursa, daha o günlerde COVID 19 salgınında toplumun sağlık talebi ile sermaye birikiminin taleplerinin taban tabana zıt olduğunu ve salgının, “sermayenin başı ezilmeden” kontrol altına alınamayacağını belirttiğimiz görülecektir.

 

Hal böyleyken TV haberlerinde, haber programlarında, istisnasız bütün kanallarda kameralar plajlarda, düğünlerde ve belediye otobüslerinde toplu halde bulunan insanlar üzerinde dolaşırken, spikerler haykırıyor: “Bakın, şu sorumsuzlara bakın. Hani maske, hani sosyal mesafe? Sorumsuz insanlar yüzünden vaka sayısı azalmıyor”.

27 Temmuz 2020 Pazartesi

Dardanel’de ölümüne üretim


Bugün öğle saatlerinde Çanakkale’nin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olan Dardanel Önentaş Gıda Sanayi AŞ, Kamuoyunu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bir bildirim yaparak, “bugünden geçerli olmak üzere 14 gün süreyle” çalışanlarının “mesai saatleri dışında da …  gözetim altında tutulduğu kapalı devre çalışma sistemi” uygulanacağını bildirdi (1).

Nobel ödülü Kübalı sağlıkçılara


Okurlarımız pandeminin ilk günlerinde Sol Portal’da yayınlanan “Küba tek başına dünyayı kurtarabilir mi?” başlıklı yazımızı anımsayacaklar. Yazımızda Küba’nın COVID 19 mücadelesinin kendi ülkesiyle sınırlı olmadığını, Kübalı sağlık emekçilerinin aynı zamanda Küba’dan yardım isteyen bütün ülkelerin yardımına koştuğunu anlatmıştık (1). Şimdi Küba’nın bu tutumunun ardındaki motivasyonu tartışacağız.

23 Temmuz 2020 Perşembe

Aile hekimliğinde 10 yıl geçti



Türkiye’de sağlıkta birinci basamağın özelleştirilmesinin, birer “devlet” kurumu olan Sağlık Ocaklarının kapatılarak, yerine “özel” aile hekimi muayenehanelerinin açılmasının üzerinden tam 10 yıl geçti.

22 Temmuz 2020 Çarşamba

Hoş geldin bebek




Bu sabah whatsapp mesajıyla uyandım. Günlerdir beklediğimiz Emil bebek sonunda gecikmeli de olsa gelmeye karar vermişti. Birkaç saat sonra whatsapptan Emil’in annesinin göğsünde ilk fotoğrafları geldi. Hoş geldin bebek, yaşama sırası sende…

20 Temmuz 2020 Pazartesi

Salgında iki asırlık deneyimimizi neden kullanmıyoruz?



Pandemi ülkemizi etkisine almaya başladığından beri sanki ülkemiz ilk kez bir pandemiyle karşılaşıyor havası estiriliyor. Oysa Covid 19 ülkemizin karşılaştığı ilk pandemi değil. Tarih boyunca birçok salgına maruz kaldık ve salgın hastalıklarla nasıl mücadele edileceğini bu süreçlerde öğrendik. Belki de bugün Covid 19 karşısındaki acizliğimizi aşmak için geçmişimizi anımsamamız gerekiyor.

18 Temmuz 2020 Cumartesi

Üniversiteler artık bilim yuvası değil


Üniversite sözcüğü Latince bir araya gelmiş bir grup insanı tanımlayan “universitas” sözcüğünden türetilmiştir. Sözcük ilk olarak ortaçağda oluşan loncaların “usta – çırak” ilişkileri bağlamında kullanılmış, çırağına meslek öğreten ustanın, sürecin sonunda mesleği bağımsız icra etme yetkisi (derecesi) bağışlamasından esinlenilerek “derece veren kurum” anlamını kazanmıştır.

6 Temmuz 2020 Pazartesi

Koronavirüs ile mücadelede neredeyiz?



Sıradan bir işçi cinayeti


Temmuz sıcağında sıradan bir gün. Öğle saatlerine doğru ekranların altından kırmızı harflerle Hendek’teki havai fişek fabrikasında patlamalar meydana geldiği haberi akıyor.

 

Anında ilk tepki MHP’li belediye başkanından: “merak etmeyin” diyor, “can kaybı yok”…

1 Temmuz 2020 Çarşamba

AB seyahat kısıtlamasını neden kaldırmıyor?



Avrupa Konseyi dün (30 Haziran) aralarında Cezayir, Fas, Gürcistan, Karadağ, Ruanda, Sırbistan, Tayland, Tunus ve Uruguay’ın da bulunduğu bir dizi ülkeye seyahat kısıtlamasını kaldırırken, Türkiye’ye kaldırmadı (1).

30 Haziran 2020 Salı

Salgının altıncı ayı bitti


Eğer pandeminin başlangıcını geçen yılın son günlerinde (29/30 Aralık 2019) Çin’de tespit edilen vakalar olarak kabul ederseniz, bugünlerde salgının altıncı ayını geride bıraktığımızı söyleyebiliriz. Altı ayın kısa bir değerlendirmesini yapmak, bu süreçten neler öğrendiğimizi kaleme almak ve tarihe not düşmek istedik.

26 Haziran 2020 Cuma

Kerala: Orada, komünist bir eyalet var uzakta…

Hindistan “federal” bir yönetim sistemine sahip ve her eyaletin kendi hükumeti var. Hindistan’ın Kerala eyaleti kurulduğu 1957 yılından beri Komünist Partisi tarafından yönetiliyor. Komünist Partisi 1957 yılından bugüne yapılan 7 seçimi de kazanarak iktidarını korudu ve nüfusu 35 milyona yaklaşan eyaleti sosyalist ilkelerle yönetti.

 

Komünist Partisi’nin izlediği toplumcu politikalar sayesinde Kerala Hindistan içinde eğitim düzeyi en yüksek olan eyalet. Okuryazarlık oranı yüzde 94. Kerala 30 binden fazla sağlık emekçisiyle Hindistan içinde en güçlü halk sağlığı sistemine sahip. Herkesin sağlık hizmetlerine eşit ve ücretsiz ulaştığı Kerala, Hindistan içinde bebek ölümlerinin en düşük, bağışıklama oranlarının en yüksek olduğu eyalet. Hindistan’da doğuştan yaşam bektentisi 68 yıl iken, Kerala’da 77 yıl. Hindistan’ın İnsani Gelişmişlik Endeksi en yüksek eyaleti (0,712). Yine Kerala Hindistan’da birinci basamakta en fazla uzman istihdam eden eyalet.

 

Şüphesiz Kerala yıllardır eğitim ve sağlığa yaptığı yatırımların karşılığını COVID 19 salgını sürecinde fazlasıyla aldı. Bu durum Kerala’nın verileri, Hindistan’ın sermaye partileri tarafından yönetilen diğer eyaletleriyle kıyaslandığında apaçık ortaya çıkıyor.

25 Haziran 2020 Perşembe

Belçika’da salgın yönetimi


Belçika, İstanbul’un yaklaşık üçte ikisi kadar nüfusa sahip bir ülke. 11,5 milyon insanın yaşadığı Belçika’da pandemi sürecinde bugüne kadar 60 binden fazla vaka tespit edildi ve hastalığa yakalananlardan 10 bine yakını yaşamını yitirdi. Bu veriler Belçika’yı dünyada COVID 19 nedeniyle nüfusuna oranla en fazla can kaybı veren ülke (25 Haziran itibariyle Belçika milyonda 839, Türkiye 60) yapıyor. Acaba Belçika bu kadar kötü bir sonuç elde etmek için ne yaptı, salgını nasıl yönetti?

21 Haziran 2020 Pazar

İşçi sınıfı ölümlerin hesabını soracak mı?

Daha Şubat ayında, Dünya Sağlık Örgütü henüz pandemi ilan etmemişken, koronavirüs salgınının ceremesini yine işçilerin ve emekçilerin çekeceğinden endişe ettiğimizi belirtmiştik (1, 2). Maalesef gelişmeler bizi haklı çıkarttı. İşçi sınıfı ne Türkiye’de, ne de sermayenin egemen olduğu diğer coğrafyalarda salgına müdahale etmedi veya edemedi, sorunu sermayenin çözmesini bekledi ve çok ağır kayıplar verdi, vermeye de devam ediyor.

 

İşçi sınıfının COVID 19 salgını nedeniyle kayıpları saymakla bitmez. Birçok emekçi işini, ekmeğini yitirdi, yoksullaştı, yardımlara ve sadakalara muhtaç duruma düştü. Birçok emekçi salgının en şiddetli seyrettiği günlerde korunmasız çalışmak zorunda bırakıldı ve hastalandı. Fakat şairin dediği gibi “ölümden öte köy” yok. Biz burada yalnızca ölümlere odaklanacağız.

19 Haziran 2020 Cuma

İşçiler 21. yüzyılın İSG taleplerini oluşturmalı

İşçi sağlığı ve güvenliğinin (İSG) toplumsal bir sorun olarak belirginleşmesi, sanayi devriminde üretime makinaların girmesiyle işyerlerinin birer “mezbaha” haline gelmesine dayanır. İşçiler İSG talepleriyle ekonomik – demokratik ve politik örgütlerde bir araya gelerek mücadeleye başladılar.  

10 Haziran 2020 Çarşamba

1844’te İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu

Friedrich Engels 1820 yılında Almanya’da doğmuştur. 1837 yılında tahsilini yarım bırakarak babasının yanında çalışmaya başlayan Engels, askerliğini yaptıktan sonra 1842 yılında aile şirketinin işlerine yardımcı olmak için sanayi devriminin merkezi olan Manchester’a (İngiltere) gider. Bu yıllarda İngiltere tekstil sektöründe dünya devidir. Tarımsal üretimin yoğunlaşması ve merkezileşmesiyle birlikte pazarlarda rekabet güçlerini yitiren küçük çiftçiler Manchester gibi sanayi kentlerine akın etmiş, sanayi kentlerinin nüfusları altyapılarının kaldıramayacağı ölçüde artmıştır. Bütün bunlara bir de on dokuzuncu yüzyılın en büyük ekonomik bunalımı (1841/1842) eklenince dönemin sefaleti başta Charles Dickens olmak üzere birçok yazarın kaleminden İngiliz edebiyatına yansımıştır.

9 Haziran 2020 Salı

İlk işyeri hekimleri işçilerdi

Çalışma yaşamı tarihin bütün dönemlerinde emekçiler için birçok “tehlike” barındırmıştı, fakat Sanayi Devrimi işyerlerini emekçiler için sözcüğün tam anlamıyla birer “mezbahaya” çevirdi.  İşçiler açlıktan ölmemek için girmek zorunda kaldıkları fabrikalarda çoğu kez kollarını, bacaklarını ve bazen de yaşamlarını yitiriyorlardı.

 

Zamanla kendi sorunlarına kendileri sahip çıkmazlarsa, sorunlarının asla çözülemeyeceğini anlayan işçiler, sorunları etrafında bir araya gelmeye, örgütlenmeye başladılar. Bu dönemde Avrupa’nın en bilinçli işçileri Almanya’daydı. İşyeri hekimliğinin temellerini 1880’lerde işyerlerinde kazaları önlenmesi ve işçi sağlığı için harekete geçen Alman işçiler attılar.

Yukarı Silezya Tifüs Salgını Raporu (1848)

Rudolf Virchow 1821’de Schivelbein’de doğdu. Berlin Askeri Tıp Fakültesi’nden (Friedrich-Wilhelm Enstitüsü) 1843’de mezun oldu. Berlin’de Charité Hastanesi’nde intörnlüğünü tamamladıktan sonra lisans sınavını vererek hekim unvanı aldı ve Robert Froriep’in yanında patoloji eğitimine başladı. 1847’de askeriyeden ayrılarak Charité Hastanesi’ndeki görevine ek olarak Berlin Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu.

Çok renkli ve fırtınalı bir yaşam süren Virchow’un detaylı bir biyografisini sunan Ackerknecht, Virchow’un yaşamında başlıca dört alanda sivrildiğini belirtmektedir: patoloji, halk sağlığı, antropoloji (Truva’nın ortaya çıkartılması dahil) ve politika. Virchow’a “Patoloji’nin Babası”, “Alman Hekimliği’nin Babası” ve “Toplumcu Tıbbın Babası” unvanları layık görülmüştür.

80 yıllık yaşamına iki binden fazla eser sığdıran Virchow’un tıbba en önemli katkılarından biri, patolojik sürecin temel birimi olarak hücre kuramının kapsamlı bir şekilde sunulduğu Hücresel Patoloji’dir. Ancak bu çalışmada Virchow, toplumcu tıp yaklaşımının oluşumu ve gelişimine katkısı bakımından ele alınacaktır.

7 Haziran 2020 Pazar

SSCB’nin son yıllarında hekimlikte sınıf mücadelesi

Son yıllarda Sovyetler Birliği üzerine çok sayıda kitap yayınlandı ve Sovyetler Birliği’nin kapitalizme geri dönüşünün sanıldığı gibi “aniden” gelişmediği, bir “sınıf mücadelesi” sürecinin sonunda gerçekleştiği ortaya çıktı. Bu mücadele yalnızca politik iktidarın ele geçirilmesiyle sınırlı değildi, yaşamın sağlık da içinde bütün alanlarına ve hücrelerine yayılıyordu. Bu yazımızda bu mücadelenin hekimlik alanında nasıl geliştiğine göz atmaya çalışacağız.

4 Haziran 2020 Perşembe

Sosyalizmin tıbba katkısı: Dispanserizasyon yöntemi

Sosyalist sağlık hizmeti, kapitalist sağlık hizmetinin neredeyse tam tersidir. Bunun nedeni kapitalist toplumlarda sermayenin gereksinimlerine göre örgütlenen sağlık hizmetinin hastalık odaklı olması, sosyalist toplumlarda ise işçi sınıfının ve toplumun gereksinimlerine göre örgütlenen sağlık hizmetinin sağlık odaklı olmasıdır.

 

Kapitalist sağlık hizmetinin odağı hasta birey iken, sosyalist sağlık hizmetinin odağı sağlam birey ve toplumdur. Bu bağlamda aslında kapitalist toplumlardaki sağlık hizmetlerine hastalık hizmetleri denmesi daha doğrudur. Kapitalist toplumda bireylerin sağlık kurumlarına, doktorlara genelde hastalandıklarında başvurmaları beklenir. Nitekim kapitalist bir ülkede ister aile hekimine, ister hastaneye gidilsin, hekimin soracağı ilk soru: "şikâyetiniz nedir?" olacaktır. Hani, bir şikâyetiniz yoksa burada ne işiniz var gibi…

2 Haziran 2020 Salı

Sermaye normalleşirken

Salgının başından beri sonuçlarına ilişkin bütün öngörülerimizin doğrulanmasından dolayı çok üzgünüz. Keşke yanılmış olsaydık, keşke sermaye bizi utandırsaydı ve bugün sermayeden “önyargılarımız” nedeniyle özür diliyor olsaydık. Fakat akrep ile kurbağanın öyküsü bir kez daha yinelendi ve akrep akrepliğini yaptı, biz de kurbağalığımızı yaptık…

 

31 Mayıs 2020 Pazar

Ne oldu da insanlar sağlıkçılara saldırmaya başladı?

 


Kuşkusuz bir soruna birçok açıdan bakılabilir, fakat sorunlara “tarihsel ve toplumsal” bir mercekten bakmak, sorunun “kalıcı” çözümü için en akılcı olanıdır.

 

Öncelikle tarihsel bir yaklaşım içinde, hekimlik yaparken hikaye alır gibi, “ne zamandan beri” sorusunu sormalıyız. Sağlık emekçilerine yönelik şiddet ne zamandır bu boyutlara ulaştı?

 

Sonra, bu tarihsel süreçte toplumsal yaşamda bu olaylarla ilişkili olabilecek değişimleri incelemeliyiz. Hekimlik yaparken birtakım tetkikler istemiyor muyuz?

 

Çözümün ipuçları aslında hekimlerin hastalarını muayene ederken kullandıkları bilimsel yönteme çok benzeyen bu yaklaşımla kolayca bulunabilir.

Dünyada ilk Sağlık Bakanlığı hangi ülkede kuruldu?

Aslında bu sorunun yanıtı çok iyi biliniyor: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) veya o dönemdeki adıyla Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC). Fakat SSCB’de kapitalizme dönüş sonrasında bu gerçek tartışma konusu haline geldi. Rusya’da bazı akademisyenler, “Çarlık Rusya'sında zaten bir Sağlık Bakanlığı vardı” demeye başladılar. Diğer yandan aralarında Küba'nın da bulunduğu bazı ülkeler, tarihteki ilk Sağlık Bakanlığı’nın kendi ülkelerinde örgütlendiğini iddia ettiler.
 
Tabii burada mesele Bakanlar Kurulu’na bir sandalye daha konması değil. Bir devletin sağlık için bir “Bakanlık” kurması, sağlığı bireylerin “özel” sorunu olarak değil, “toplumsal” bir sorun olarak gördüğünün, bu alanda sorumluluk üstlendiğinin ifadesidir.

Biz “bunu tarihte ilk kez sosyalistler yaptı ve sermayeyi de sağlık konusunda sorumluluk almaya zorladı” diyoruz, SSCB’nin 1918'de örgütlediği Sağlık Halk Komiserliği’nin tarihteki ilk Sağlık Bakanlığı olmadığını savunanlar, sosyalizmin bu konuda bir yenilik getirmediğini söylüyor.

29 Mayıs 2020 Cuma

SSCB'de sağlık hizmetinin örgütlenmesi


SSCB’DE ÖRGÜTLENEN İLK SOSYALİST SAĞLIK BİRİMİ


1917 yılının Ekim ayında Bolşevikler başta Moskova ve Petrograd olmak üzere sanayi merkezlerinin Sovyet’lerinde çoğunluğu oluşturmaya başlayınca, Rusya’da devrim çanları çalmaya başlamıştı. Petrograd İşçi ve Asker Vekilleri Sovyeti’nde bir Askeri Devrimci Komite kurularak ayaklanma hazırlıklarına başlandı.

Askeri Devrimci Komite, Dr. Mikhail Ivanovich Barsukov’u ayaklanma sürecinde Kızıl Muhafızlara sağlık hizmeti sunacak bir Sağlık Birimi oluşturmakla görevlendirdi. Barsukov Smolni’nin alt katında işçilere ilkyardım eğitimi verdi ve komünist sağlıkçı ve ilkyardım eğitimi alan işçilerden sağlık ekipleri oluşturdu.

6 Kasım'ı 7 Kasım'a bağlayan gece yarısından sonra ayaklanma başladığında Barsukov’un örgütlediği sağlık ekipleri Nevski caddesi üzerinde, Kışlık Saray karşısında ve istasyonlarda konuşlanarak Kızıl Muhafızlara destek verdi ve Sovyetler Birliği’nde örgütlenen ilk sağlık hizmeti olarak tarihe geçti.

Sağlık Birimi devrimden sonra da, ülkede devrime sempati duyan hekimleri ve sağlık emekçilerini bir araya getirmek ve sağlık hizmetlerini yeniden örgütlemekle görevlendirildi. Hızla bütün İşçi ve Asker Vekilleri Sovyet'lerinde birer Sağlık Birimi örgütlenmeye başlandı. 

24 Mayıs 2020 Pazar

Küba hekimliği halkın hizmetine nasıl soktu?

Küba devriminin liderlerinin büyük hayalleri vardı. Fidel Castro devrimcilerin hayallerini, nasıl bir Küba istediklerini ilk kez Moncada Programı olarak da bilinen, Tarih Beni Aklayacaktır başlıklı savunmasında dile getirmişti. Başka bir dünya hayal ediyorlardı. Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir dünyanın hayalini kuruyorlardı.

 

Fidel aynı zamanda başka bir hekimlik, başka bir sağlık hizmeti de hayal ediyordu. Fidel'in hayalindeki hekimlik, insanlara yardım etmek için hastalanmalarını beklemiyor, hastalıkları önlemeyi birinci görevi olarak kabul ediyordu. Fidelin hayalindeki sağlık hizmeti büyük şehirlerde örgütlenip, Sierra Maestra’dan köylülerin gelmesini beklemiyor, kendisi köylere gidiyordu.

21 Mayıs 2020 Perşembe

Küba'nın ulusal bağışıklama programı

Küba 1959’dan beri çocuk felci, sıtma, difteri, kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve boğmacayı elimine etmeyi başardı. Sarı humma, kolera, verem hastalığının şiddetli formları, köpeklerden geçen kuduz, leişmanya, Şagas hastalığı, HIV’nin anneden bebeğe (dikey) geçişi, doğumsal sifiliz gibi hastalıklar ile yenidoğan tetanosu ve doğumsal kızamıkçık sendromu gibi klinik durumları toplum sağlığı sorunu olmaktan çıkarttı. Erişkin tetanosu, hemofilus influenzanın (tip B) ve menengokokların (tip A, B ve C) yol açtığı menenjit, hepatit B, tifo gibi sorunlar nadir görülen hastalıklar arasına girdi.

15 Mayıs 2020 Cuma

Küba dünyaya salgınlarla mücadele dersi verdi


COVID 19 salgınının ilk günlerinden itibaren yayınladığımız yazılarda, sorunu “toplumcu” bir mercekten değerlendirmeye ve mücadelede öne çıkan toplumcu tıp pratiklerini aktarmaya çalıştık.  2 Şubat 2020’de yayınladığımız Ölüm hep bize mi düşüyor?” başlıklı yazımızda, yaklaşan felakette insanları virüsün değil, eşitsizliklerin öldüreceğinin altını çizdik. 25 Şubat’ta Koronavirüs sınavıbaşlıklı yazımızda, salgının ülkelerin sağlık sistemleri için bir “sınav” olacağını belirttik.


18 Mart’ta Çin’de koronavirüsü kamucu yaklaşım yendi başlıklı yazımızda Çin’in salgını nasıl kontrol altına aldığını öykülerken, Bireyci tıp salgınla baş edemez başlıklı yazımızda da Küba’nın salgına ilişkin ilk eylemlerini aktardık. 31 Mart’ta Koronavirüsün politik ekonomisibaşlıklı yazımızda insan sağlığının gereksinimleriyle, sermaye birikiminin gereksinimlerinin nasıl “taban tabana” bir çelişki içinde olduğunu göstermeye çalıştık.

Son olarak 3 Nisan’da Koronavirüsle nasıl mücadele edilir? Küba örneği başlıklı yazımızda, hastalığı kısa sürede kontrol altına almayı başaran Küba’nın salgın sürecinde neler yaptığını aktarmaya çalıştık. Bu yazımız, son yazımızın bir devamı niteliğinde. Bazı kaçınılmaz tekrarlar var fakat bu yazımızda konuyu daha derinliğine ele almaya çalıştık.

14 Mayıs 2020 Perşembe

Umelisa: Küba’dan COVID 19 tanısında yeni teknoloji


Küba’nın daha önce ana – çocuk sağlığı gibi çeşitli ulusal sağlık programlarına teknolojik destek veren İmmünoessay Merkezi,  altı hafta gibi kısa bir sürede COVID 19 tanısında kullanılacak Ultramikroanalitik Sistemi geliştirdi.  Umelisa SARS COV-2 IgG olarak adlandırılan yeni sistemin oldukça iyi duyarlılık ve özgüllük düzeylerine sahip olduğu belirtiliyor. 

Yeni sistem öncelikle COVID 19 için erken tanı olanağı getiriyor. Yaklaşık iki saatte sonuç alınabiliyor. Bir defada çok sayıda örnek incelenebiliyor ve böylece test süreçleri hızlandırılıyor. Ayrıca sistem sayesinde toplumun virüse maruz kalma düzeyi de belirlenebilecek. Bunun virüsü daha iyi tanıyabilmek ve virüse karşı gerekli tedbirleri belirleyebilmek için yürütülecek epidemiyolojik çalışmalar yönünden büyük önemi var

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Ütopya'dan Üpisteme'ye yolculuk

Thomas More’un ütopyasını bilirsiniz. More, 1516 yılında yayınladığı kitabında, akla, bilime, kültüre ve sanata dayalı “yeni” bir toplum hayal etti. Kitabında daha sonraki 500 yıl boyunca insanlığa esin kaynağı olmuş birçok düşünce vardı: herkese eşit ücretsiz sağlık hizmeti, planlı şehirleşme, 6 saatlik işgünü bunlardan yalnızca birkaçı… More kitabına “olmayan yer” anlamında, Yunanca “ou” ve “topos” sözcüklerinden türettiği “ütopya” adını verdi. İnsanlık ortaçağ karanlığından aydınlığa giden yola bu hayalle çıktı. 

5 Mayıs 2020 Salı

İşçilerin sağlığının korunması, işçilerin kendi işi olmalıdır


Bu hafta İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) haftası. Salgın nedeniyle salon toplantıları yapamayan kuruluşlar basın açıklamalarıyla yetiniyor. TMMOB açıklamasında, 2012'de İSG Kanunu'nun çıkartılmasından sonra iş kazalarının arttığını belirtmiş. Muhtemelen “yetkililer” bu durumu ‘eskiden de bu kadar kaza oluyordu, yasadan önce “bildirimler” kötüydü, zamanla düzeldi, bu nedenle sayı artmış görünüyor’ diyerek açıklayacaklar. Elimizde başka veri olmadığı için çaresiz inanacağız…

2 Mayıs 2020 Cumartesi

İşgünü saatinde Sovyetler Birliği dünyanın çok ilerisindeydi

İşçi sınıfının “işgününün kısaltılması” talebi, artı değer sömürüsüne dayanan sermaye düzenine karşı mücadelesinde önemli bir yer tutar. Proletaryanın 19. yüzyıl boyunca sürdürdüğü kararlı mücadeleyle işgünü 16 saatten 10 saate indirilebilmiştir.
1866 yılında Birinci Enternasyonal’in talepleri arasında “8 saatlik işgünü” talebinin bulunması ve 1 Mayıs 1890’da bütün dünyada “8 saatlik işgünü” için uluslararası eylem çağrısı yapılması, sosyalistlerin tarihsel olarak işgününü kısaltma mücadelesine verdiği önemin somut göstergesidir.

30 Nisan 2020 Perşembe

Ütopya'da sağlık

Ütopya (1), Thomas MORE (2) tarafından 16. yüzyılın başlarında ortaya konmuş bir toplumsal projedir. ' Toplumsal yaşamdaki bütün kötülüklerin kaynağının özel mülkiyet olduğu savunan More, ideal bir toplumun, ancak özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşebileceğini, böylece herkesin genel fayda için çalışacağını, kişisel çıkarın halkın ortak çıkarı ile birleşeceğini düşünmüştür. 

More, projesini, Portekizli bir gezgin olan ve Amerigo Vespucci 'nin (3) Yeni Dünya yolculuklarına katılan öykü kahramanı Raphael Hytloday ın ağzından anlatır. Raphael bu yolculuklardan birinde Ütopya adasına gitmiş ve burada beş yıl yaşadıktan sonra, "yeni" dünyayı "eskisine" anlatmak için geri dönmüştür. 

Ütopya bir tarım toplumudur. Her şey toplumun ortaklaşa mülkiyetindedir. Bütün zenginlikler ve ürünler, herkesin ortaklaşa emeğiyle yaratılmakta ve herkese gereksinimi ölçüsünde, eşit olarak paylaştırılmaktadır. Ülkenin bütün kurumları (politika, hukuk, eğitim, sağlık, askerlik, din vb.) bu ilişkiler temelinde yükselmekte ve gündelik yaşam, bu ilişkilerin birer fonksiyonu olarak kendisini göstermektedir. 

Çalışmamızın amacı, More'un Ütopya'sında ortaya konan sağlık alanındaki görüşleri incelemek ve 16. yüzyıl başlarında ortaya atılmış olan, ancak üzerinden beş yüzyıl geçmiş olmasına rağmen henüz aşılamamış bulunan ülkülere yeniden dikkat çekmektir. 

27 Nisan 2020 Pazartesi

Sovyetler Birliği’nde aşılama – bağışıklama çalışmalarının örgütlenmesi The organization of vaccination – immunization works in the Soviet Union


ÖZET
Sovyetler Birliği Ekim Devrimi’nden sonra önleyici tıbbı ve birincil sağlık bakımını önceleyen yeni bir sağlık bakımı politikası benimsedi. Bu halk sağlığı alanında, kapitalizm altında alınması olanaksız olan bir dizi tedbirin alınmasını olanaklı kıldı. Sovyetler Birliği çiçek virüsünü kalıcı olarak eradike etmek için etkin tedbirler aldı. Nihayet çiçek hastalığı, Sovyetler Birliği tarafından başlatılan,     o zamana kadar görülmemiş olan ve dünyanın en büyük halk sağlığı başarılarından biri olarak kalan bir bağışıklama kampanyası sayesinde eradike edildi.

Anahtar sözcükler: Bağışıklama, sosyalist sağlık hizmeti, önleyici tıp, Sovyetler Birliği

SUMMARY
After the October Revolution, the Soviet Union adopted a new healthcare policy that prioritized preventive medicine and primary health care. This has rendered possible the introduction of a number of measures in the domain of public health which were impossible under capitalism. The Soviet Union has taken effective measures to eradicate smallpox virus on permanent basis.  Finally, smallpox was eradicated in 1980 thanks to an unprecedented immunization campaign that launched by the Soviet Union, and remains one of the world’s greatest public health achievements.

Key words: Immunization, socialist health service, preventive medicine, Soviet Union

23 Nisan 2020 Perşembe

Sosyalizmin tütünle imtihanı

Tarihçiler, Lenin’in tütün kullanmadığını ve yanında tütün kullanılmasından da hiç haz etmediğini yazarlar. Fakat Lenin’in tütün karşıtı mücadelesinin, Şubat devriminin hemen sonrasında başladığını bilenlerin sayısı oldukça azdır.

20 Nisan 2020 Pazartesi

Nereden çıktı bu koronavirüs?


İnsan herhalde canlılar içinde en meraklı olanı. Her şeyi merak ediyor, nedenini niçinini sorguluyor ve ancak şöyle veya böyle bir açıklama üreterek rahatlayabiliyor. Bugünlerde de en büyük derdimiz koronavirüs. Öyle ya, durduk yere nereden çıktı bu virüs?

18 Nisan 2020 Cumartesi

Kapitalist tarım bir halk sağlığı sorunudur


21. yüzyıla artık çok eskilerde kaldığını sandığımız bulaşıcı ve salgın hastalıklarla girdik. Bir yanda bugünkü gençlerin adını dahi duymadığı bazı hastalıklar hortluyor ve yeniden sağlık sorunu haline geliyor, diğer yanda hiçbirimizin tanımadığı yepyeni virüsler, yeni hastalıklar türüyor. Bu yazıda yaşananların tesadüf olmadığını, gıdalarımızın “nasıl” ve “ne amaçla” üretildiğiyle “doğrudan” ilişkili olduklarını anlatmaya çalışacağım.

Latin Amerika’nın toplumsal kurtuluş mücadelesinde sağlıkçılar

Latin Amerika’da 20. yüzyılın son yarısı boyunca süren Topluma Dayalı Birinci Basamak Sağlık Hizmeti’nin en parlak günlerinden, bugün 21. yüzyılda süren Herkese Sağlık ve Haklar mücadelemiz için neler öğrenebiliriz?  Bence, değişim için mevcut örgütlü eylem stratejilerimizin yaşama geçmesine yardımcı olacak çok şey... Zor zamanlardan kalma yaşlı bir eylemci olarak, sizinle o günlerde sağlığı teşvikçilerin ve taban hareketi ağlarının sağlık ve sosyal adalet mücadelesinde oynadıkları rol hakkında bazı öyküler ve dersleri paylaşmak istiyorum.

BTM’de gece nöbeti

Cuma günü Sanare’deki Bütüncül Tanı Merkezi’nde (BTM) Dr. David ile gece nöbetine kaldım. Cuma nöbetleri genellikle sakindir, hastalar saat 10’dan sonra çok gelmez. Cumartesi ve Pazar nöbetleri içki alıp kavgaya tutuşan insanlar veya motosiklet kazalarıyla daha yoğundur. Dr. David travma odasında açık kırıkları tespit ettiğini, akut miyokard enfarktüsüne (kalp krizi) trombolitik tedavi verdiğini ve birkaç ateşli silah yaralanmasını da yakındaki hastaneye sevk etmeden önce stabilize ettiğini söyledi. Sanare göreli sakin, küçük bir şehir, fakat Dr. David’in söylediği gibi Venezuela Latin Amerika’da Meksika ve Kolombiya’nın ardından üçüncü en çok şiddet görülen ülkesi. 

Düzen içinde çözüm arayan düzene payanda olur

El Salvador’un sağlık politikalarından sorumlu Sağlık Bakan Yardımcısı Eduardo Espinoza’nın geçtiğimiz yıl 23 – 28 Kasım 2014 tarihlerinde San Salvador’da düzenlenen 13. Latin Amerika Toplumcu Tıp Birliği (ALAMES) Konferansı’nda yaptığı konuşmadan bazı bölümleri aktarıyoruz.

Küba’da insanlar ne yiyor?

Geçtiğimiz hafta TTB’nin davetlisi olarak İstanbul’da bir konferans veren Dünya Tabipleri Birliği Başkanı Sir Michael Marmot, bir soru üzerine Küba’da yiyecek sıkıntısı bulunduğunu ve son yıllarda Küba’nın bu sorunu çözmek için tarımda özelleştirmeye gittiğini söylemişti (1). Aslında bu konuda daha yeni yayınlanmış bir kitap bunun tam tersini söylüyordu (2), fakat koskoca Dünya Tabipler Birliği başkanı da yalan söylüyor olamazdı. Bu nedenle konuyu biraz daha araştıralım dedik.

7 Nisan 2020 Salı

İşçi sınıfı salgınla mücadeleye el koymalı




Buruk bir “Dünya Sağlık Günü”


Bu yıl Dünya Sağlık Günü, bütün hızıyla devam eden bir virüs pandemisinin gölgesinde kutlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ilk kez 1950 yılında kutlanan ve bugün yetmişincisini kutladığımız günü, COVID 19 mücadelesinde en ön safta yer alan hemşire ve ebelere adadı.
DSÖ insanlardan, daha sağlıklı bir dünyada yaşamamıza yardımcı olan hemşirelere ve ebelere teşekkür etmelerini istiyor. Binlerce kez teşekkür ederiz.

4 Nisan 2020 Cumartesi

Kapitalizm, emperyalizm, sınıf ve Ebola?

Son aylarda hayatımıza yeni bir hastalık daha girdi: Ebola.

Ebola hastalığını TV ekranlarındaki panik görüntüleriyle tanıdık. Havaalanlarından karga tulumba ambulanslara atılıp, bilim-kurgu filmlerde gördüğümüz sahnelerle hastanelere taşınan “şüpheliler”, ABD’nin salgını sınırlamak için “askeri çözüm” önerileri ve Dünya Sağlık Örgütü’nün, eğer salgın 2015 Mart’ına kadar sınırlanamazsa yüzbinlerce kişinin ölebileceği yolundaki uyarıları... Elbette bu arada zengin ülkeler salgına karşı mücadele için ceplerinden ne kadar çıkacağının tasasındayken, yoksul Küba’nın geleneksel enternasyonal dayanışma çerçevesinde hemen harekete geçerek Afrika’nın yardımına koşması unutulmamalı.

3 Nisan 2020 Cuma

Koronavirüsle nasıl mücadele edilir? Küba örneği


Dünya “yeni koronavirüsle” tanışalı üç ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) artık salgın “pandemi” haline geldi diyeli iki ay oldu. Bu süre içinde hastalık dünyanın hemen her köşesine yayıldı, bir milyondan fazla insan virüsle enfekte oldu ve 50 binden fazla hasta yaşamını yitirdi.

Halk TV'de COVID 19 mücadelesi konulu konuşma



31 Mart 2020 Salı

Koronavirüsün politik ekonomisi


Türkiye’nin COVID 19 mücadelesinde 30 Mart gecesi çok önemli bir dönüm noktası oluşturuyor. 30 Mart gecesi açıklanan tedbirler, Türkiye’nin COVID 19 mücadelesinde insan sağlığını değil, sermaye birikiminin gereksinimlerini öncelediğini açıkça ortaya koymuştur. Bu makalemizde önce insan sağlığının, sonra sermaye birikiminin gereksinimlerini ortaya koyacak ve bunların birbirleriyle nasıl çelişki içinde olduklarını göstermeye çalışacağız.